Şu kahrolası 65 yaş ve üstü...

19 Ağustos 2020 Çarşamba

Uçaktan indim. Dönmekte olan valiz taşıma bandının önünde, içinde birkaç parça çamaşır dışında pek bir şey bulunmayan birkaç kilo ağırlığındaki sıradan yol çantasının görünmesini bekliyorum. O kadar hafif bir şeyi neden yanına almamış diye düşünenler olabilir. Alamadım, çünkü izin verilmedi. Gerçi bunun 65 yaş konusuyla ilgisi yok. Sanırım uçaktan çıkıştaki kargaşayı önlemek için bilgisayar çantası dışında bütün çanta ve valizler aşağıya veriliyor. Fakat çıkışta aynı kargaşa yine yaşandı. Böyle bir yasaklama konulacağına, uçaktan çıkışlar da girişteki gibi koltuk numaralarına göre sıraya konularak sağlanamaz mı? Demek ki yasaklamak daha kolayımıza geliyor. 

Bekleyenler arasında uzunca boylu orta yaşlarda bir adam, yanındakilere yakınıyor: “75 yaşındaki adamı yanımdaki koltuğa oturttular!” Belli ki canı çok sıkılmış. Aynı cümleyi üst üste tekrarlarken gözü bana ilişince yakınmasını rakam değişikliğiyle sürdürüyor: “85 yaşındaki adamı yanımdaki koltuğa oturttular...

Kendimi tutamayıp “O adamın sana değil, senin o adama zararın dokunabilirdi...” diyorum. Sonra da çok basit şeyi daha da basitleştirerek açıklıyorum: “Mikrop saçanlar ileri yaştakiler değildir. Virüsün onlar üzerinde etkisi daha ağır olduğu için korunmaları gerekiyor.

Kafalar onaylar anlamda sallansa da söylediklerimin anlaşıldığını pek sanmıyorum. 

***

Yaşlı adamdan korkan yurttaşın konuyu tersinden anlaması sadece onun kabahati değil. 65 yaş üstüne uygulanan yasaklama ve tecrit onları toplumun dışına atıyor ve böylece yaşlı, hasta, aciz, zavallı bir insan topluluğu görüntüsü, toplumun bütününden koparılarak gözler önüne serilmiş oluyor... Batı toplumlarında her zaman en imrendiğim ve özendiğim görüntülerden biri, otobüslerde, trenlerde, sinemalarda, her yerde her yaştan insanın bir arada olması, bunun yarattığı sıcak, birleştirici toplumsal aidiyet duygusudur... Bizde belli bir yaş üstündeki insanlar, özellikle büyük şehirlerde, korona öncesinde de zaten ortalıkta pek görünemezlerdi. Şimdi bu tecrit ve yasaklamalarla büsbütün toplumun dışına çıkarılmış oluyorlar. Yapılan şey ayıptır ve sadece o insanlara karşı değil, toplumun bütününe karşı işlenmekte olan bir suçtur.

***

Bir toplumu sadece çocuklar, gençler, orta yaşlı ya da belli bir yaşın üstündeki insanlar, sadece kadınlar ya da erkekler değil, o toplumun bütün bireyleri, eşit bireylik haklarına sahip olarak oluştururlar.

Her yaş grubunun toplumda bir yeri vardır. Çocukların varlığı, toplumun neşesi, umudu, geleceğidir. Yaşlı denilen insanlar ise olgunluğu, deney kazanmışlığı simgeler. Bu nedenle de saygıya hak kazanmışlardır. Bu bizde de böyleydi. Fakat gitgide büyüyen bir sevgisizlik ve saygısızlık ortamında çocuklar hak ettikleri sevgiden, ilgiden yoksun büyümektelerken, yaşlılar da saygının değil, gidererek saygısızlığın hedefi olmaktalar. Bu yaş grubuna yönelik bilinçsiz, adaletsiz, ikiyüzlü, hiçbir yerde benzeri bulunmayan korona yasakları, onlara karşı işlenen bir suça dönüşmüş durumdadır. Bir vali, bir kaymakam, herhangi bir yönetici aklına estiğince bu yaş grubuna yönelik bir yasaklama getirebiliyorsa, hiçbir yaş gurubu, hiç kimse, en temel bireysel haklarını güvence altında hissedemez.

***

Önce umre konusundaki oportünist bilinçsizlikle, ardından AVM’lerin açılması ve zaten uygulanamayan önlemlerin (65 yaş üstüne yönelik yasaklar dışında) büsbütün gevşetilmesi ya da kaldırılmasıyla, ardından da yangından mal kaçırırcasına gerçekleştirilen Ayasofya açılışıyla hasta sayısının ve ölümlerin artmasına yol açılmasının başlıca sorumlusu, ülkeyi yönetenlerdir.

65 yaş ve üstüne yönelik yasaklamalar, ayrımcılık suçudur. İlgili kurum ve dernekleri dava açmaya çağırıyorum. Ben ise sivil itaatsizlik hakkımı kullanmaya devam edeceğim. 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Sanal İstanbul 12 Nisan 2021
Düello 22 Şubat 2021
Tevfik Fikret'e 23 Kasım 2020