Barış Doster

ABD, Çin ve Rusya: Rekabetin boyutları

08 Temmuz 2020 Çarşamba

Salgın hastalık, ülkelerin sağlık sistemiyle birlikte, genel olarak devlet kapasiteleri, toplumsal bünyeleri, ekonomik ve teknolojik ölçeklerini de sınıyor. Aynı zamanda büyük güçler arası rekabeti de boyutlandırıyor, çeşitlendiriyor, keskinleştiriyor.  

ABD ile başlayalım. Ekonomik büyüklüğü, Dünya Bankası verilerine göre 21.4, federal borcu ise ABD borç saatine (usdebtclock.org) göre 26.5 trilyon dolar. Halen dünyanın en güçlü devleti olsa da zayıflıyor. Türkiye’nin ekonomik büyüklüğü kadar savunma bütçesi var. Nükleer silah kapasitesinde, uçak gemisi ve denizaltı sayısında lider. 150 kadar ülkede, irili ufaklı, açık gizli 800 dolayında askeri üsse sahip. Fakat ekolojik hâkimiyeti, hegemonya kabiliyeti aşınıyor. Salgın hastalık hem ekonomisini sarstı hem toplumsal bünyesindeki fay hatlarını daha da belirginleştirdi.

ABD, strateji belgelerinde “hasım güçler” olarak tanımladığı Rusya ve Çin’in artan nüfuzunu geriletemiyor. Almanya’nın daha bağımsız davranma çabasını dizginleyemiyor. İran’da, Kuzey Kore’de, Afganistan’da, Suriye’de, Venezüella’da, Küba’da istediği hamleleri yapamadı. İki stratejik müttefiki dahil (İngiltere ve İsrail), en güçlü ilişkilere sahip olduğu devletlerin bile Çin’le yakınlaşmasını önleyemedi. İran’la imzalanan antlaşmadan (P5+1) ve Paris İklim Sözleşmesi’nden çekilmesini izah edemedi. Kamu diplomasisi ve yumuşak güç araçlarında lider olsa da kurumsal çekiciliği, müttefikleri nezdindeki itibarı ve güvenilirliği zayıflıyor.   

ABD’nin azalan gücü

Dahası var. Trump iktidarıyla birlikte belirgin biçimde öne çıkan, salgın hastalıkla birlikte dozu daha da artan Çin düşmanlığı, ABD’nin istediği sonucu vermiyor. Çünkü ne Çin’in ekonomik gücünü, yatırım ve dış yardım kapasitesini durdurabiliyor ne de Çin’le ticaretini kesebiliyor. Şöyle ki, ABD Ticaret Temsilciliği Ofisi’nin (ustr.gov) 2018 yılı verilerine göre, ABD - Çin ticaret hacmi 737.1 milyar dolar. ABD’nin ihracatı 179 milyar, ithalatı 558 milyar, dış ticaret açığı 379 milyar dolar. ABD’li şirketlerin Çin’deki yatırımları, Çinli şirketlerin ABD’deki yatırımları, ABD’nin Çin’den ithal ettiği ürünlerin çokluğu ve çeşitliliği dikkate alındığında, dış ticaret açığının büyüklüğüne rağmen, ABD’nin Çin’den vazgeçmesinin olanaksız olduğu görülüyor. Şunu da ekleyelim, ABD’nin en borçlu olduğu ülke de Çin.    

Çin’le devam edelim. Ekonomik büyüklüğü, 14 trilyon dolar. Bu açıdan ABD’nin ardından ikinci. Dünya Bankası’nın satın alma gücü paritesi üzerinden yaptığı hesapla, 2019’da 23 trilyon doları geçen ekonomik büyüklükle ilk sırada. Çin’i, 19.5 trilyon dolarla ABD takip ediyor. Rusya ile birlikte Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ve BRICS (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika) gibi yapılara öncülük ediyor. Kuşak ve Yol İnisiyatifi, Asya Altyapı Yatırım Bankası, Çin’in projeleri. BM Güvenlik Konseyi’nde de Rusya’yla birlikte davranıyor. İkili, ilişkilerini stratejik ittifak olarak tanımlıyorlar. Lakin ŞİÖ’den beklentileri arasında kimi farklar var. Ayrıca, gelecekte başta enerji olmak üzere, Orta Asya’da rekabet edecekleri kimi konular da söz konusu. Zira Rusya bölgeyi tarihsel olarak nüfuz alanı; Çin yatırım sahası ve pazar olarak görüyor. Kuşak ve Yol İnisiyatifi bağlamında önemsiyor. Çin, Rusya’nın da en büyük ticaret ortağı. Rus dış ticaretindeki payı, 2018 verileriyle, yüzde 12.4.   

Rusya’yla noktalayalım. 17.1 milyon kilometrekare ile dünyanın en geniş sınırlarına sahip. Nüfusu, 145 milyon. Bu nüfus, büyük bir coğrafya, büyük bir siyasi iddia için yetersiz. Ekonomik büyüklüğü, 1.63 trilyon dolar. Petrol, doğalgaz ve maden ihracatına bağımlı olması, önemli bir sorun. Bu ihracat kalemleri dışında Rusya’nın öne çıkan iki gelir kalemi daha var; silah satışı ve nükleer santral yapabilme kabiliyeti. Enerji fiyatları düşünce, Rus ekonomisi de sıkıntıya giriyor. Fakat tarihsel birikimi, nükleer güç kapasitesi, BM içindeki konumu, liderlik yeteneği, jeopolitik konumu, yetişmiş insan gücü, bilim, kültür, sanat altyapısı sayesinde, ekonomik gücünün çok ötesinde bir nüfuza sahip.

Çin ve Rusya, henüz tek başlarına ABD’yi dengeleyip, dizginlemekten uzak olduklarını biliyorlar. ABD’ye karşı birlikte davranıyorlar. ABD de bunun farkında. Ne var ki karşı hamleleri sonuçsuz kalıyor.

Dünya dönüyor. Dengeler değişiyor. Yeni ihtiyaçlar, yeni ittifakları doğuruyor.


Yazarın Son Yazıları