Bağış Erten

Tekerrür mü kader mi?

21 Kasım 2016 Pazartesi

Bu maç analizle anlatılmaz. Hepimiz biliyoruz. Fenerbahçe ne yapıyor ediyor, yenilmiyor işte. Tartışılan on birler, sahanın yıldızı muhteşem Josef, baskıyı kaldıramayan Sinan, Selçuk’suz eksik Cim-Bom, Topal’sız ama sağlam Fener... Bunların hepsi boş. Çünkü Sarı-Lacivertliler iyiyken de başarıyor, kötüyken de; hatta dünkü gibi vasatken dahi rahat kazanabiliyor. Kimler geldi geçti, senaryo değişmedi. Bu artık analizle taktikle falan değil sosyal psikolojiyle açıklanmalı. Hatta psikanalizle. İki satırla bu zorluğu aşamayacağımıza göre o yüzden biz ters açıdan görelim.
Önce bir oh çekelim. Memleket karanlıktan karanlığa koşar, küçücük çocukların tacizcilerine bile kucak açarken hepimizi tüm bu gündemden koparan iki saat geçirebildik nihayet. Futbol sadece futbol olarak kaldı ve sadece ama sadece bir Fenerbahçe- Galatasaray derbisi izledik. En son ne zaman oldu bu, hatırlamıyorum. Ne güzel! Üstelik stat bu sezon ligde hiç olmadığı kadar doluydu. Deplasman tribünleri de nizami yerini almıştı. Sahada kalite değil belki ama coşku ve hırs da ziyadeydi. 11 hafta sonunda Beşiktaş-Galatasaray maçından sonra dört başı mamur gerçek anlamıyla futbol izlediğimiz ikinci gün oldu bu sanırım. Ki bu yüzde 2’ye tekabül ediyor!

Persie’nin dehası
İlginçtir, dün sahada Portakal baskın renkti. Kenarda iki Hollandalı teknik adam, sahada iki efsane Sneijder ve van Persie... Birincisi hakem markajıyla oyundan daha çok ilgilendiği için pek pozisyon bulamadı. İkincisi ise David Winner’ın Avrupa futbol külliyatının demirbaşlarından sayılan kitabı Brilliant Orange’ından (Harika Portakal diye çevrildi) fırlamış gibiydi.
İthaki’den çıkan Türkçe versiyonu sunuş yazısında Uğur Vardan ne diyordu: “Onlar futbolun entelektüel ve estetik doğası.” Dün bu dehadan pasajlar izledik işte. Hele de attığı ilk golde. İkinci yarı oyun biraz kasıldı. Eski TRT deyimiyle ‘tipik bir orta saha mücadelesi’ne döndü.
Tribünler hem stresten hem de kalabalığa eskisi gibi alışkın olmadıklarından pek senkronize olamadı. Galatasaray biraz çabaladı ama ‘kaderini’ değiştiremedi. Tarih Kadıköy’de tekerrürü alışkanlık haline getirmiş belli ki.  


Yazarın Son Yazıları

Bu sezon o sezon değil 2 Eylül 2018
Herkes biliyor 29 Ağustos 2018
Vurdulu kırdılı 27 Ağustos 2018
Ses var görüntü yok 24 Ağustos 2018
Pratik dersen sallanmakta 19 Ağustos 2018
Beni kategorize et 17 Ağustos 2018
Sporun detoks etkisi 1 Ağustos 2018
Zafer takı üç renkli 16 Temmuz 2018
Haddinizi bilin! 14 Temmuz 2018
İki ters bir düz 8 Temmuz 2018
İyimser olmayan umut 4 Temmuz 2018
Reyting de mi gol değil! 27 Haziran 2018