Hani Bunun İlk Sahibi?

Hani Bunun İlk Sahibi?

28.08.2014 02:34
Güncellenme:
Takip Et:

Ne zaman bir yazar siyasal iktidarın baskısıyla susturulsa yüreğim burkulur ve herkes susturulan gazeteciye bakarken, ben ise aksine okuruna bakarım “ne yapacak?” diye.
Çünkü asıl izlenmesi gereken yazar değildir, halktır.
Erol Manisalı Hoca “Sansür Özdil’e Değil Halka” başlıklı pazartesi günkü yazısında bunun nedenini şöyle açıklıyor:
-Yılmaz Özdil’in makalesinin sansür edilmesi halkın iradesine vurulmuş bir darbedir.
Kaç kez yazıldı, söylendi, yeniden tekrara gerek var mı?
Basın özgürlüğü aslında, halkın haber alma özgürlüğüdür. Yani özgürlüğün asli sahibi halktır, gazeteci değil. Hakkın hukukun asıl sahibi kamuoyudur, halktır; gazeteci bir vesiledir, kullandığı hak da veâaleten kullanılmaktadır.
Erol Hoca da her zamanki eğitici ve keyif verici biçemiyle bu gerçeği dile getiriyor .
Onu okurken, aklıma Yunus Emre’nin bir beyiti geldi:
“Mal sahibi mülk sahibi
Hani bunun ilk sahibi?”
Konumuza gelince bunu azıcık değiştirerek şu hale sokabiliriz:
“Hak sahibi hukuk sahibi
Hani bunun ilk sahibi?”

***

Doğrusu, böyle yaklaşınca Yılmaz Özdil olayında değişik bir bakış açısına erişiyorsunuz.
Öyle ya hak ve özgürlüğün asıl sahibi, gazeteci veya köşe yazarı değil halk olduğuna göre, asıl hakkı zayi olanın, hukuku ihlal edilenin ortaya fırlayıp “hey ne oluyoruz!” demesi gerekmez mi?
Yani basın özgürlüğünün asıl sahibi olan halkın sesini yükseltmesi gerekirken o cenahta tıs yok; asiller susuyor, ortada ne kadar bağırıp çağıran varsa vekiller!
Kusura bakmayın ama bana bu durumda bir tuhaflık var gibi geliyor.
Gazete sütunlarında ve çevremde de yine pek katılamadığım kimi yorumlara rastladım. Yılmaz Özdil’in kaçıncı olay olduğu hatırlatılıyor ve basın özgürlüğüne saygı göstermediği için Hürriyet’in patronu Aydın Doğan suçlanıyordu.
Bu yorumları görünce elimde olmadan kendi kendime sordum:
- Basın özgürlüğünün esas sahibi olan, ona karşı olduğunu ilan eden kişiyi iki hafta önce cumhurbaşkanı seçtikten sonra Aydın Doğan’a ne yapmak düşer?
Gerçekten de halk yarıdan fazla oyla, tereddüde yer bırakmayacak açıklıkla, daha ilk turda basın özgürlüğüne karşı olan kişiye onay vermişse, Aydın Doğan hangi cüretle çıkıp da şunu söyleyebilir:
- Hayır siz anlamazsınız, basına baskıyı oylarınızla onaylasanız bile, onu servetimi de tehlikeye atarak yine de gerekirse siz hak sahiplerine karşı da savunacağım!

***

Demokratlık mı olur böyle bir davranış yoksa küstahlık mı, ne dersiniz?
Halkın kendi talep etmediği bir şeyi halka zorla sunmaya kalkmaya ne denir?
Bu konuda çok utanç duyduğum bir dersi, Başbakan iken Tansu Çiller’den almıştım.
Bir toplantıda sohbet ederken, biraz da insan haklarına öncelik vermesini önerdiğimde aynen şunları söylemişti:
- İnanın ben de çok istiyorum. Ah biraz da halktan bu yönde talep gelse!
Siyaset dünyasında da, basın âleminde de arz ve talep yasaları egemendir.
Yani siyasetçi, sürekli olarak toplulukların basın özgürlüğü taleplerine muhatap olsa, basın özgürlüğünü çiğnemeye cüret edemez.
Aynı şekilde, gazetenin patronu, siyasi iktidar karşısında biat etmeyen yazarları işten attığı takdirde gazetelerini bir daha satamasa böyle bir şeye tevessül edemez.
Şöyle bir hatırlayın; Yılmaz Özdil, siyasi iktidar karşısındaki tavrı dolayısıyla Hürriyet’ten ayrılma durumunda kalan kaçıncı gazetecidir?
Emin Çölaşan, Bekir Yıldız, Özdemir İnce, Cüneyt Ülsever ve daha niceleri, hep, Tayyip’e ters düştükleri için gittiler de Hürriyet’e ne oldu?
Bir gazete yazarı olarak burada şöyle bir ikilemle karşı karşıyayım:
- Vekil asil için asilin istemediği bir talepte bulunabilir mi? Asil, bir şey istemiyorsa, vekile ne halt yemek düşer?
Evet hani bunun ilk sahibi?  

