Kaldırımı Kim Yürüttü?

Kaldırımı Kim Yürüttü?

09.03.2014 02:00
Güncellenme:
Takip Et:

Sevgili,
Paris’in kimi metro duraklarının, bu arada Bastille istasyonunun duvarları, İnsan Hakları Bildirgesi metni ile bezenmiştir.
Doğru bir seçim.
İnsan hakları, eşitlik, özgürlük, kardeşlik kavramlarının evrenselleşmesini sağlayan Büyük Fransız Devrimi, nakledildiğine göre, 14 Temmuz 1789’da, orada, İnsan Hakları Bildirgesi duvarlarına işlenmiş o istasyonun birkaç adım ötesinde başlamıştır.
Evet, Bastille ile insan hakları birbirleriyle gayet iyi bağdaşıyorlar. Ve benim kişisel yaşamımda da, Fransız Devrimi’nin başkenti bir özgürlükler diyarıdır. Orada bol bol kullanırım özgürlüklerimi, özellikle de birini.
Hangisidir desem, kırk yıl düşünsen gelmez aklına. Çünkü bu insanın doğuştan getirdiği, hiçbir tiranın bile sınırlamayı düşünemediği yürüme özgürlüğüdür.
Yok yok, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinden değil, düpedüz, elin cebinde ıslık çalarak yürümekten söz ediyorum.
Bir İstanbullu olarak yıllardır, bu en doğal özgürlüğümü yeterince kullanamıyorum.
Çünkü kentim, insanlar için ayrılmış parçasından “kaldırım”dan yoksundur.
Kaldırım deyip geçme Sevgili! Önemli ve tartışmalı bir kavramdır. Melih Cevdet Anday ile Sami Karaören, kaldırım sözcüğünün kökeni “Kaladramos” mudur, yoksa değil midir tartışması yüzünden üç yıl dargın kalmışlardı.

***

“Kaldırım”ın teorik tartışması bile önemli olduğuna göre kendisi nasıl olmasın?
Mine Sirmen, hep şunu söyler:
- Bir kentin uygarlığı kaldırımlarından belli olur.
Haklı. (Zaten kim karısına haksız diyecek, o aptal cesaretini gösterebilir ki!?)
Kentin insana ayrılmış yeridir kaldırım. Kaldırıma özen, insana özen demektir.
Çetin Altan eskilerde, teknolojik gelişme sayesinde, bir gün köylere tenis kortlarının gireceğini yazardı. Öyle olmadı, tenis kortu gelmedi, teknoloji sayesinde köy kahvelerine porno girdi. Bu teknoloji tuhaf bir şey; nereden, nasıl geleceği ve nereye, nasıl gireceği belli olmuyor.
Örneğin günün birinde teknoloji buzdolabı olarak geldiğinde, mutfak yerine, üstünde bir de işlemeli örtüyle salonun baş köşesine kurulmuştu, gerçek yeri mutfağa çekilmesi için de yıllar geçmesi gerekmişti.
Bob Hope’un bir zamanlar “Eski Amerikan arabalarının ölmek için gittikleri ülke” dediği Türkiye’ye de arabalar bolca gelmeye, sonra da burada üretilmeye başlayınca, önce yolların hâkimi oldular, sonra da yürümedikleri zaman da telgrafın tellerine konuşlanan kuşlar gibi kaldırımlarımıza kondular.
Böylelikle garip bir görüntü oluştu. Yayalar yolun ortasında yürümeye, arabalar da kaldırımların üzerinde istiflenmeye başladılar.
Sonra trafikteki sıkışıklık, kentin insanlara ait bölümünün küçültülmesine, kaldırımların daralıp, yerlerini yollara bırakmalarına neden oldu.
Bilmiyorum herhangi bir şehircilik uzmanı, kent yağmamızın kaldırımlardan başladığının şerhini düşmüş müdür eserlerinden birine.
Kaldırım olmayınca, tabii yürümek daha doğrusu güvenli yürümek imkânı da kalmıyor.
Zaten kaldırım olsa bile tümsekler, çukurlar, kırık taşlar ayağının takılacağı çıkıntılarla dolu olduğundan, düşmemek için bütün dikkatini önüne verdiğinden, kafanı kaldırıp şöyle bir etrafa bakmak imkânına bile sahip olamıyorsun.
Kentimiz sokaklarında yürümek, savaş alanında yürümek kadar riskli. Mecburen yürüdüğünde, sağ salim dönüşte, herkes yüzüne “gazan mübarek olsun” der gibi bakıyor.
İşte onun için, ben yürüme özgürlüğümü ya tepe tepe Paris’te kullanıyor ya da yürüyemez hale gelmeyeyim korkusuyla yürüyüş bandına çıkıyorum.
Oysa bir zamanlar benim kentimin eğri büğrü de olsa, üstünde yürünen, etimolojik kökeni tartışılan kaldırımları vardı.
Her şeyimiz gibi birileri onları da çaldı!
İşe bak Sevgili, yürüyeceğimiz kaldırımları da yürüttüler!  

