Vatanı vatan yapanlar

24 Ocak 2016 Pazar

İkisi de değişik zamanlarda ve değişik mekânlarda, değişik sosyal konumlarda doğdular.
Biri, 1960 yılında İstanbul’da dünyaya geldiğinde, daha o zamandan efsaneleşmiş Koç Grubu’nun veliahtının oğluydu.
En iyi koşullarda büyütülecek, eğitilecek, yetiştirilecekti. Önündeki yaşam yolu düz ve pürüzsüzdü.
O, yolu en iyi şekilde yürüdü, kendisi için öngörülen hedeflerin hepsine ulaştı.
İkilinin öbürü, yoksul bir köylü çocuğu olarak, ünlü ailenin çocuğundan 17 yıl önce 1933’te, Elbistan’da doğdu.
İlkokulu, parasız eğitimin sağladığı koşullara karşın zorlanarak bitirdi. Parasız yatılı sınavını kazanarak Galatasaray’da okumak üzere, devletin verdiği yollukla İstanbul’un yolunu tutmuş olan çocuk, bütün eğitim yaşamını, çantasında parasını devletin verdiği kitap-defterle, sırtında devletin aldığı palto-ceketle geçirdi. Onu ilk Galatasaray hazırlık sınıfındaki öğretmeni Necdet Kut keşfetti.
O çocuk kendi çizdiği yolda devletin yardımıyla başarıyla yürüdü. Ünlü bir yazar ve akademisyen oldu, topluma borcunu misliyle ödedi.
Ve, yaşamda yolları kesişmeyen bu iki insanın her ikisini de ölüm 2016’nın ocak ayında 23 saat arayla yakaladı.

***

Mustafa Koç ile Tahsin Yücel’in önemli bir ortak noktaları vardı: İkisi de bu vatanı vatan, bu Cumhuriyeti Cumhuriyet yapan insanlardılar.
Cumhuriyet kurulduğu zaman, vatan yıkık dökük, halk perişandı. Sermaye yok, sanayi yok, eğitim neredeyse yoktu. Bütün bu yoklardan bir çağdaş ülke oluşturmanın savaşı için, büyük çaba harcamak zorunluluğu vardı.
Bunun için ülkenin bütün kaynaklarının seferber edilmesi gerekiyordu.
Her alanda bütün kaynaklar seferber edildi. Ankara’daki bakkal ve oğlu da katıldı bu seferberliğe, Elbistan’daki köylü ve çocukları da.
İşte Tahsin Yücel de, Mustafa Koç da bu seferber edilenlerin çocuklarıydılar ve kalemleriyle, iş alanındaki hüneriyle katıldılar savaşa.
Tahsin Yücel çeviri, deneme, öykü, roman, eleştiri olmak üzere yüzlerce eseriyle katıldı vatanı vatan yapma savaşımına; Mustafa Koç, Türkiye’nin en köklü, en büyük şirketini yönetmedeki hüneriyle.

***

Cumhuriyet savaşımında sadece bunlar da yetmiyordu. Demokratik toplumsal bir bilinç de gerekmekteydi.
Tahsin Yücel bütün yapıtlarında ve çalışmalarında ortaya koyduğu bu bilincin örnekleri açısından zengindir.
Peygamberin Son Beş Günü”nün yazarı, toplumcu eleştirisinin keskin oklarını sağa olduğu kadar sola ya da kendisini solda sananlara da yöneltecek kadar bilinçli, “Gökdelen” örneğinde olduğu gibi, yazıldığında neredeyse bilimkurgu türüne girerken kısa sürede gerçekleşen öngörüleri ortaya koyacak kadar ustaydı.
Cumhuriyetin kurucusunun çağdaş, laik, demokratik toplum hedeflerini benimseyen Mustafa Koç, Gezi olayları sırasında demokratik gösteri özgürlüklerini kullananların yanında tavır koyan ve polis saldırılarıyla yaralananlara ilk tıbbi müdahalenin yapılması için sahibi olduğu Divan Oteli’nin kapılarını açan, bu demokrat tutumu baskılara karşın sürdüren ve bedelini de ödeyen; kimseyi ötelemeyen, demokrat tavrı ve çağdaşlığı hedefleyen davranışlarıyla Cumhuriyetin yetiştirdiği bir işadamı modeli çiziyor ve Cumhuriyeti Cumhuriyet yapanlar ordusu saflarındaki yerini alıyordu.
Bu iki Cumhuriyet ve çağdaşlaşma savaşımcısından Tahsin Yücel’i dün uğurladık, Mustafa Koç’u bugün uğurluyoruz.
Her ikisine de saygı borçluyuz.
Bütün sevenlerinin ve yakınlarının başı sağ olsun!  


Yazarın Son Yazıları

Hamamda... 24 Kasım 2020
Yasak 17 Kasım 2020
ABD ile ilişkiler 13 Kasım 2020
Atatürk’ü konuşmak 10 Kasım 2020
İmar kültürü 3 Kasım 2020
Devlet koruması 16 Ekim 2020