Siyasetin buyruğunda hukuk ya da insan yaşamıyla oynamak
Ataol Behramoğlu
Son Köşe Yazıları

Siyasetin buyruğunda hukuk ya da insan yaşamıyla oynamak

01.07.2020 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Siyaset ve Hukuk” başlıklı geçen haftaki yazımda konunun kuramsal bir açıklamasını yapmaya çalışmıştım.

Bu haftaki yazım siyaset buyruğunda yargının insan yaşamıyla nasıl oynamakta olduğunun somut örneği olacak.

İçinden neredeyse çıkılmaz bir karışıklık içindeki ve sonuçta da 17 genç hukukçunun toplam 159 yıl hapis cezasına mahkûm edilmiş olduğu Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi avukatlara yönelik “dava”dan söz ediyorum.           

Dava sözünü tırnak içine almamın nedeni, konuyla ilgili belgeler yığınını elden geldiğince gözden geçirme sonucunda, bunun bir hukuk davası değil aslında bir yargısız infaz olduğu sonucuna vicdanen, ahlaken, içtenlikle varmış olmamdır...  

***

Bu yazı yayımlandığında avukat Ebru Timtik açlık grevinin yaklaşık altıncı, Aytaç Ünsal yaklaşık beşinci ayında, her ikisi ölüm oruçlarının (yanlış hesaplamadıysam) 87. günündeler.

Dışarıdan bakan birine açlık grevi, ölüm orucu eylemleri anlaşılmaz görünebilir. 

Yaşama tutunmak varken insanlar neden canlarını tehlikeye atsınlar?  

Söz konusu “dava”nın süreçlerini sabırla gözden geçirdiğinizde, bu sorunun yanıtı karşınıza apaçık çıkacaktır. 

Engizisyonun bir ortaçağ zindanına kapattığı, kurtuluş ümidi bulunmayan kişinin belki yazgısına boyun eğmekten başka çaresi olmayabilir.

Fakat hukukun, insan haklarının ulaştığı evrensel bir düzeyde, engizisyon hukuksuzluğundan farksız bir uygulamayla zindanlara tıkılan, hukuksal girişimleri hiçe sayılarak yaşamlarıyla oynanmakta olan, üstelik hukukçu ve gepgenç insanlarının seslerini duyurabilmek için canlarını ortaya koymaları karşısında duyarsız kalmak, en hafif deyimiyle vicdansızlık ve bilinçsizlik olur.

***

Söz konusu “dava”nın burada ayrıntılarına girmenin bir anlamı ve gereği yok. 

Bunu yapmak için zaten sayfalar dolusu yazmak gerekir. 

Kaldı ki ben hukukçu değilim.  

Fakat yine de açlık ve ölüm orucu eylemleri öncesindeki sürecin kısa bir özetini yapmak gerekiyor. 

Dernekleri 22 Kasım 2016’da kapatılan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi on yedi avukat, 12 Eylül 2017’de gözaltına alınıp sekiz gün sonra tutuklanıyor.  

İddianame altı ay sonra hazırlanıyor.  

Yargı karşısına bir yıl sonra çıkarılan avukatlar İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi heyetince oybirliğiyle tahliye ediliyor..  

Duruşma savcısı saat 01.00 civarında karara itiraz ediyor..

Bu itiraz üzerine aynı mahkeme heyeti, tahliye kararının ertesi günü, cumartesi saat 16.30 civarında toplanarak yine oybirliğiyle “tutuklamaya yönelik yakalama kararı” veriyor...

Devam etmeden önce burada durarak şu soruların sorulması gerekiyor:

İddianame için altı ay, karar için bir yıl beklenilmesi neden?  

Bir mahkeme, verdiği kararın tam tersini on saat sonra neye göre verebiliyor? 

***

Süreci izlediğinizde, karşınıza başsavcı olarak İçişleri Bakanı’nın, yanı sıra da Ergenekon’un da başsavcısı olduğunu söyleyen o zamanki Başbakan şimdiki Cumhurbaşkanı’nın çıktığını görüyorsunuz... 

Mahkeme heyetlerinin değiştirilmesi, pişmanlık yasasından yararlanan itirafçılar, ajanlar, bunun bir yargılama değil bütünüyle bir polis operasyonu olduğunu apaçık göz önüne seriyor. 

Suçlanan avukatlar bir terör örgütünün uzantıları imiş... 

Neye göre?  

Grup Yorum’a, Soma madencilerinin ailelerine, işlerinden atılan kamu görevlilerine sahip çıktıkları için mi? 

Başkaca da somut bir kanıt, bir suçlama zaten söz konusu değil...

***

Adalet Bakanı’na ve bu “dava” dosyası önlerinde olması gereken ilgili Yargıtay üyelerine sesleniyorum:

Adli tatil başlamadan önce bu dosya görüşülmeli, yargının siyaset ve polis buyruğunda olmadığı kanıtlanmalı, tutuklulukları üç yıla yaklaşan avukatlar özgürlüklerine ve mesleklerine kavuşmalı, ölüm orucu eylemindeki iki avukatın haklı eylemi de böylece sona ermelidir..