Yazarın Son Yazıları

İyi insan (19 Mart 2024)

İyi insan

Devamını Oku
19.03.2024
Laiklik nedir?

Laiklik nedir?

Devamını Oku
06.03.2024
Yıldönümü

Yıldönümü

Devamını Oku
03.03.2024
Aslında biliyorlar

Aslında biliyorlar

Devamını Oku
01.03.2024
Vatan nöbeti

Vatan nöbeti

Devamını Oku
27.02.2024
Daha neler olacak?

Daha neler olacak?

Devamını Oku
25.02.2024
Ali Sirmen yazdı...

Türkiye hâlâ laik mi?

Devamını Oku
23.02.2024
Mutluluk mecburiyeti

Mutluluk mecburiyeti

Devamını Oku
20.02.2024
İşin özü

İşin özü

Devamını Oku
18.02.2024
Tehlikeli kavga

Tehlikeli kavga

Devamını Oku
13.02.2024
Kader mi?

Kader mi?

Devamını Oku
11.02.2024
Biat etmeyene hayat yok

Biat etmeyene hayat yok

Devamını Oku
09.02.2024
AKP yanıltıyor

AKP yanıltıyor

Devamını Oku
06.02.2024
Monşer

Monşer

Devamını Oku
04.02.2024
Neler olmaz ki?

Neler olmaz ki?

Devamını Oku
02.02.2024
Ne aceleniz var?

Ne aceleniz var?

Devamını Oku
30.01.2024
Bir ittifak nasıl kurulur?

Bir ittifak nasıl kurulur?

Devamını Oku
28.01.2024
Lütfedilen bir yaşam

Lütfedilen bir yaşam

Devamını Oku
27.01.2024
Ali Sirmen yazdı...

CHP-İsveç-NATO

Devamını Oku
26.01.2024
İyi insan (24 Ocak 2024)

İyi insan

Devamını Oku
24.01.2024
İflas budur işte

İflas budur işte

Devamını Oku
23.01.2024
Sam amcamız bizi attaya götürüyor

Sam amcamız bizi attaya götürüyor

Devamını Oku
21.01.2024
Sokak ve siyaset

Sokak ve siyaset

Devamını Oku
19.01.2024
Nasıl olacak?

Nasıl olacak?

Devamını Oku
16.01.2024
Zor günler

Zor günler

Devamını Oku
14.01.2024
Ali Sirmen yazdı

Türkiye’nin ekseni

Devamını Oku
12.01.2024
Yeni yerel yönetim

Yeni yerel yönetim

Devamını Oku
09.01.2024
Bir Kuvvacı dost

Bir Kuvvacı d

Devamını Oku
07.01.2024
Büyük çıkmaz

Büyük çıkmaz

Devamını Oku
06.01.2024
Din devleti

Din devleti

Devamını Oku
05.01.2024
Belliydi

Belliydi

Devamını Oku
02.01.2024
Aynı anıyı paylaşmak

Aynı anıyı paylaşmak

Devamını Oku
31.12.2023
Aynı vatanı paylaşmak

Aynı vatanı paylaşmak

Devamını Oku
29.12.2023
Durum

Durum

Devamını Oku
26.12.2023
‘Dostum Mozart’

‘Dostum Mozart’

Devamını Oku
24.12.2023
‘Anayasal kabahat!’

‘Anayasal kabahat!’

Devamını Oku
22.12.2023
Seçmenin tepkisi

Seçmenin tepkisi

Devamını Oku
19.12.2023
Bir garip patron

Bir garip patron

Devamını Oku
17.12.2023
Ali Sirmen yazdı...

‘Allah’ın gazabı’

Devamını Oku
15.12.2023
Hamas ve Kuvvacılar

Hamas ve Kuvvacılar

Devamını Oku
12.12.2023