‘Ilımlı İslam’ın sonu

26 Kasım 2016 Cumartesi

Son günlerde, Strasbourg’da, Brüksel’de Bonn’da, Ankara’da, Washington’da Halep, Şam ve Bağdat’ta meydana gelen, birbirlerini tamamlayan gelişmeler, bir dönemin sonunu ilan etmekte.
Kapanan dönem AKP’nin 2001’de kurulup, 2002’de iktidara gelmesiyle başlayan ve bir zamanlar, herkese örnek gösterilen, Tayyip Erdoğan’ın kişiliğinde simgeleşen “ılımlı İslam” modelidir.
“Ilımlı İslam” yazılıp uyumlu İslam olarak okunan, modelin ne olduğunu kısaca anımsayalım:
Model referans olarak İslamı kullanan, AKP ve lideri Tayyip Erdoğan’ın İslamı, a) Kapitalizmin kurum ve kurallarıyla, b) AB’nin ve tüm Batı’nın çıkar ve kavramlarıyla, c) ABD’nin başta genişletilmiş Ortadoğu olmak üzere evrensel plan ve politikalarıyla uzlaştırarak, “uyumlu” hale sokma girişimiydi.
Modelin yürümesi için dışarıda söz konusu merkezlerle iyi bir politik eşgüdüm içinde olmak, içeride, gelişmiş çoğulcu bir modele kadar gitmese de, belli başlı temel hak ve özgürlüklere bir ölçüde saygılı, demokrasi çağrışımlı, çok partili rejimi aksatmadan yürütmek, geniş kitleleri inletmeyecek bir ekonomiyi sürdürmek gerekiyordu.

***

ABD’nin önderliğinde dizayn edilip yaşama geçirilen model başlangıçta, 1 Mart tezkeresi fiyaskosu gibi yol kazalarına karşın başarıyla yürümüş, diğer İslam ülkelerine de tavsiye edilen evrensel bir proje haline gelmiş, simgesi ve önderi Tayyip Erdoğan da büyük itibara sahip karizmatik örnek devlet adamı olarak gösterilmiş, Avrupa ile Ankara arasında, aldatıcı da olsa yakınlaşma rüzgârları esmeye başlamıştı.
Uluslararası konjonktürün de yardımıyla yüksek faiz düşük kur politikası, inşaat sektörünün öncülüğünde, özelleştirmeleri de alabildiğine körükleyen ekonomik modelin de uzun erimli olmamakla birlikte sağladığı başarıyla, içeride de işler yolunda gidiyor gibi görünüyordu.
Ama zamanla, örnek lider olarak gösterilen Tayyip Bey’in yönelişleri değişmeye başladı ve politikasının gerçek niteliği konusunda, hâlâ uyanmamış olanlar bile kendi kendilerine sordular:
- Yoksa gizli bir gündemi mi var?
Tayyip Erdoğan önderliğindeki AKP’nin kuruluşunun 15. yılında ılımlı, yani uyumlu İslam modeli tümüyle iflas bayrağını çekmiş durumdadır.
AKP’nin kuruluşunun 15. yılında, Erdoğan politikaları, a) Kapitalizmin kural ve kurumlarıyla, b) Başta AB olmak üzere NATO dahil Batı’nın bütün kuruluşları ve bunların ilkeleriyle, c) Özellikle Trump, ABD’sinin başta Ortadoğu olmak üzere bütün plan ve projeleriyle mutlak bir uyumsuzluk içindedir.
İçeride, bir zamanlar şaşkın solcular ile liboşluk virüsüne bulaşmış olanların da “yetmez ama evet!” sloganıyla destekleyip kutsadıkları Tayyip Bey, Cumhuriyet tarihinin en büyük baskı rejiminin uygulayıcısı olmuş, ekonomik gelişme de çok tehlikeli tıkanma sinyalleri vermeye başlamıştır.

***

Artık bütün dünya Türkiye’deki rejimi diktatörlük olarak nitelemekte, buna da Tayyip Bey bile karşı çıkmayıp “Bunlar birine diktatör diyorsa, benim indimde makbul insandır” demekle yetinmektedir. Kapitalizmin temel kurumlarından faize savaş açan Tayyip Bey Türkiyesi’nde müsadere kurumunu çağrıştıran kayyım atama ve TMSF’ye devir için artık bağımlı yargı kararına bile gerek kalmamıştır.
AP Türkiye ile üyelik müzakere sürecinin askıya alınmasını önerirken, Ankara Şanghay Beşlisi’nin kurduğu Enerji Kulübü’nün 2017 dönem başkanlığını üstlenmekte, NATO da bu gelişmeyi kaygı ile izlemektedir.
Trump yönetiminin yeni Güvenlik Danışmanı Mike Flynn’ın İslamcı akımlarla ilgili açıklamaları ve Suriye’de arazideki son durumlar, Ortadoğu’da ve temelde, Ankara – Washington uzlaşmazlığının artmakta olduğunu göstermektedir.
Görüldüğü gibi her şey, “Ilımlı İslam” projesinin iflasını ilan ediyor.
Acaba durum aktörler arasında bir hesaplaşmayı gündeme getirecek boyuta vardı mı?
Ne dersiniz?  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

En tehlikeli varyant 30 Temmuz 2021
Düzen namus istemiyor 23 Temmuz 2021
Bir 20 Temmuz sabahı 20 Temmuz 2021