Batı’nın iki yüzü

19 Temmuz 2023 Çarşamba

Batı’nın bir yüzü Hıristiyanlığın insancıl öğütleriyle insan odaklı klasik Yunan felsefesinin sentezi demektir.

Bu Batı, dogmaya karşı aklın, dinsel tutuculuğa karşı laikliğin, köleliğe karşı eşitliğin, insan haklarının, hayvan haklarının, çocuk haklarının erkek kadın eşitliğinin, doğa korumacılığın, çevreciliğin, toplumsalcılığın, kişisel özgürlükçülüğün Batı’sıdır.

Batı’nın öteki yüzü, Hıristiyanlığın “asimilasyon” aracı olarak kullanılması, kölecilik, sömürgecilik, ırk ayrımcılığı, emek sömürücülüğüdür.

Günümüzde Batı ülkelerinin sınırları içinde her iki Batı da varlığını sürdürmekte, birbiriyle yarışmakta, kapışmaktadır.

***

İkinci Batı’nın saldırılarının karşısında birinci Batı, sahip olduğu örgütler sayesinde varlığını ve gücünü her şeye rağmen korumaktadır.

Fakat sadece ve ancak Batı ülkelerinin sınırları içinde...

Bu Batı artık ülkülerini ve ilkelerini bu sınırlar dışına taşımak ve yaymak hevesine de gücüne de sahip değildir.

Avrupa Birliği eninde sonunda, Batı birliğini ve çıkarlarını koruma örgütüdür.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararları yaptırım gücünden yoksundur.

Birleşmiş Milletler eninde sonunda güçlü devletlerin borusunun öttüğü bir örgütlenmedir.

Birinci Batı, insan haklarının, hümanizmin, eşitlikçiliğin, özgürlükçülüğün Batı’sı; günümüzde Batı ülkelerinin sınırları içine sıkışmış, kendi varoluşunu savunma durumuna düşmüş konumdadır.

Bu Batı’nın siyasal örgütleri, kurumları, partileri, sendikaları, ülke içi haksızlıklara karşı ses ve eylem yükseltme becerilerini henüz yitirmemiş olmakla birlikte, kendi ülkelerinin sınırları dışında yaşanmakta olan insanlık dışılıklara karşı utanç verici bir sessizlik ve eylemsizlik içinedirler..

***

Bizimki gibi, Cumhuriyet öncesinde Batı’nın birinci yüzünün değerlerini benimsemeye yönelip Cumhuriyetle birlikte bu yönelişin devrimci bir hız kazandığı, şimdiyse bu değerlerden aynı hızla uzaklaşmakta olan bir ülke bu durumda ne yapmalıdır?

Daha doğrusu, Batı’nın birinci yüzünün değerlerini benimsemiş olan bizler ne yapmalı, nasıl bir yol benimsemeliyiz?

Bunlardan biri ve en kolayı, Batı’nın ikinci yüzünün, “Siz zaten Batılı olamazsınız, kendi Ortadoğulu yolunuza dönün, zaten halkınızın büyük çoğunluyla yatkınlığı da bu yöndedir” diyen ideologlarının öğütlerine uymaktır.

Bunlar faşizmin, ırk ayrımcılığının, emperyalizmin ideologlarıdır. Bunların, bizimle aynı konumda bulunan ülkelerin hepsinde var oldukları gibi bizde de işbirlikçileri, üleş ortakları, çanak yalayıcıları vardır ve hep olacaktır.

Güç ve doğru olan yol, Batı’nın birinci yüzünün, insan haklarının, özgürlüğün, aklın üstünlüğünün salt Batı’ya özgü değerler değil, insanlığın evrensel değerleri olduğu bilinciyle, aklıyla, kararlılığıyla, bu değerleri hem Batı’nın ikinci yüzüne hem ülkemizdeki yardakçılarına karşı savunmak hem de böylece kendi kabukları içine pısırıklık ve korkaklıkla çekilmiş Batı’nın birinci yüzünün temsilcilerine, örgütlerine, kurumlarıma örnek olmaktır...

***

Ben Türkiye’nin bu güce, bu birikime sahip olduğuna içtenlikle inanıyorum.

Yüzüncü yılının içinde olduğumuz Cumhuriyetimiz bunun en büyük kanıtıdır.

Yeni zamanların en büyük kanıtı ise Gezi Direnişidir.

Gezi Direnişi, Cumhuriyetin, kurtuluş savaşının, özgürlükçülüğün idealleriyle, toplumculuk idealinin sentezidir.

Çiçeği burnunda bir olay olarak kız voleybol takımımızın büyük başarısı da benim bu inancımın yepyeni, pırıl pırıl bir kanıtını oluşturuyor.

Biz Batılı değerleri Batı’ya karşı da savunarak sadece Batı’ya değil bütün dünyaya örmek olabilecek, hem eski ve köklü hem yeni ve genç bir ülkeyiz.

Hiçbir güç bizi Ortadoğu bataklığına, Ortaçağ karanlıklarına sıkıştıramaz, sıkıştıramayacak.

Bütün bir ulusça buna geçit vermeyeceğiz.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Sığınmacı 3 Temmuz 2024
Normalleşmek 26 Haziran 2024

Günün Köşe Yazıları