Yazarın Son Yazıları

İyi insan (19 Mart 2024)

İyi insan

Devamını Oku
19.03.2024
Laiklik nedir?

Laiklik nedir?

Devamını Oku
06.03.2024
Yıldönümü

Yıldönümü

Devamını Oku
03.03.2024
Aslında biliyorlar

Aslında biliyorlar

Devamını Oku
01.03.2024
Vatan nöbeti

Vatan nöbeti

Devamını Oku
27.02.2024
Daha neler olacak?

Daha neler olacak?

Devamını Oku
25.02.2024
Ali Sirmen yazdı...

Türkiye hâlâ laik mi?

Devamını Oku
23.02.2024
Mutluluk mecburiyeti

Mutluluk mecburiyeti

Devamını Oku
20.02.2024
İşin özü

İşin özü

Devamını Oku
18.02.2024
Tehlikeli kavga

Tehlikeli kavga

Devamını Oku
13.02.2024
Kader mi?

Kader mi?

Devamını Oku
11.02.2024
Biat etmeyene hayat yok

Biat etmeyene hayat yok

Devamını Oku
09.02.2024
AKP yanıltıyor

AKP yanıltıyor

Devamını Oku
06.02.2024
Monşer

Monşer

Devamını Oku
04.02.2024
Neler olmaz ki?

Neler olmaz ki?

Devamını Oku
02.02.2024
Ne aceleniz var?

Ne aceleniz var?

Devamını Oku
30.01.2024
Bir ittifak nasıl kurulur?

Bir ittifak nasıl kurulur?

Devamını Oku
28.01.2024
Lütfedilen bir yaşam

Lütfedilen bir yaşam

Devamını Oku
27.01.2024
Ali Sirmen yazdı...

CHP-İsveç-NATO

Devamını Oku
26.01.2024
İyi insan (24 Ocak 2024)

İyi insan

Devamını Oku
24.01.2024
İflas budur işte

İflas budur işte

Devamını Oku
23.01.2024
Sam amcamız bizi attaya götürüyor

Sam amcamız bizi attaya götürüyor

Devamını Oku
21.01.2024
Sokak ve siyaset

Sokak ve siyaset

Devamını Oku
19.01.2024
Nasıl olacak?

Nasıl olacak?

Devamını Oku
16.01.2024
Zor günler

Zor günler

Devamını Oku
14.01.2024
Ali Sirmen yazdı

Türkiye’nin ekseni

Devamını Oku
12.01.2024
Yeni yerel yönetim

Yeni yerel yönetim

Devamını Oku
09.01.2024
Bir Kuvvacı dost

Bir Kuvvacı d

Devamını Oku
07.01.2024
Büyük çıkmaz

Büyük çıkmaz

Devamını Oku
06.01.2024
Din devleti

Din devleti

Devamını Oku
05.01.2024
Belliydi

Belliydi

Devamını Oku
02.01.2024
Aynı anıyı paylaşmak

Aynı anıyı paylaşmak

Devamını Oku
31.12.2023
Aynı vatanı paylaşmak

Aynı vatanı paylaşmak

Devamını Oku
29.12.2023
Durum

Durum

Devamını Oku
26.12.2023
‘Dostum Mozart’

‘Dostum Mozart’

Devamını Oku
24.12.2023
‘Anayasal kabahat!’

‘Anayasal kabahat!’

Devamını Oku
22.12.2023
Seçmenin tepkisi

Seçmenin tepkisi

Devamını Oku
19.12.2023
Bir garip patron

Bir garip patron

Devamını Oku
17.12.2023
Ali Sirmen yazdı...

‘Allah’ın gazabı’

Devamını Oku
15.12.2023
Hamas ve Kuvvacılar

Hamas ve Kuvvacılar

Devamını Oku
12.12.2023