ABD’nin yalanları ve kitle ikna silahları
Barış Doster
Son Köşe Yazıları

ABD’nin yalanları ve kitle ikna silahları

03.02.2021 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

ABD’de Joe Biden yönetiminin politikaları, kadroları belirginleşiyor. Türkiye’yle ilişkilerde değişiklik yok. Çin ve Rusya karşıtı politikalar sürecek. İsrail, İngiltere’yle beraber iki stratejik ortaktan biri, her zamanki gibi öncelikli. Yani Biden, yardımcılığını yaptığı eski başkan Barack Obama’nın yaptıklarını yapacak, kadrolarıyla çalışacak. Zaten o nedenle, Biden için kimileri, Obama-Biden çağrışımı yapsın diye, “O’Biden” diyorlar. ABD’deki bazı girişimciler, ikilinin birlikte çekilmiş fotoğraflarını içeren kimi aksesuvarları satmaya başladılar bile.

Peki, bu durum şaşırtıcı mı? Hayır. ABD’nin başkanı değişse de izlediği siyasetin değişmeyeceğini yazıyor, ABD’nin emperyalist karakterini vurguluyoruz. Başkanın tercihlerinin değil, ABD emperyalizminin, ülkenin egemen sınıflarının ihtiyaçlarının, mecburiyetlerinin belirleyici olduğunu anlatıyoruz. Fakat dünyadaki 8 milyar insan arasında barış, demokrasi, özgürlük, insan hakları gibi kavramlardan bahsedecek son kişi olan ABD başkanına bel bağlayanlar, bir türlü anlamak istemiyorlar.

ABD’DE DIŞ POLİTİKANIN MUTFAĞI NASILDIR?

ABD’de dış politika bir günde değil, uzun tartışmalar sonucunda saptanır. Dışişleri bakanlığından savunma bakanlığına, istihbarat örgütlerinden lobilere, bürokrasiden iş dünyasına, düşünce kuruluşlarından üniversitelere uzanan geniş bir yelpazede, farlı kurumların düşünceleri, raporları, araştırmaları gündeme gelir. İki büyük partinin kadroları, enstitüleri, araştırma merkezleri hazırlıklarını, çalışmalarını medyada, panellerde, konferanslarda kamuoyuyla paylaşırlar. Bu süreçlerde sadece kamuoyuna bilgi aktarımı yapılmaz, asıl önemlisi kamuoyu oluşturulur; üstelik sadece ABD çapında değil, küresel ölçekte. Kitle imha silahlarından önce, kitle ikna silahları devreye girer.

Mesela ABD; Irak’ı işgal etmeye, 11 Eylül 2001’deki terör eylemlerinden çok önce karar vermiştir. Terör eylemlerini, işgalin gerekçesi, bahanesi olarak kullanmıştır. Irak lideri Saddam Hüseyin’in teröre destek verdiğini; Irak’ın elinde kitle imha silahları olduğunu; ABD’nin Irak’a demokrasi götüreceğini, bu demokrasinin Ortadoğu için model olacağını açıklamıştır. Emperyalist işgalin psikolojik altyapısı; düşünce kuruluşları, araştırma merkezleri, üniversiteler ve medya üzerinden hazırlanmıştır.

Örneğin, 2000 yılı eylül ayında “Project for the New American Century” (PNAC, 1997-2006) adlı düşünce kuruluşu (Türkçesi, Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi); hazırladığı raporda, ABD’nin savunmasının yeniden inşasına odaklanmıştır. Alt başlığı; yeni bir yüzyıl için stratejiler, kuvvetler, kaynaklar olan raporun öncülü olan çalışmalar, aslında, Soğuk Savaş’ın bitmesiyle, 1992’den itibaren yazılmaya başlanmıştır. Bu çalışmalarda en çok dikkat çeken isimlerin Dick Cheney, Donald Rumsfeld, Paul Wolfowitz, Richard Perle (“karanlıklar prensi” diye bilinir) olması tesadüf değildir. Bu isimleri, Irak işgali başta olmak üzere, ABD’nin Ortadoğu’daki emperyalist saldırganlıklarından tanıyoruz. 1992-1994 yıllarıyla ilgili, “Pentagon Defence Policy Guidance” adlı, savunma politikası rehberi hafızalardadır. ABD’nin aynı anda iki bölgesel savaşı yürütecek kapasiteye ulaşması gerektiği yazılmış; iki savaş da senaryoda, Irak ve Kuzey Kore olarak belirtilmiştir.

O dönemin çalışmalarında imzası olan Colin Powell, Genelkurmay Başkanı ve Irak işgalindeki dışişleri bakanı olarak belleklerdedir. İlk esmer tenli genelkurmay başkanı ve dışişleri bakanı olarak da tarihe geçmiştir. 2005’te katıldığı bir programda şunları söylemiştir:

“2003’ün şubat ayında BM Güvenlik Konseyi’nde, Irak’ı kitle imha silahları üretmekle suçladığım konuşmam, yaşamımda bir leke olarak kalacak. CIA’dan aldığım bilgiye güvendim. Saddam yönetimi ile teröristler arasında bağlantı kurulması yanlıştı. 11 Eylül saldırıları ile Saddam rejiminin bağlantısını gösteren tek bir kanıt bile yoktu”.

Sözün özü, kendi dışişleri bakanının önüne sahte belge koyan, ona yalan söyleten bir devlete karşı uyanık olmak gerekir.

