Mutlu Gençlik

17 Aralık 2011 Cumartesi
\n

\n

ESKİŞEHİR - Eskişehir, Anadolunun göbeğinde bir vaha. Her yanından hayat fışkırıyor.

\n

Ankaraya bağlandığı hızlı tren ile başkente uzaklığı bir buçuk saate inmiş, Anadolu Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Kulübünün düzenlediği Günümüz Türkiyesinde Demokrasipaneline katılmak üzere Ankaradan gelen arkadaşımız İlhan Taşcı gecikme olmadığını belirtiyor.

\n

Hızlı tren şimdilik gecikme yapmıyor, ama Şükran Soner ile birlikte İstanbuldan geldiğimiz yavaş tren o kadarcık yolu beş saatte alıyor; o da arada altmış kilometrelik bir mesafeyi, yol bakımı yüzünden otobüs ile geçerek.

\n

Artık alışkanlık haline gelmiş, ikide bir yol tamiri ya da hızlı tren hat yapımı yüzünden yolcular belirli bir mesafeyi otobüsle geçmek zorunda bırakılıyorlar.

\n

Dönüşte aynı akıbete uğrayıp uğramayacağımız kesin değil...

\n

Sorup bilgi almaya çalışmanın da anlamı yok.

\n

Her şeyden önce, ilgili ya da sorumlu kişiye ulaşmak imkânsız.

\n

Ulaştığınızı varsayalım, ya baştan savma bir yanıtla siziuyutuyorlarya da doğruyu söylemiyorlar. Ortalama hızı 100 kilometreye ulaşmayan yavaş trenibile doğru dürüst işletemeyenlerin hızlı treni nasıl yürüteceklerini yaşayarak göreceğiz.

\n

***

\n

Bu kente her gelişimde, başkaca bir neden olmasa bile, salt burada olmaktan mutluluk duyarım. Kuşkusuz burada geçen unutulmaz çocukluk anılarımın bunda etkisi var. Ama kentin canlı ve uygar yapısını da unutmamak gerek.

\n

Tabii bütün bunları görünce, ardındaki Yılmaz Büyükerşeni fark etmemek olanaksız.

\n

Çocukluk yıllarımda, tek eğlencesi geceleri İstasyonda salep içmek olan bu kente artık, turistik geziler düzenlendiğini düşünürseniz, yeni Eskişehirin ne kadar önemli yol almış olduğunu anlarsınız.

\n

Eskişehiri bugünkü haline getiren etkenlerden biri de üniversite.

\n

Anadolu Üniversitesini herkes bilip tanıyor, adı artık kentin de ülkenin de sınırlarını aştı. Üniversitenin bir kente yaptığı büyük katkıyı burada çok net biçimde görüyorsunuz. Üstelik kentte artık iki üniversite var. İkincisi Osmangazi Üniversitesi.

\n

Bizim toplantımız, Anadolu Üniversitesi kampusunun iki yıl önce açılmış Öğrenci Merkezi binasındaydı. Eski rektör dostum Engin Ataçın zamanında projesi yapılmış olan bu binayı görünce İstanbulda geçmiş kendi öğrencilik yıllarım geldi aklıma.

\n

Salonu dolduran pırıl pırıl uyanık gençlere bu duygularla baktım ve kendi kendime mırıldandım:

\n

- Bizimki de üniversite yaşamı mıymış, şimdiki gençler ne kadar mutlu olmalı.

\n

***

\n

Sonra birden aklıma, Özgür Mumcunun trende okuduğum o günkü yazısı geldi. Bekir Bozdağın, tutukluluk sürelerinin kısaltılması önerisine itiraz ederken kullandığı savı ana tema olarak almıştı yazısına Özgür Mumcu.

\n

Bozdağ milletvekillerinin tutuksuz yargılanmalarına itirazını şöyle ifade ediyordu:

\n

- O zaman hüküm giymemiş teröristler de, parlamentoya girebilir.

\n

Mahkûmiyeti olmayan teröristne kadar dehşet verici bir kavram!

\n

Nerede kaldı, demokrasinin temellerinden biri olan masumiyet karinesi?

\n

Hakkında hüküm olmasa bile terörist kavramını savunan kişi, dünyayı değiştirmeyi düşünen gence hangi gözle bakar dersiniz?

\n

Tabii ki, potansiyel suçlu gözüyle!

\n

Potansiyel suçlu olarak algılanan bir gençlik mutlu olabilir mi?

\n

Biz gençliğimizde mutluyduk. Çünkü dünyayı değiştirmemiz gerektiğini düşünüyor. değiştireceğimize de inanıyorduk.

\n

Şimdiki gençler aynı şeyleri nasıl düşünsünler?

\n

Dünyayı değiştirmek istemek bir suç sayılınca gençler de potansiyel suçlu ya da başka deyişle mahkûmiyeti olmayan teröristoluyorlar.

\n

Onlardan yalnızca, boyun eğmelerini, muti olmalarını istiyoruz, sonra da mutlu olmalarını bekliyor, geleceğimizi de ister istemez onlara emanet ediyoruz.

\n

Bu durumda tabii onlar mutlu, toplumun egemenleri de akıllı olamıyorlar.

\n

\n\n


Yazarın Son Yazıları

Sivil darbeci kafası 26 Ocak 2021
Cüppeli vesayet 22 Ocak 2021
Trump teselli mi? 19 Ocak 2021
İşte güzel haber 5 Ocak 2021
Böylesi daha doğru 1 Ocak 2021
Bir şulesi var ki... 22 Aralık 2020
O ne biçim söz öyle!.. 18 Aralık 2020
Mucize beklerken 15 Aralık 2020
Özüne bakalım 8 Aralık 2020