Hünnap

Hünnap

19.10.2014 11:00
Güncellenme:
Takip Et:

Sevgili,
Bu yıl da hünnap mevsimi geldi geçti. Hünnap mevsimi diyorum ama hünnabı bilip bilmediğini bile bilmiyorum.
Latince adı “ziziphus” olan, ilkbaharda güzel kokulu çiçekler açan, boyu 4 metreye kadar uzayan dikenli hünnap ağacı, zeytin büyüklüğünde, yumuşamadan yenecek kıvama geldiğinde içi yeşil, dışı kırmızı - kahverengi meyveler verir.
Şeftalilerin tazelerinin gidip yerlerini buzhaneden çıkanlarını almaya başlamasından sonra kabuğunda yeşili bol, mayhoş mandalinaların yanında manav tezgâhlarında boy gösteren hünnap, pek tanınmış, anılmış, fazla aranan bir meyve değildir. Son yıllarda ceviz büyüklüğünde olanları da çıktıysa da benim aşina olduklarım onlar değildi.
Yatılı okul yıllarımda, hünnapların manav tezgâhlarında boy göstermesiyle, benim “garipliğim, mahzunluğum duyurmayın anama” diyen şairi terennüm ederek “tarifsiz kederler” içinde dolanmaya başladığım anlar aynı zamana rastgelirdi.
Hünnabı severdim ve okul yılı açılışı ari-fesinde hünnabın lezzeti bana hep tarifsiz kederler arasında bir anlık gülümseme gibi gelirdi.
Sonbahar rüzgârından çok, azadelik döne-mime son vermek üzere kapıyı çalan yatılılık günlerinin esintisinden ürpererek manavın önünde durup, küçük kâğıda 10 kuruşluk mu, yoksa 25’lik mi şimdi pek hatırlamıyorum hünnap alırken, kendi kendime mırıldanırdım:
-Hoş geldin sonbahar, hüznünün tesellisi dostum.

***

Nedense de özellikle iki manavdan alırdım hünnapları en çok. Balıkpazarı’nda İstiklal Caddesi’nden girişte ilk sağdaki yerden ya da Galata Köprüsü’nün altındaki manavdan alır, küçük kese kâğıdını yalnızlığımın hüznünü ısıtan yağmurluğumun cebine koyar, basar giderdim.
Yatılı okul bitti. Nefes nefese bir macera olan üniversite başladı. Okulun açılışı sevgiliye kavuşmakla eşanlamlı olunca, sonbaharın hüznü de kalmadı. O zaman farkına varmadım ama, ben de hünnap almaz oldum.
Sonra da ya ben almadığımdan farkına varmadım tezgâhtan düştüğünü ya da o piyasadan kayboldu; artık Hünnap görmez oldum. Taa ki, birkaç yıl önce, bir manavın önünde Mine beni durdurup da hünnapları göstererek “Şunlardan biraz alalım” diyene kadar.
Yarım kilo almasından anladım ki, Mine de hünnap kültürü yok ya da benimkinden değişik. Kesekâğıdın ağzını açıp bana doğru uzattı:
-Al ye bak dedi, çok güzeldir beğeneceksin. Hünnapla ondan önce başlayan ilişkimizden söz etmedim, “bunu bilirim” demedim.
Kesekâğıdının içinden bir hünnap aldım elime, üstünü ovalayarak, güya temizledim, ağzıma attım.
Hiç!
Ne eski aşina bir tat, ne bir koku, ne bir görüntü, ne herhangi bir çağrışım, hiç ama hiçbir duygu uyanmadı bende.

***

Hünnabı artık sevmiyordum, yalnız onunla kalsa iyi. Salt hünnabı artık sevmiyor değildim, onun da ötesinde bana hiçbir şey ifade etmiyordu.
Eski yılları, hünnapla özel ilişkimi hatırlıyordum. Ama anımsamak bende herhangi bir duygu uyandırmıyordu.
Sanki anımsadıklarım başkasının bana anlattığı anıları, duygularıydı.
O zaman ciddi olarak telaşlanıp korktum. Hadi hünnap sevgim ölmüştü.
Bunun nedeni belki de hünnap ile yatılı günlerin tarifsiz kederinin arasındaki bağlantının kaybolmasıydı.
Hüzün kaybolunca, hüznün meyvesinin tadı da birlikte yok olmuştu.
Peki ama ya anılar, onlara ne olmuştu?
Anılarıma, onları hiçbir şey hissetmeden hatırlayacak kadar yabancılaşmaya başlar-sam, bu nerede dururdu?
Yaşlılığın en büyük keyiflerinden birinin anımsamak olduğunu, daha o yaz teknede anı denizlerini kulaçlarken iliklerime kadar hissetmişken, şimdi onu da mı kaybediyordum?
Hüznün meyvesinin lezzeti, yerini anılarıma yabancılaşmanın paniğine bırakmıştı.
Artık hünnabı hiç sevmiyordum.
Mırıldandım:
-Elveda hüzün!

