Özellikle bu kafa

20 Haziran 2015 Cumartesi

Ramazan ile birlikte, hoşgörüsüzlük ve inanca saygısızlık haberlerinin, birbiri ardından gelmesini bekliyordum.
Çok beklemeye gerek kalmadı. Daha ramazanın birinci günü, Bursa İnegöl İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Mustafa Karaaslan sosyal paylaşım sitesine, Atatürk’ün resmiyle birlikte şu mesajı düşmüş: “Sıcak diye orucu bırakmayın burası daha sıcak.”
Milli Eğitim Müdürü beyefendi böylelikle Atatürk’ün ramazanda oruç tutmadığı için cehennemde olduğunu ima etmeye kalkıyor.
Milli eğitim müdürüne büyük tepki gösterilmesi üzerine soruşturma açılıyor. Açılan soruşturmadan herhangi bir şey çıkmayacağını da şimdiden söyleyeyim.
Zaten asıl engellenmesi gereken o değil, o kafayı oraya getiren zihniyettir.
Olaya tepki gösteren gazetelerimizden biri de, şu başlığı atmıştı:
“Kabahat bu kafayı müdür yapanda.”

***

Olayın bamteli burasıydı. İktidardaki zihniyet, bu kafayı müdür yapmayı marifet sayıyordu ve kendi amaçlarına yönelik olarak bakıldığında da gerçekten marifetti onlara göre
o kafanın müdür olması. Başka bir deyişle o kafa özellikle o kafa olduğu için oraya müdür yapılmıştı.
Son yıllarda Milli Eğitim Bakanlığı örgütü, tıpkı iktidardaki AKP gibi, laiklik karşıtı faaliyetlerin odağı haline gelmiştir.
Türkiye’nin geleceğinden endişe edenler, haklı olarak IŞİD’den kaygı duymaktadırlar ama görmedikleri bir gerçek var ki, o da MEB’in şu anda hücrelerine kadar nüfuz etmiş olan laiklik karşıtlarıyla, IŞİD kadar hatta ondan da büyük tehdit olduğudur.
Bu yapı içinde, hep birlikte göreceğiz ki, Mustafa Karaaslan görevden alınmayacaktır, zaten alınsa bile fazla bir şey fark etmeyecektir. Çünkü nasıl olsa, aynı kafada bir başkası bulunup onun yerine getirilecektir.
Yanlış anlaşılmanın önüne geçmek için bir noktanın altını iyice çizmek isterim. Mustafa Karaaslan kafasındakilerin MEB’e egemen olmasına karşı çıkmak, eğitimin sorgulamadan her fırsatta, dayanaksız temelsiz Atatürk övgüsü yapan, sorgulayıcılıktan uzak, tartışmaya kapalı, bilime karşı, bu durum dolayısıyla anti laik bir eğitim kurumu haline gelmesini istemek demek değildir.

***

Türkiye garabetler ülkesidir. Hiçbir şeye yaramayan anlamsız garip önlemlerle doldur sistemi. Örneğin 22 .4.1983 tarihli 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 4.maddesi hükmüne göre, “Siyasi partiler Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı olarak çalışırlar.”
12 Eylül yönetimi zamanında çıkarılmış bu yasa anti demokratik ve saçmadır.
Anti demokratiktir. Çünkü siyasi partilerin hepsinin “Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı olması zorunluluğu olamaz, olmamalıdır da. Pek de âlâ Kemalist olmayan partiler kurulabilmelidir. Zaten de kurulmaktadır ve bunlardan biri 13 yıldır iktidardadır.”
Esas olan, siyasal partilerin demokrasinin temel ilkelerine ve kurallarına uymalarıdır.
Yani siyasal partiler laiklik karşıtı faaliyetlerin odağı olamamalı, olamamalıdırlar.
Ama bizde bu da oluyor. İktidardaki siyasi partinin demokrasinin temelini tehdit edecek biçimde laiklik karşıtı faaliyetlerin odağı olduğu yargı kararıyla saptansa bile ya yaptırımı olmuyor ya da olan yaptırım komik kalıyor.
Mühim olan herkesin Atatürk hayranı olması değil ama insanların demokrasinin onsuz olmazı laiklik ilkesine saygılı olması ve devletin kurumlarının Milli Eğitim’inin Yargı’sının özellikle laiklik karşıtı kafaların egemenliğine sokulması için özel çaba sarf edilmemesi, siyasi iktidarın laiklik karşıtı faaliyetlerin odağı diktanın eline geçmemesidir ki, ne yazık ki, şu anda olan da odur.
 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

ABD, AB, NATO ve Türkiye 22 Haziran 2021
Fotoğraf falı 18 Haziran 2021