Marjinal Siyaset Teorileri

25 Ocak 2015 Pazar

Sevgili,
Cahit Kayra, daha önce bu sütunda sözünü ettiğim, “Marjinal İktisat Teorileri”nden sonra, şimdi de yeni bir mizah kitabı daha yazmış: “Marjinal
Siyaset Teorileri”. “Kurumları Denetleme Teorisi”
bölümünü aşağıya kısaltarak veriyorum:
“Hükümet Devlettir./Meclis/Adalet/ Emniyet/ Medya/ kurumlarını denetim altında tutmak ... kesin zorunluluktur.
Yasama organını denetim altında tutacaksınız ki muhalefeti denetleyebilesiniz. Adalet’i denetim altında tutacaksınız ki, hem seçimleri kazanmak, hem de ufak büyük neyse iktidar olarak yaptığınız uygunsuz işlerin neden olacağı siyasi tehlikeleri önleyebilesiniz. Emniyet organlarını kontrol edeceksiniz ki, ‘Halk’ yanlış yönetildiği düşüncesiyle başkaldırırsa denetleyebilesiniz... Medyayı kontrol edeceksiniz ki, milletin sesi gereğinden fazla çıkmasın.
Şimdi gelelim bu denetimlerin nasıl yapılacağı konusuna...
Meclis’i kontrol etmenin tek yolu seçimde başarılı olmak ve Meclis’te çoğunluğu sağlamaktır. Bu olmazsa hiçbir şey olmaz. Çoğunluk oldu mu Meclis’ten her şey geçer. En haksız, en anlamsız, en zararlı ne varsa her şeyi komisyonda, genel kurulda parmak kaldırtıp geçirtirsiniz. Öyle ki, ‘cürmü meşhut’ halinde yakalanan hırsızlıkları, rüşveti alıp vermeleri, sahte evrakları, hepsini parmak kaldırıp sıfırlatırsınız. Bunun aksini de yapabilirsiniz. Olmayan sahte belgeler düzenleyip yine parmak hesabıyla bunları da geçirtirsiniz...
Ama... Bak burası çok önemli... Asıl önemli olan, Meclis’i milletvekillerini seçmeden önce kontrol edeceksiniz. Onları millet seçmemeli... Millet seçemez. Kızı bırakırsan ya davulcuya ya da zurnacıya kaçar ya. Onun gibi...
... Marjinal Siyaset Teorisi bakımından milletvekillerini sen ayarlayacaksın ki, Meclis’e geldiklerinde lebbeyk desinler. Tamam mı?

***

Adaleti de denetim altına alma zorunluğu vardır. Öyle kuvvetler ayrılığı falan gibi safsatalara kulak asmamalısınız...
... Parmak kaldırma yöntemi Adalet’te de vardır ama doğrusu işi oraya kadar uzatmamak en uygun yoldur. Yani bir mahkemenin bir davayı (iktidar lehine) parmak hesabıyla değil, oybirliğiyle halletmesi elbet daha hayırlıdır. Sonuçta öyle yöntemler bulmalısınız ki, mahkemeler savcılar, hâkimler, kâtipler, daktilolar filan hepsi sizin adamlarınız olsun... Doğrusu Adalet’i toptan, yani sulh mahkemesinden ağır ceza Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi’ne kadar denetim altına almaktır. Bu kadar!
Emniyet denetimine gelince; şimdi bakın, muhalefet miting yapacak. Kentin filanca meydanını istiyor. Halk filan yerde toplantı yapmak istiyor. İnsanlar filan işin yapılmasını, falan şeyin de yapılmamasını istiyor. Bazı genç sevgililer deniz kenarında oturup yaşamın tadını çıkarmak istiyor. İşçiler haklarını aramak için yürümek istiyor. Üniversiteli çocuklar da rahat durmuyor. Kampuslarda gösteri yapıyorlar. Neden yapıyorlar? Nedense neden! Genel huzursuzluk yüzünden politikacılar da koruma istiyor. Çünkü bunlar tehlikeli olabilir diye düşünülüyor. Onu yerinde rahat durdurmak gerek.Neyle olur bu? Öyle nasihatle filan olmuyor. Bak yine geldik. Ne demiş büyüklerimiz:
‘Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir/ Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir!’
Yani yaramazlık edene önce nasihat et, olmadı azarla, olmadı patakla... İşte Emniyet’in işi böyle önemli ve bir bakıma kutsal. ‘Yeter ki, sen onların donanımını gerekli şekilde ver onlara. Bak ne temiz iş çıkarırlar...’ diyor Marjinal Siyaset Teorisi....
Unutmamak lazım. Bir de devlet içinde hükümetin karşısında ikinci bir yönetim örgütü olursa ki, buna PARALEL YAPI diyorlar, hiç müsaade, hoşgörü filan dinlememeli. Hemen icabına bakılmalıdır. Ne yapmak gerekirse. Gözünün yaşına bakmayacaksınız. Önlem alıp paralel mi, karamel mi, her ne ise yok edeceksiniz. Bu durum aslında kurumları denetim altına alma değil, yok etme önlemidir.
Ama daha sonra ne olur? Bu konu beni aşıyor. Onu okurun tahmin ve tasavvur yeteneğine bırakıyorum.
Bu işin Marjinal Siyaset Teorileri içindeki yeri böyledir.”

***

İşte Sevgili sana kısa bir alıntı. Bütününü okumanı salık veririm.
Önce oku! Sonra karar verirsin, gülmeli mi ağlamalı mı? Bu kitap bir gülmece mi, bir kurmaca mı yoksa ne?
Galiba, bir kurmaca olmayan tümüyle yaşamın gerçeklerini anlatan, ama dünya gülmece baş yapıtlarından biri olan Uğur Mumcu’nun Sakıncalı Piyadesi için Aziz Nesin’in yazdığı önsöz, Cahit Kayra’nın Marjinal Siyaset Teorileri için de geçerli:
“Yaşamın gerçeği uydurmanın sınırlarını aşıyor.”
Ben bu gözle okudum ve çok güldüm. Eee ne demiş büyüklerimiz:
Güleriz ağlanacak halimize!


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

En tehlikeli varyant 30 Temmuz 2021
Düzen namus istemiyor 23 Temmuz 2021
Bir 20 Temmuz sabahı 20 Temmuz 2021