Yazarın Son Yazıları

İyi insan (19 Mart 2024)

İyi insan

Devamını Oku
19.03.2024
Laiklik nedir?

Laiklik nedir?

Devamını Oku
06.03.2024
Yıldönümü

Yıldönümü

Devamını Oku
03.03.2024
Aslında biliyorlar

Aslında biliyorlar

Devamını Oku
01.03.2024
Vatan nöbeti

Vatan nöbeti

Devamını Oku
27.02.2024
Daha neler olacak?

Daha neler olacak?

Devamını Oku
25.02.2024
Ali Sirmen yazdı...

Türkiye hâlâ laik mi?

Devamını Oku
23.02.2024
Mutluluk mecburiyeti

Mutluluk mecburiyeti

Devamını Oku
20.02.2024
İşin özü

İşin özü

Devamını Oku
18.02.2024
Tehlikeli kavga

Tehlikeli kavga

Devamını Oku
13.02.2024
Kader mi?

Kader mi?

Devamını Oku
11.02.2024
Biat etmeyene hayat yok

Biat etmeyene hayat yok

Devamını Oku
09.02.2024
AKP yanıltıyor

AKP yanıltıyor

Devamını Oku
06.02.2024
Monşer

Monşer

Devamını Oku
04.02.2024
Neler olmaz ki?

Neler olmaz ki?

Devamını Oku
02.02.2024
Ne aceleniz var?

Ne aceleniz var?

Devamını Oku
30.01.2024
Bir ittifak nasıl kurulur?

Bir ittifak nasıl kurulur?

Devamını Oku
28.01.2024
Lütfedilen bir yaşam

Lütfedilen bir yaşam

Devamını Oku
27.01.2024
Ali Sirmen yazdı...

CHP-İsveç-NATO

Devamını Oku
26.01.2024
İyi insan (24 Ocak 2024)

İyi insan

Devamını Oku
24.01.2024
İflas budur işte

İflas budur işte

Devamını Oku
23.01.2024
Sam amcamız bizi attaya götürüyor

Sam amcamız bizi attaya götürüyor

Devamını Oku
21.01.2024
Sokak ve siyaset

Sokak ve siyaset

Devamını Oku
19.01.2024
Nasıl olacak?

Nasıl olacak?

Devamını Oku
16.01.2024
Zor günler

Zor günler

Devamını Oku
14.01.2024
Ali Sirmen yazdı

Türkiye’nin ekseni

Devamını Oku
12.01.2024
Yeni yerel yönetim

Yeni yerel yönetim

Devamını Oku
09.01.2024
Bir Kuvvacı dost

Bir Kuvvacı d

Devamını Oku
07.01.2024
Büyük çıkmaz

Büyük çıkmaz

Devamını Oku
06.01.2024
Din devleti

Din devleti

Devamını Oku
05.01.2024
Belliydi

Belliydi

Devamını Oku
02.01.2024
Aynı anıyı paylaşmak

Aynı anıyı paylaşmak

Devamını Oku
31.12.2023
Aynı vatanı paylaşmak

Aynı vatanı paylaşmak

Devamını Oku
29.12.2023
Durum

Durum

Devamını Oku
26.12.2023
‘Dostum Mozart’

‘Dostum Mozart’

Devamını Oku
24.12.2023
‘Anayasal kabahat!’

‘Anayasal kabahat!’

Devamını Oku
22.12.2023
Seçmenin tepkisi

Seçmenin tepkisi

Devamını Oku
19.12.2023
Bir garip patron

Bir garip patron

Devamını Oku
17.12.2023
Ali Sirmen yazdı...

‘Allah’ın gazabı’

Devamını Oku
15.12.2023
Hamas ve Kuvvacılar

Hamas ve Kuvvacılar

Devamını Oku
12.12.2023