Hukuk, vicdan, adalet, insanlık duygusu bunu gerektiriyor..

Bilinçli kamuoyu, bunun bir saniye bile gecikmeksizin gerçekleşmesini bekliyor, talep ediyor...

Yazarın Son Yazıları

Zulüm devri

Ülkelerin yaşamında çeşitli sıfatlarla nitelelenen dönemler, eski adıyla devirler vardır.

Devamını Oku
14.01.2026
Venezüella’da olan

Venezüella’da olan, uluslararası hukukun, Maduro’ya bir insan olarak yapılanlar bakımından insan haklarının hiçe sayılmasıdır.

Devamını Oku
07.01.2026
Yeni bir yıla doğru

İnsanlık iki hafta sonra yeni bir yıla giriyor.

Devamını Oku
17.12.2025
Barbarlar

İzlenebilecek bir film arayışında TV kanallarında gezinirken Güney Afrikalı-Avusturyalı romancı John Maxwell Coetzee’nin aynı adlı romanından sinemaya aktarılmış “Barbarları Beklerken”e rastladım.

Devamını Oku
10.12.2025
Ümmet

Haftada bir kez yazmanın “trajedi”si, sizin yazmayı tasarladığınız güncel bir konunun sizden önce başka yazarlarca yazılması oluyor.

Devamını Oku
03.12.2025
İmralı

Başka ülkelerde de öyle midir bilmem ama bizde siyasal örgütler arasında bir konu tartışılırken sanki irdeleyici-çözümleyici akıldan çok duygular-suçlamalar egemen oluyor.

Devamını Oku
26.11.2025
İddianame

Türkiye’de bugün hukukla ilgili kurumların en az güven duyulan kamusal kurumlar arasında en ön sırada yer aldığını, bu kurumların giderek siyasal erkin hukuk bürolarına dönüşmekte olduğunu iddia ediyorum.

Devamını Oku
19.11.2025
İki şiir

Gazetemiz Cumhuriyet ve Kadıköy Belediyesi’nce 7-9 Kasım günlerinde Kadıköy’de düzenlenen şiir günlerinde...

Devamını Oku
12.11.2025
Seraf Özer’in konuşması

Esenyurt’un tutuklu belediye başkanı Prof. Dr. ve yazar sayın Ahmet Özer’in kızı ve avukatı sayın Seraf Özer’in 31.10.2025 tarihindeki Aile Dayanışma Ağı’ndaki konuşmasında söylediklerini bir ölçüde özetleyerek de olsa okurlarımla paylaşmak istedim...

Devamını Oku
05.11.2025
Zulümle imtihan

Yazımın adı ne olmalı diye pazar gecesinden beri, şu sözcükleri yazmakta olduğum pazartesi öğleye kadar düşündüm.

Devamını Oku
29.10.2025
Hayâsız

İkinci a harfi üzerinde düzeltme (ya da inceltme, şapka vb.) işareti ile hayâ, utanma, utanç duygusu anlamına gelen bir sözcük.

Devamını Oku
22.10.2025
Sosyal demokrat bir lider nasıl olmalıdır?

Genç arkadaşım, değerli dostum ve düşündaşım profesör Okan Toygar’ın benimle yaptığı söyleşiler toplamı bir iki hafta önce bir nehir söyleşi olarak “Hayatımız Güzeldir” başlığı ve “Ataol Behramoğlu’nun Siyasal Kimliği” alt başlığı ile yayımlandı.

Devamını Oku
15.10.2025
Grup Yorum 40 yaşında

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve Yıldız Üniversitesi Şehir Planlama öğrencisi dört arkadaşın (Ayşegül Yordam, Metin Kahraman, Tuncay Akdoğan, Kemal Sahir Gürel) birlikte 1985 yılında kurdukları Grup Yorum, içinde bulunduğumuz 2025 yılında kırk yaşına basmış oluyor...

Devamını Oku
08.10.2025
Kara mizah

Zihnimde beliren kavramın karşılığını ve açıklamasını bulmak için internete baktığımda kara komedi de denen kara mizah kavramının en yakın açıklamasını TDK sitesinde buldum...

Devamını Oku
01.10.2025
Kara Bir Rüzgâr

Kara bir rüzgârdı üstünde bir yurdun...

Devamını Oku
24.09.2025
Erdem ve Erdemsizlik Üzerine

Utanç insana özgü bir duygu sanılır...

Devamını Oku
17.09.2025
Türk Türkçe Türkiye

Türkler Türkiye’yi oluşturan etnik unsurlardan sadece biri mi; yoksa öncü-kurucu etnik grup olarak aynı zamanda ülkeye adını veren topluluk mudur?

