Tehdit altındaki Cumhuriyet

29 Ekim 2016 Cumartesi

Hanedanın tarihi ile toplumun tarihini birbirine karıştırıp kendini toplum ile özdeşleştireceği yerde hanedan ile özdeşleştirme hödüklüğüne saplananlar, tabii ki olan bitenden hiçbir şey anlamaz, geçmişe treni seyreden öküz gibi boş gözlerle bakar, Cumhuriyetin görkemli anlamını ıskalarlar. Zaferi, uluslaşarak Anka Kuşu gibi kendi küllerinden yeniden doğan ve işlevini yitirmiş hanedanı bir yana iterek, çağdaşlaşarak yoluna devam eden toplumda değil de, işi çoktan bitmiş hanedanda arayanlar ve onun hükmü kalmamış değerlerinin peşine takılmayı marifet sananlar, o Cumhuriyeti tabii daha ileriye götüremezler. Böyle bir değerlendirme hatasına hanedanın iyi yetişmiş seçkinleri düşmemişler ve topluma, saltanatı, hilafeti bir yana bırakıp laiklik ve Cumhuriyete sarılmalarını salık vermişlerdir.
Zaten toplum da, geçen yüzyılın ilk çeyreğinde öyle yapmış, soluğu tükenmiş, çağı geçmiş saltanat ile yolunu ayırıp kendine yeni bir mecra bularak yaşamını sürdürmüştür.
Hanedanın bile takdir ettiği bu gerçeği o Cumhuriyeti koruyup kollama konumundakiler hiçbir şekilde anlayamamış, ya da kasten anlamak istememişlerdir.
Bugün 93 yaşına varmış olan bu Cumhuriyet artık ne yazık ki, büyük tehdit altındadır.

***

Cumhuriyete yönelen bu tehdit, titrek saltanatına son verdiği hanedandan değil, ama ne yazık ki, kendisini koruyup kollamakla yükümlü oldukları varsayımıyla iktidara taşınmış olanlardan gelmektedir.
Tehdidin en büyük üssü, ilk yıllarında Cumhuriyet fidanının filizlenip kökleşmesine en büyük katkıda bulunan MEB’dir.
Tehdidin yıkmak istediği ise Cumhuriyetin onsuz olmazı laiklik ilkesidir. Böylelikle laik eğitim iktidar tarafından hedef tahtasına konulmakta sonra komut verilmektedir:
- Atış serbest!
Cumhuriyetin ilke ve kurumlarının kavranmasına, yaygınlaşmasına, güçlenmesine katkıda bulunmuş olan, laik eğitimin temeli olan tevhidi tedrisat, bütün eğitimi, dinsel eğitim potasında eritme yoluyla tersinden yaşama geçirilmeye çalışılmaktadır.
İktidarın, bütün güçleri ve destekçileriyle tehdit altına aldığı Cumhuriyetin bu gidişe dur denmediği takdirde, daha ne kadar dayanabileceğini söylemek gerçekten zordur.
Tehlikeyi görmezden gelmek, karanlığı ıslık çalarak atlatmak çabası kadar boştur, “başaramayacaklar” diye iyimserlik ve aldatıcı teselliler aşılamak da anlamsız olmakla birlikte, bu karanlık tablonun, mutlaka geri dönülmez bir gidişi gösterdiğini, toplumun bütünüyle Cumhuriyetin yazgısına bigâne olduğunu söylemek de doğru değildir.

***

Türkiye’de Cumhuriyete sahip çıkacak insanlar nicelik açısından da, nitelik açısından da hiç de küçümsenmeyecek bir düzeye erişmişlerdir.
Bu insanları, bir araya toplasanız birçok çağdaş Avrupa ülkesinin nüfusunu geçer, hele hele bu insanların niteliklerinin düzeyi de göz önünde bulundurulduğunda koyu umutsuzluk yaslarına bürünmenin anlamı yoktur.
Burada görülmesi gereken nokta, bu nitelikli insanların, nicelik açısından miktarlarının kâfi olmadığıdır.
Ne yazık ki sandık demokrasisinde de, nicelik nitelikten önce gelmektedir.
Durum böyle olunca, Cumhuriyeti savunma çabaları daha etkili olamazsa, toplumun o Cumhuriyetin değerini onu kaybettikten sonra anlamaları gibi vahim ve hasarının giderilmesi, çok yüksek bedelli bir durumla karşılaşılması söz konusu olabilecektir. Ne var ki, laik Cumhuriyetin yıkılması halinde, toplumun barış içinde bir arada yaşamasının temel şartı laiklik ortadan kalkınca, Cumhuriyeti yıkmayı hedefleyenler de dahil olmak üzere herkes, enkazın altında kalacaktır.
Bu yüzden de böyle bir sonuca yol açacak, gaflet, dalalet ve hatta ihanetin, sonuna kadar sürmesi imkânsızdır.
Evet, 93 yaşındaki Cumhuriyet çok ciddi tehdit altında.
Ama toplumun tüm savunma refleksleri de henüz dumura uğramış değil.
Kısacası durum ciddi, ama umutsuz değil.  


Yazarın Son Yazıları

Devlet koruması 16 Ekim 2020
Düzenin özü 9 Ekim 2020
Tarikat - Diyanet 18 Eylül 2020
Yine idam 8 Eylül 2020