Frankofoni ve Macron’un mesajı
Ataol Behramoğlu
Son Köşe Yazıları

Frankofoni ve Macron’un mesajı

01.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Frankofoni (fancophanie) terimi Hachette sözlüğünde Fransızca konuşan halkların siyasal-kültürel birliği (topluluğu) olarak açıklanıyor. Kısacası, Fransızca konuşan dünya da diyebiliriz.

İlk kez 1880’de Fransız coğrafyacı Onésime Reclus tarafından kullanılan, uzun süre sözlüklerde yer verilmeyen terim, günümüzde çok geniş bir kullanım alanına sahiptir.

Terimin bulunuşundan yaklaşık yüz yıl sonra, 1970’te kurulan Uluslararası Frankofoni Örgütü (Organisation internationale de la Francophonie) Fransızcanın geçer dil olduğu, nüfusunun önemli bir bölümü Frankofon olan ya da Fransız dili ve kültürüyle belli bir bağı olan ülkelerin ve bölgelerin temsil edildiği bir örgüttür.

İlkin yalnızca Fransızca konuşan ülkelerden oluşan nispeten küçük bir örgütken günümüzde Fransızca ve Fransız kültürüyle ilişkili toplam 88 devlet ve hükümetin üye olduğu, siyasal ve kültürel bakımdan uluslararası önemde bir kuruluşa dönüşmüştür.

Bulgaristan, Yunanistan, Arnavutluk, Ermenistan vb. halkı frankofon olmayan ülkelerin de üye olduğu bu örgüte, 19. yüzyılın ikinci yarısından 20. yüzyılın ilk yarısına kadar özellikle modern şiir alanındaki edebiyatı Fransız edebiyatıyla yakından ilgili Türkiye’nin üye olmayışı şaşırtıcıdır.

Buna karşılık her yılın mart ayı içinde kutlanan Frankofoni haftasına ülkemiz de özellikle Fransız dilinde eğitim veren okulların çeşitli etkinlikleriyle katılmakladır.

Fakat yazımın asıl konusu bu değil.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Frankofoni haftası dolayısı ile bu yıl 20 Mart tarihindeki kısa fakat çok etkili mesajını çevirerek paylaşmak ve düşündürdüklerini yazmak istedim.

***

( “Yurdum Fransız dilidir.” Albert Camus’nün yurdu artık hemen hemen 400 milyon konuşanı ile dünyanın dördüncü en önemli dilidir. Frankofoninin bu uluslararası gününde onu yaşatmaya, korumaya ve sevmeye devam ediyoruz. Frankofoni kendinde Pascal’dan Hugo’ya, Senghor’dan Cesaire’a yazarlarımızın taşıyageldikleri yüzyılların mirasını, nüanslar lezzetini, diyalog vaadini taşımaktadır. Dilimiz gelişiyor; düş yaratımlarını, kültürleri, savaşımları, ümitleri, tüm dünyayı bir araya topluyor ve bir nehir gibi sınırlar ötesine götürüyor. Fransız dili bir hazinedir. Öyleyse onu okuyalım, paylaşalım, öğretelim ve çok gurur duyduğumuz Frankofoninin çarpan yüreği olan Villers-Cotterêts Fransız dili uluslararası sitesini ışıldatalım. Yaşasın Fransız dili!)

***

Macron sözlerine Cezayir doğumlu Fransız yazar Albert Camus’nün bir deyişiyle başlıyor Pascal ve Hugo’dan sonra herhangi bir kompleks duymaksızın Frankofon şairler Senegalli şair Leopold Senghor ve Martinikli şair Aime Cesaire’dan söz ediyor.

Hiçbir dilin kuşkusuz ki övgüye ihtiyacı yoktur.

Yukarıdaki mesajı yazar adlarını Yahya Kemal, Halit Ziya, Nâzım Hikmet, Dağlarca, Orhan Veli, Sabahattin Ali, Yaşar Kemal, Aziz Nesin, Attilâ İlhan, Ahmed Arif, Cemal Süreya vb. adlarıyla değiştirerek de pekâlâ okuyabiliriz.

Bütün sorun kendi diline ve ülkesine sevgi duymak şurada dursun güzelim Türkçemizi küçümsemek, çocuklarımızın beynini bu dilin eşsiz güzellikte şiiriyle aydınlatmak yerine bilmedikleri ve o yaşta bilmelerine gerek de olmayan bir dilin karanlıklarına sürüklemek, dahası onlara İstiklal Marşımızın (nasıl çevrildiği de meçhul) Arapçasını ezberletmeyi marifet sayacak kadar alçalmaktır.