Barış Doster

Salgın küresel, önlemler ulusal

29 Nisan 2020 Çarşamba

Dünya, salgın hastalık sonrasında oluşacak siyasal, toplumsal, ekonomik düzeni tartışıyor. Çok şeyin değişeceğini düşünenler, “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” diyorlar. Az şeyin değişeceğini düşünenler, “Heyecana gerek yok. Her şey eskisi gibi devam edecek. İnsanlık kolay ders almaz” diyorlar. Bu görüşleri, bir anlamda, iyimser ve karamsar olarak ayrıştırmak da mümkün.

Kapitalizmin her anlamda, her düzlemde yarattığı tahribatı biliyorduk. İnsanı müşteri olarak gördüğünü; kârları özelleştirirken zararları kamulaştırdığını; toplumsal faydayı değil, sermayenin çıkarını gözettiğini biliyorduk. 1980 öncesinde gelişen, 1980 sonrasında dizginlenemez biçimde güçlenen piyasacı, liberal politikaların, Cumhuriyet karşıtlığının, nelere sebep olduğunu biliyorduk. Piyasa ekonomisinin piyasa toplumu yarattığını; Cumhuriyet’e “reklam arası”, “parantez”, “zulüm dönemi”, “travma yarattı” diyenlerin, sosyal devletin kırıntı düzeyinde kalan kazanımlarını da tasfiye etmek istediklerini biliyorduk. Ne oldu?

En amansız Atatürk düşmanları bile, Atatürk döneminde kurulan sağlık sistemini, Atatürk’ün adını ağızlarına almadan övüyorlar. Sağlık kurumlarımızın direnciyle, sağlık ordumuzun bilgisi, yeteneği, deneyimi ve özverisiyle övünüyorlar. En keskin liberaller bile kamucu, toplumcu, halkçı sağlık politikalarının değerini mahcup bir ifadeyle, utangaç sözcüklerle kabul ediyorlar. Cumhuriyetin kurduğu fabrikaları özelleştiren, bu kurumlar için, “Adlarını tarihten sileceğiz” diyenler bile, devlet kurumlarında dikilen önlükleri, maskeleri kullanıyorlar. Tıbbi yardım olarak ABD’ye, İngiltere’ye, İspanya’ya, İtalya’ya yolluyorlar. Azgın liberaller, ikinci cumhuriyetçiler, Turgut Özal hayranları tarafından, “Tembel”, “Özel sektörde iş bulamaz”, “Devletin sırtında kambur”, “Sabahtan akşama yatıyor, çene çalıyor” sözleriyle aşağılanan, küçümsenen devlet memurları, salgın hastalığa karşı, başta sağlık çalışanları olmak üzere, öğretmeninden askerine, polisinden zabıtasına, temizlik işçisinden şoförüne dek en ön safta mücadele ediyorlar.     

Küreselleşme savunucuları nerede? 

Liberallerin örnek aldığı, model aldığı, ilham aldığı Batı’da ise çok kötü sahneler dikkat çekiyor. ABD’nin en büyük kentlerinin hastanelerinde maske, önlük sıkıntısı çekiliyor. ABD, Almanya ve Fransa’ya gidecek tıbbi malzemeye el koyup haydutluğa devam ediyor. Maske firmalarına, ihracat yasağı getiriyor. Avrupa Birliği ülkeleri birbirlerini nankörlükle, bencillikle, sorumsuzlukla suçluyorlar.

Yıllardır uyarıyoruz. Küreselleşmenin, emperyalizmin yeni adı olduğunu vurguluyoruz. Etnik, dinsel, mezhepsel boğazlaşmaları kaşıyıp kışkırttığını söylüyoruz. Ulus kimliğinin ve sınıf kimliğinin yerine, feodalizm artığı, ortaçağ kalıntısı alt kimlikleri koyduğunu belirtiyoruz. Hem ulusal ölçekte, hem uluslararası düzlemde varsıl ile yoksul arasındaki uçurumu, gelir dağılımındaki adaletsizliği derinleştirdiğini ifade ediyoruz. Çevreyi, doğayı, insanı kirlettiğini, sömürdüğünü anlatıyoruz.  

Her seferinde “dinozor” olduğumuzu söylüyorlar. “Sevr paranoyası yaşıyorsunuz. Antiemperyalizmin modası geçti. Ulusalcı hezeyanlar bunlar” diyorlar. Ne oldu?

Haklı çıktık.


Yazarın Son Yazıları