Karantina günleri (10.04.2020)

Karantina günleri (10.04.2020)

10.04.2020 06:30
Güncellenme:
Takip Et:

Önce tam olarak nereye getirildiğimi anlamıyorum. Ambülansın kapısı açıldığında ortasında bulunduğum alanı yatay görüyorum. Sedyeyi sertçe itiyorlar, son bir defa daha içim dışım bir olurken, Şişli Etfal Hastanesi’nde olduğumu anlıyorum. Üstümde bir pantolon, bir polar, ayaklarımda terlikler, Cihangir Başkurt Sokak’ta, evin önüne gelmiş iki ambülanstan biriyle buraya hareket ettik. Yanımda ne kimlik var, ne cep telefonu, ne para, ne mendil, ne bir şey.

Her şey, oğlum Devrim’de... Bana yabancı biriyle temas edip etmediğim sorulduğunda ve Fransa’dan bir ziyaretçim olduğu öğrenildiğinde, Devrim falan hemen oracıkta bırakılıp kapılar kapanıyor, ambülans sorgusuz sualsiz hareket ediyor. İki gün sonraya kadar Devrim ile bütün bağlantı kopuyor. Evden hastaneye kadar yolu ne sürede aldık, bilmiyorum. Nasıl olsa karantinaya alınıyorum. Ben de tümüyle teslim olmaya karar verdim. Gözlerimi kapatmış, iki dünya veya bir dünya ile hiçlik arasındaki “Araf”ta geçecek zamanda yarı ceset, her şeye kapalı olmaya kimseye bir şey sormamaya, hiçbir şeye karşı koymamaya karar veriyorum. Sedye ile koridorlardan geçiriyorlar, tepemde birbirini izleyen ışıklar, televizyon dizilerinden veya filmlerden aşina olduğum bir “deja vu”. Birden o ana dek yaşamaya alışmış olduğum yaşama ve dünyaya döner gibi olurken, kendimi tutuyorum, duygu yok, düşünce yok, tepki yok. Kaya arkasına sığınmış ölü taklidi yapan ahtapot misali gevşiyorum yine...

***

Büyükçe bir koğuşa alıyorlar. Aradan ne kadar olduğunu kestiremediğim bir süre geçiyor, kasıklarımın ağrısına dayanamadığımdan, görevli olduğunu sandığım birine sesleniyorum:

- Bakar mısınız? Acaba tuvalet nerede?

Karşı öneriyle geliyor:

- Ben sana ördek vereyim. Onun içine yap!

Yapayım da nasıl? Ördek ile ihtiyacımı gidermek kültürüm gelişmiş değil ki, nitekim birkaç gün sonra Vehbi Koç Üniversitesi Hastanesi’nde serumlara bağlı yatarken tuvalete gidemediğimden çişimin bir yarısını ördeğin içine yarısını da dışına boşaltmayı becerdiğimde bayağı başarılı sayılmıştım. İlk defasında ise yattığım yerde ördeği, yukarı kaldırdığım sağ elime alıyor, öyle duruyor, sonra vazgeçip yavaşça yere bırakıp tuvaletlerden birine yöneliyorum. Hayat belirtisi verdiğim tek an o oluyor.

Sonra yine sessizlik... Yine tepkisizlik....

Koğuş, dolup dolup boşalıyor. Anlaşılan burası bir bekleme salonu, sırası gelen çıkıp bir yerlere gidiyor... Tek bir doktora veya hastabakıcıya rastlamıyorsunuz. Ama hızlı hızlı gidip gelen insanlardan herkesin başının sıkışık olduğu görülüyor. Sonra iyice akşam olunca dayanamayıp bağırıyorum:

- Bakar mısınız, beni burada unuttular galiba, daha bekleyecek miyim?

- Evet bekleyeceksin, diyorlar.

Belirsiz bir süre sonra alıp tomografiye götürüyorlar.

Sonra gecenin bir saatinde kendimi bir odada tek başıma buluyorum. Cam kenarındaki yataktan yol görünüyor.

Uyuyorum. Şişli Etfal’deki odada sabah uyandığımda yoldan geçenleri görüyorum uzaktan, aramızda aşılmaz bir engel var. Onlar öbür taraftan, yaşayanların tarafından, ben ise ölümlerin tarafındanım artık. Herhalde onlara göre “bir numaralı halk düşmanı”yım. En ufak bir öksürmem dinamit, en ufak bir tıksırmam bomba.

