Eylül

02 Eylül 2020 Çarşamba

Eylülü bir şiirle karşılamak isterdim.

Mevsimler de her şey gibi değişse de eylül takvimdeki yerini koruyor.

Yazın bitmesi demektir.

Yazı uzatabiliriz.

Deniz soğumaya başlamamıştır henüz.

Hatta daha bir ılık, daha bir çekicidir.

Başka yerlerde başka yazlara da gidilebilir.

Fakat bütün bunlar uzatmalardır.

Boşuna olmasa bile hüzün verici çabalardır.

Artık genç değilken genç gibi olmaya çalışmak gibi.

Bir şey o şey olarak güzeldir.

Eylül gelmiştir ve artık buradadır.

Şimdi onu tatmanın, onu anımsamanın, onu yaşamanın zamanıdır.

***

Her şey gibi mevsimleri de değiştirdik.

Tatlar, renkler, kokular değişti.

İçinden çıktığımız doğa bizi tanımıyor artık.

Biz de tanımıyoruz onu. Unuttuk.

Kimiz, neyiz, nereden geldiğimiz belli ama nereye gitmekte olduğumuz belli değil.

Sevgisiz, duygusuz, bencil, unutkan, silik, kimliksiz bir kalabalık.

***

Dikkatle bakacak olsak, örneğin karıncaların çabasından, özverisinden, çalışkanlığından utanmamız gerekir.

Arıların, kelebeklerin, börtü böceğin yaratıcılığından, yaşama bağlılığından, özeninden.

Yaprak üzerinde yağmur damlasının ışıltısından.

Sabahın, her sabah yeni başlangıçlar sunuşundan.

Boşu boşuna akıp gitmekte olan anlardan, hak edip etmediğimizi kendimize sormadığımız, yaşam dediğimiz şu mucizeden.

***

Eylülü bir şiirle karşılamak isterdim.

Onu kucaklamak, ona şarkılar söylemek, aşkımı bir kez daha itiraf etmek.

Ayların en hüzün dolusudur bence.

Öyle değilmiş gibi, ama öyledir.

Yazın kapandığı, güze açılan kapıdır.

İçinde iki mevsimi birden barındırır.

Onu şu kötü, şu karanlık dünyada karşıladığımız için bizi bağışlasın dilerim.

Onunla, ona daha yaraşan, daha yaşanılası zamanlarda yine karşılaşalım isterim.


Yazarın Son Yazıları

Paçavra 23 Eylül 2020
Eylül 2 Eylül 2020
Halk 26 Ağustos 2020
Yetenek ve tutku 12 Ağustos 2020
Başkalarının hikâyesi 5 Ağustos 2020
Ne yazmalı? 29 Temmuz 2020
Melek Çetinkaya 22 Temmuz 2020
Abdülhamit 8 Temmuz 2020
Siyaset ve hukuk 24 Haziran 2020