Bağış Erten

Futbolun Dili ve Edebiyatı Öldü

15 Nisan 2015 Çarşamba

2015’in edebiyata bir garezi mi var, nedir! Önce Yaşar Kemal gitti, sonra yakın arkadaşı Günter Grass. Ve son olarak da Eduardo Galeano... Yaşar Kemal’in iyi bir futbolsever ve Fenerbahçeli olduğu söylenir. Elimizde (Fenerbahçe maçlarını basın tribününden nasıl heyecanla takip ettiğini anlattığı) bir İslam Çupi yazısı dışında pek bir delil yok. Futbol konusunda pek yazmamış büyük usta. Buna karşın Grass ve Galeano ‘deşifre’ olmuş iki futbolsever. Aslında bugün yazı için başka şeyler vardı aklımda. Ama art arda ölen bu iki büyük ustayı anmadan olmaz.
17 Mayıs 2010’da Suddeutsche Zeitung’a verdiği röportajda Günter Grass uzun uzun Alman Milli Takımı’ndan bahsediyor ve Klinsmann’a da övgüler düzüyor. “Merkel’in yapamadığını o yaptı” diyor ve Bild’e karşı durabilen ender insanlardan biri olarak Alman teknik adamı yüceltiyor. Ardından sözü yeni Almanya’ya ve milli takımın başardıklarına getiriyor: “Bu milli takım öncü bir rol oynayabilir” diyor Grass ve takımın genç, dinamik yapısının toplumda yön gösterici olabileceğinden dem vuruyor. Sıkı bir taraftar olarak o Dünya Kupası’nda tam dört maç izlemiş Alman üstat. “Zidane’ın son hutbesini” bile es geçmiyor. Konu futbol olunca çocuklar gibi neşeli ve konuşmaya sonsuz hevesli. Zaten şu sözü bu oyuna ne kadar meftun olduğunu da kanıtlıyor: “Elli yaşında oğlumla futbol oynamaya kalktım. Ertesi gün yürüyemez haldeydim. Ama çok mutluydum.” Gelelim Galeano’ya... Aslında belki de dünyada edebiyatçılar içinde futbola en düşkün olanı o. Gölgede ve Güneşte Futbol’un yeryüzünde futbola adanmış en büyük eser olduğu da tartışılmaz. Kitabı hatmetmeyen bizden değildir. O yüzden başka bir alıntı yapacağım üstattan. Bizi ilgilendiren şeyler söylüyor çünkü. Röportaj El Cezire Türkiye’den Banu Acun’un eseri (http://bit.ly/1JFEiXM) ve belki de ölmeden önce futbol hakkında söylediği son sözler.
Boş statlardan daha hüzünlü ve daha dolu bir şey yoktur. Çünkü boş statlar, tarih doludur, ses doludur. Hayaletler mesken tutmuştur boş statları. Burada oynanan maçlar boyunca söylenen sözler, yapılan tezahüratlar, kazanma neşesi, kaybetme hüznü, hepsi bir titreşim halinde stadın içinde varlığını sürdürür.
Türkiye gibi futbol ülkelerinde -Türkiye bir futbol ülkesi- bazen futbol, kaderin ismidir. Biz başka yerlerde söylenen kaderin işi sözü yerine futbolun işi sözünü kullanırız. Öyle görünüyor ki futbol ve kader birbirlerine çok benziyor.” Hem Neden

Hem Çözüm Olunmaz
Malum, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Süper Lig kaptanlarını sarayda ağırladı. Muhtemelen, Fenerbahçe otobüsüne yapılan saldırıdan sonra, futbol şiddetine çare arayışının bir parçasıydı bu ziyaret. Fakat, ne yazık ki, iyi niyetli bile olsa, burada bir sorun var. Memlekette futbolun (galiba sadece futbolun da değil) en büyük sorunlarından biri bitmek tükenmek bilmeyen gerginlik değil mi? Devletin en başından sahadaki futbolcuya, tribündeki / sokaktaki adama dek herkes sinir küpü haline gelmedi mi? Böyle bir durumda çözümü nerede ararsınız? Gerginliğin kalbinde mi?
Kaptanlara bu toplantıda eşlik eden Fatih Terim ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan belki pek çok konuda bir şeylere çare olmuşlardır ama bu konuda ne yazık ki iyi bir referans değiller. Tayyip Erdoğan muhtemelen siyasi tarihimizin en az esprili ve en sert liderlerinden biri. Fatih Terim de saha kenarında aklıselimin temsilcisi asla değil. İkisi de kusura bakmasın ama futbolda gerginliğin çözümü onlardan gelmeyecek. Çünkü fizik kuralıdır; bir şey hem neden hem çözüm olamaz.
Hayır, ille de birine gideceklerse Cem Yılmaz’a gitsinler. 1-2 espri hepimizin kasılmalarına iyi gelir. Alt tarafı bir oyundan bahsettiğimizi en iyi o hatırlatacaktır bize. Eğlenceli olduğunu iddia ettiğimiz bir oyundan...

Başrolde Basketbol Olmalı
Aslında bugün hiç futbol yazmak gelmiyordu içimden. Tam 20 sene önce bugün ilk defa bir yayın organında yazım yayımlanmıştı ve o gün de futbol değildi konu. Hiç değilse basketbolu başrole koyacaktım. Bu sezon sıkı bir takipçisi olduğum için gayet iyi biliyorum. Basketbol (voleybolla birlikte) bu yıl memleketteki en seyirlik işleri sunan spor oldu. Nitekim, Final Four’un kapısında iki temsilcimiz var ve heyecan dorukta. Futbola bakınca Bay Yanlış’la Doğru Ahmet gibi duruyorlar. Orada yapılanın tam tersi her şey. Düşünün, bu sezon Fenerbahçe’nin Ülker Arena’daki seyirci ortalaması Şükrü Saracoğlu’ndan yüksek. Ama Galeano ve Grass ölünce çaresiz kaldım. Yazı borcum olsun.  


Yazarın Son Yazıları

Bu sezon o sezon değil 2 Eylül 2018
Herkes biliyor 29 Ağustos 2018
Vurdulu kırdılı 27 Ağustos 2018
Ses var görüntü yok 24 Ağustos 2018
Pratik dersen sallanmakta 19 Ağustos 2018
Beni kategorize et 17 Ağustos 2018
Sporun detoks etkisi 1 Ağustos 2018
Zafer takı üç renkli 16 Temmuz 2018
Haddinizi bilin! 14 Temmuz 2018
İki ters bir düz 8 Temmuz 2018
İyimser olmayan umut 4 Temmuz 2018
Reyting de mi gol değil! 27 Haziran 2018