Devamını Oku
10.09.2025
30 Ağustos ruhu ve karşıtlığı

30 Ağustos ruhu; akıl, öngörü ve cesaret demektir.

Devamını Oku
03.09.2025
Felsefenin tesellisi

Geçen yaz okumayı tamamlayamadığım başucu kitaplarımdan biri de Roger Scruton adlı yazarın Modern Felsefenin Kısa Tarihi adlı yapıtıydı.

Devamını Oku
27.08.2025
Bir günün sonunda can sıkıntısı

Sonu gelmezce üst üste yığılan sıkıntılara Aydın’daki inanılması güç olay eklendi.

Devamını Oku
20.08.2025
Bir ahlak dersi

Tasarladığım yazının adını “Bir dilbilgisi dersi” olarak duyurmuştum. Sonradan yukarıdaki başlığı daha uygun gördüm.

Devamını Oku
13.08.2025
Etnik aidiyet ve ulus devlet

Prof. Dr. Hikmet Sami Türk’ün 28 Temmuz tarihli Cumhuriyet’te “Devlet yöneticilerinde ırk ve din farkı aramak” başlıklı bir yazısı yayımlandı.

Devamını Oku
06.08.2025
Kuraklık

Ülkemizin (bu demektir ki insanlığın) sorunlarına duyarlı bir arkadaşımdan aldığım mesajda Birleşmiş Milletler’e bağlı bazı kuruluşlarca hazırlanan raporlarda Türkiye’nin 2030 yılında su fakiri ülkeler statüsüne gireceğinin bildirildiğini öğrendim.

Devamını Oku
30.07.2025
Vatan

Yazmayı tasarladığım yazının başlığı olarak günlerdir zihnimde “vatan” sözcüğünü dolaştırıyorum.

Devamını Oku
23.07.2025
Türkiye düşünüyor

“PKK Öcalan’ın çağrısına uymuş. Öcalan da Bahçeli’nin çağrısına uymuş görünüyor. Peki, ya Bahçeli? Ona çağrıyı yaptıran kim? Vahiy mi geldi? Rüyasında mı gördü? Yoksa... Asıl soru budur... Çocuk mu kandırıyorsunuz?”

Devamını Oku
16.07.2025
Denklem çözülürken

Bu kadar kötülük tek bir kişinin ya da bir grup insanın eseri mi, yoksa daha geniş çevrelerce hazırlanan bir planın uygulanması mıdır?

Devamını Oku
09.07.2025
Kalbinde dünyayı taşımak

“O sözler ki bir kere çıkmıştır ağzımızdan... Uğrunda asılırız...

Devamını Oku
02.07.2025
Yeni Türkiye?(2)

Geçen haftaki yazıma “Türkiye eskidi mi ki yenisini konuşuyoruz” sorusuyla başlamış...

Devamını Oku
25.06.2025
Yeni Türkiye?

Epey zamandır iktidar çevreleri bu sözü ağızlarında geveleyip duruyor: Yeni Türkiye! Türkiye eskidi mi ki yenisini konuşuyoruz?

Devamını Oku
18.06.2025
Nekâhet

Birinci a harfinin inceltme işaretiyle yazıldığı bu Arapça sözcük, bir hastalık sonrasında sağlık ve güç kazanıncaya kadar geçen zayıflık dönemi demekmiş.

Devamını Oku
11.06.2025
Modern edebiyatımız konulu kitaplar (3)

Doğu Batı Yayınları’nın üç kitapta yayımlanan “Modern Türk Şiirinin Doğuşu” dizininin ilk kitabı üzerine yazmayı sürdürüyorum.

Devamını Oku
04.06.2025
Modern edebiyatımız konulu kitaplar (2)

İlki 30.10.24’te bu sütunda yayımlanan yazı dizisinin ikincisiyle, Doğu Batı Yayınları ürünü “Modern Türk Şiiri” kitapları üzerine düşünmeyi sürdürüyorum.

Devamını Oku
28.05.2025
Ahtapot

Ahtapot şirin bir varlıktır.

Devamını Oku
21.05.2025
Tersinden bakmak

Az sonra üzerinde duracağım bir olguyla ilgili olarak “tersinden bakmak” kavramı üzerine düşünürken aklıma bu kavramı metafor olarak en iyi anlatabilecek “dürbünün tersinden bakmak” gibi bir söz düştü. Öyle ya, işlevi uzaktaki canlı ya da cansız bir nesneyi yakınlaştırmak olan dürbünle yapılabilecek en ters şey ona (onunla) tersinden bakmaktır.

Devamını Oku
14.05.2025
Başarısız bir saldırının analizi

Başarısız bir saldırının analizi

Devamını Oku
07.05.2025
Ahmet Özer’in mesajı

Ahmet Özer’in mesajı

Devamını Oku
30.04.2025
‘Yapay zekâ’ hakkında

‘Yapay zekâ’ hakkında

Devamını Oku
23.04.2025
Yapay zekâ

Yapay zekâ

Devamını Oku
16.04.2025
Engizisyon

Engizisyon

Devamını Oku
09.04.2025
Yunus Gibi

Yunus Gibi

Devamını Oku
02.04.2025