Kapı açılıyor, karşımda karantinayı aşmış gelmiş, Devrim:

- Kalk diyor gidiyoruz.

- Hayrola nereye?

- Başka bir hastaneye... Karantinaya...

Böyle başlıyor on günlük karantina günlerim.

Şimdi karantinadan bir biletim var. Tek gidiş mi, yoksa gidiş dönüş mü, hep beraber göreceğiz. Az kaldı!

Yazarın Son Yazıları

İyi insan (19 Mart 2024)

İyi insan

Devamını Oku
19.03.2024
Laiklik nedir?

Laiklik nedir?

Devamını Oku
06.03.2024
Yıldönümü

Yıldönümü

Devamını Oku
03.03.2024
Aslında biliyorlar

Aslında biliyorlar

Devamını Oku
01.03.2024
Vatan nöbeti

Vatan nöbeti

Devamını Oku
27.02.2024
Daha neler olacak?

Daha neler olacak?

Devamını Oku
25.02.2024
Ali Sirmen yazdı...

Türkiye hâlâ laik mi?

Devamını Oku
23.02.2024
Mutluluk mecburiyeti

Mutluluk mecburiyeti

Devamını Oku
20.02.2024
İşin özü

İşin özü

Devamını Oku
18.02.2024
Tehlikeli kavga

Tehlikeli kavga

Devamını Oku
13.02.2024
Kader mi?

Kader mi?

Devamını Oku
11.02.2024
Biat etmeyene hayat yok

Biat etmeyene hayat yok

Devamını Oku
09.02.2024
AKP yanıltıyor

AKP yanıltıyor

Devamını Oku
06.02.2024
Monşer

Monşer

Devamını Oku
04.02.2024
Neler olmaz ki?

Neler olmaz ki?

Devamını Oku
02.02.2024
Ne aceleniz var?

Ne aceleniz var?

Devamını Oku
30.01.2024
Bir ittifak nasıl kurulur?

Bir ittifak nasıl kurulur?

Devamını Oku
28.01.2024
Lütfedilen bir yaşam

Lütfedilen bir yaşam

Devamını Oku
27.01.2024
Ali Sirmen yazdı...

CHP-İsveç-NATO

Devamını Oku
26.01.2024
İyi insan (24 Ocak 2024)

İyi insan

Devamını Oku
24.01.2024
İflas budur işte

İflas budur işte

Devamını Oku
23.01.2024
Sam amcamız bizi attaya götürüyor

Sam amcamız bizi attaya götürüyor

Devamını Oku
21.01.2024
Sokak ve siyaset

Sokak ve siyaset

Devamını Oku
19.01.2024
Nasıl olacak?

Nasıl olacak?

Devamını Oku
16.01.2024
Zor günler

Zor günler

Devamını Oku
14.01.2024
Ali Sirmen yazdı

Türkiye’nin ekseni

Devamını Oku
12.01.2024
Yeni yerel yönetim

Yeni yerel yönetim

Devamını Oku
09.01.2024
Bir Kuvvacı dost

Bir Kuvvacı d

Devamını Oku
07.01.2024
Büyük çıkmaz

Büyük çıkmaz

Devamını Oku
06.01.2024
Din devleti

Din devleti

Devamını Oku
05.01.2024
Belliydi

Belliydi

Devamını Oku
02.01.2024
Aynı anıyı paylaşmak

Aynı anıyı paylaşmak

Devamını Oku
31.12.2023
Aynı vatanı paylaşmak

Aynı vatanı paylaşmak

Devamını Oku
29.12.2023
Durum

Durum

Devamını Oku
26.12.2023
‘Dostum Mozart’

‘Dostum Mozart’

Devamını Oku
24.12.2023
‘Anayasal kabahat!’

‘Anayasal kabahat!’

Devamını Oku
22.12.2023
Seçmenin tepkisi

Seçmenin tepkisi

Devamını Oku
19.12.2023
Bir garip patron

Bir garip patron

Devamını Oku
17.12.2023
Ali Sirmen yazdı...

‘Allah’ın gazabı’

Devamını Oku
15.12.2023
Hamas ve Kuvvacılar

Hamas ve Kuvvacılar

Devamını Oku
12.12.2023