Yazarın Son Yazıları

Muhalefet ve değişimin yönü

Muhalefet ve değişimin yönü

Devamını Oku
14.06.2023
İktidar ve anayasa değişikliği

İktidar ve anayasa değişikliği

Devamını Oku
10.06.2023
Mehmet Şimşek’ten kimler, ne bekliyor?

Mehmet Şimşek’ten kimler, ne bekliyor?

Devamını Oku
07.06.2023
Yeni CHP, başkalaşan CHP, dönüşen CHP

Yeni CHP, başkalaşan CHP, dönüşen CHP

Devamını Oku
03.06.2023
Seçmenle inatlaşmak

Seçmenle inatlaşmak

Devamını Oku
31.05.2023
İttifakın etkisiz elemanı

İttifakın etkisiz elemanı

Devamını Oku
27.05.2023
Sinan Oğan, iktidar ve itibar

Sinan Oğan, iktidar ve itibar

Devamını Oku
24.05.2023
Hangi CHP? Yenisi mi? Gerçeği mi?

Hangi CHP? Yenisi mi? Gerçeği mi?

Devamını Oku
20.05.2023
Seçimin sayısal ve siyasal tahlili

Seçimin sayısal ve siyasal tahlili

Devamını Oku
17.05.2023
Seçimler ve sosyal medya

Seçimler ve sosyal medya

Devamını Oku
13.05.2023
Seçimler ve seçim kampanyaları

Seçimler ve seçim kampanyaları

Devamını Oku
10.05.2023
Seçimler ve ulusal güvenlik

Seçimler ve ulusal güvenlik

Devamını Oku
06.05.2023
Seçimler ve milli savunma sanayimiz

Seçimler ve milli savunma sanayimiz

Devamını Oku
03.05.2023
Seçimler, dış politika ve küresel rekabet

Seçimler, dış politika ve küresel rekabet

Devamını Oku
29.04.2023
Milliyetçilik nedir? Ne değildir?

Milliyetçilik nedir? Ne değildir?

Devamını Oku
26.04.2023
Seçimler, devrimler ve bilinçli yurttaşlar

Seçimler, devrimler ve bilinçli yurttaşlar

Devamını Oku
22.04.2023
Seçimler, yurttaşlık bilinci ve kimlik siyaseti

Seçimler, yurttaşlık bilinci ve kimlik siyaseti

Devamını Oku
19.04.2023
Seçimler ve ekonomik vaatler

Seçimler ve ekonomik vaatler

Devamını Oku
15.04.2023
Aday listeleri, sultanlar ve kapıkulları

Aday listeleri, sultanlar ve kapıkulları

Devamını Oku
12.04.2023
Seçimler ve sahte demokratlar

Seçimler ve sahte demokratlar

Devamını Oku
08.04.2023
Seçim, demokrasi ve demagoji

Seçim, demokrasi ve demagoji

Devamını Oku
05.04.2023
Erol Bilbilik’in ardından

Erol Bilbilik’in ardından

Devamını Oku
01.04.2023
Seçimler ve pazarlıklar

Seçimler ve pazarlıklar

Devamını Oku
29.03.2023
Orhan Karaveli’nin ardından

Orhan Karaveli’nin ardından

Devamını Oku
25.03.2023
Seçimler, partiler ve adaylar

Seçimler, partiler ve adaylar

Devamını Oku
22.03.2023
Çanakkale Zaferi ve günümüz siyasetçileri

Çanakkale Zaferi ve günümüz siyasetçileri

Devamını Oku
18.03.2023
İttifaklar, siyaset ve Cumhuriyet

Hem Millet İttifakı hem Cumhur İttifakı, seçmen tabanlarını genişletmek ve bünyelerine yeni müttefikler katmak için çabalarını hızlandırdı. Altılı masada siyasal İslamcı gelenekten üç parti var; Saadet Partisi, DEVA Partisi, Gelecek Partisi. Cumhur İttifakı zaten siyasal İslamcı, muhafazakâr yönü çok daha baskın bir ittifak ve bunu daha da güçlü kılmak istiyor. Yeniden Refah Partisi ve HÜDA PAR’la görüşüyor.

Devamını Oku
15.03.2023
Seçimler ve ittifaklar

Seçimler ve ittifaklar

Devamını Oku
11.03.2023
Millet İttifakı ve olasılıklar

Millet İttifakı ve olasılıklar

Devamını Oku
08.03.2023
Dağılan masa ve İYİ Parti

Dağılan masa ve İYİ Parti

Devamını Oku
04.03.2023
Deprem ve ahlak

Deprem ve ahlak

Devamını Oku
01.03.2023
Deprem ve cehalet

Deprem ve cehalet

Devamını Oku
25.02.2023
Deprem, onur ve kader

Deprem, onur ve kader

Devamını Oku
22.02.2023
Deprem ve devlet (18 Şubat 2023)

Deprem ve devlet

Devamını Oku
18.02.2023
Deprem ve büyük yenilgimiz

Deprem ve büyük yenilgimiz

Devamını Oku
15.02.2023
Depremin gösterdikleri

Depremin gösterdikleri

Devamını Oku
11.02.2023
Deprem ve sorumlular

Deprem ve sorumlular

Devamını Oku
08.02.2023
6’lı masadaki çatlak

6’lı masadaki çatlak

Devamını Oku
04.02.2023
Fakir milletin zengin siyasetçileri

Fakir milletin zengin siyasetçileri

Devamını Oku
01.02.2023
Batı’dan Doğu’ya kayan güç ve Türkiye

Batı’dan Doğu’ya kayan güç ve Türkiye

Devamını Oku
28.01.2023