Ferhan Şensoy’un Ödülü

17 Mayıs 2015 Pazar

Sevgili,
“Derken bir gün zart diye giriyor sınıfa gözünde şişe dibi gözlükler, elinde tahta ağızlığı, ağır ağır yürüyor kürsüye saçı epeyce dökülmüş, kararlı dev adam
-Oturun! diyor yarım göt ayağa kalkmış ve gereken suskunluğa henüz ulaşmamış olan bizlere.
-Mollalar o önünüzdeki üstünde ‘Edebiyat’ yazan kitap okunmayacak! Ananıza babanıza söyleyin size birer Sait Faik külliyatı alsın. Haftaya edebiyat! Bu ders serbestsiniz, diyerek çekip gidiyor sınıftan.
Tahir Alangunun bu muhteşem anarşist tavrını çok beğenerek, onu özleyerek bekliyoruz ikinci edebiyat dersini. Alangu sınıfın kapısında belirince de birden çakı gibi dikiliyor sınıf, kıl kıpırdamıyor. Tören suskunluğu içindeyiz. Sıraların üstünde yalnız Sait Faik kitapları.
Açın ‘Semaver’ hikâyesini! Sen Oku! diyor parmağıyla Nedim’i göstererek....
...Bir ay içinde herkes Sait Faik’i hatmetmiş durumda... Her gün yeni bir pencere açıyor bize Tahir Baba... Sınıfta neredeyse herkes öykü yazmaya başlıyor... Birden fazla duvar gazetesi çıkarılıyor. Teneffüslerde sabırla okuyor duvar gazetesine yazdıklarımızı Alangu.
Birinin ukala velisi müfredat programını uygulamıyor, diye şikâyet etmiş hocamızı, Ankara’dan müfettiş geliyor. Sınıfa sokmuyor müfettişi Alangu.
-Arkadaşlarla edebiyat görüşüyoruz. Edebiyatın teftişi olmaz çok ayıptır! diyerek yolcu ediyor, hiç böyle bir adam görmemiş olan şaşkın müfettişi.
Sonra bir gün içimizden birilerini dolma parmaklarıyla göstererek,
-Sen! Sen! Sen! Sizler yazar olacaksınız, bu işin peşini bırkmayın... Çok okuyun. Günlük tutun mollalar! diyor. Tahir Alangu’nun parmakla gösterdiğinde utanarak önüne bakan, yüzü kızaran bu küçük çocuklar, Nedim Gürsel, Selim İleri, Mahir Şaul, Engin Ardınç, İzzet Yasar, Ferhan Şensoy...”

***

“Kalemimin Sapını Gülle Donattım” da Ferhan Şensoy Galatasaray’da filizlenen yazarlığa başlamasını böyle anlatır.
Onun Çarşamba’daki, Ünye’deki çocukluk yıllarına kadar uzanan bir geçmişi olsa da tiyatroculuğunda da Galatasaray Lisesi’nin damgası vardır...
Bak Sevgili, çocukluğunun tiyatro macerasını nasıl anlatıyor Ferhan:
“Kimi skeçler ve şarkılardan oluşan, güncel olarak değişkenlik içeren, o gün Ünye’de, ülkede ya da dünyada olup bitenlere, tuluata yer veren örneğin o yaz insanoğlunun aya ayak basması üzerine yazıp, bestelediğim ve Yıldız Tiyatrosu’nun klasik final şarkısı haline gelen ‘Gitti Geldi Apolla’ şarkısıyla o gün rum evinin çamaşırlığında yaptığım şey, benim çok yıllar sonra öğrenerek, okullar okuyarak, önemli ustalara çırak olarak vardığım tiyatronun iskeletiymiş meğer. Yıldız Tiyatrosu bilet de sattığına göre Ünye’de Çamurlu mahallesi çevresinde de olsa bir anlamda profesyonel bir kabare tiyatrosuydu.
Değil kabare ben doğru dürüst tiyatro izlemiş değilim. Türkiye’de henüz kabare tiyatrosu kavramı yok, ben henüz Haldun Taner’i tanımıyorum. Devekuşu Kabare Tiyatrosu’nun kuruluşuna daha beş yıl var.
Şamata gecesinde öğretmen taklitlerimi dinleyen Haldun Bey Tevfik Fikret Salon’unun kapı ağzında:
-Sen kabarecisin! dedi. On yedi yaşımdayım, kabare nedir bilmiyorum.”

***

Yetişmesine katkısı olan Galatasaray Lisesi’nin derneği 15 Mayıs Cuma akşamı Ferhan Şensoy’a, yazar, oyuncu, tiyatro adamı olarak, edebiyat, tiyatro, sinema alanındaki hepsi verimli etkinlikleri sırasında, gösterdiği üstün başarı ve titizlikle koruduğu ilkeleri dolayısıyla Galatasaray Büyük Ödülü’nü verdi. Ödülün gerekçesini bugünkü Kültür Sanat sayfasında, bulabilirsin.
Cuma gecesi oradaydım.
Hem içinden yetiştiğim yuvanın Ferhan Şensoy’a verdiği ödülü izledim. Hem de Ferhan’ın bizlere verdiği ödülü...
Evet Ferhan Şensoy’un eserleri de izleyicilerine en güzel ödül.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Düzen namus istemiyor 23 Temmuz 2021
Bir 20 Temmuz sabahı 20 Temmuz 2021
İstese de gidememek 13 Temmuz 2021