Barış Doster

Siyaset, cehalet ve algı yönetimi

09 Nisan 2022 Cumartesi

Kavramların, değerlerin, ilkelerin içinin boşaltılmasına, sınıf mücadelesinin yerini kimlik siyasetinin almasına koşut olarak, iç ve dış siyasette, akademide, kültürde, sanatta yoğun bir değişim ve çözülme yaşanıyor son 40 yıldır. Bu değişim toplumda, yoğun bir çürümeyi, yozlaşmayı, bencilliği, benmerkezciliği de beraberinde getiriyor ülkemizde ve dünyada. İçerik geriye itilirken imaj öne çıkıyor. Emeğiyle geçinmek ve dürüstlük değersizleşirken hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet, kayırmacılık, torpil, iltimas kabul görüyor. Bilgi, çaba, erdem, tutarlılık, ilkeli olmak anlamını yitirirken cehalet, fırsatçılık, ilkesizlik, tutarsızlık, her devrin adamı olmak, cehaletten beslenen küstahlık, şımarıklık yaygınlaşıyor. Olguların önemi zayıflarken algı yönetimi güçleniyor. 

Parti değiştiren siyasetçilerde de görüyoruz bunu, siyasete girmek isteyen sendikacılarda, bilim insanlarında, bürokratlarda, gazetecilerde, hukukçularda, iş insanlarında, sporcularda, sanatçılarda da. Sadece ülkemizde değil, dünyada da durum böyle. ABD’de Trump’tan İngiltere’de Johnson’a, Ukrayna’da Zelenski’den İtalya’da Beppe Grillo’ya kadar sağcı, büyük sermaye yanlısı, popülist, medyayı, özellikle sosyal medyayı iyi kullanan, nabza göre şerbet veren çok siyasetçi var. Bu liste daha uzun elbette. Fakat listedekilerin ortak özelliği bilgisiz, tutarsız, ilkesiz olmaları. Örneğin, son olarak, sıklıkla Türkiye’ye teşekkür borçlu olduklarını yineleyen Ukrayna lideri Zelenski, Yunanistan parlamentosuna çevrimiçi ortamda yaptığı konuşmada, “Bugün Helenizmin bir başka büyük merkezi Odessa da tehdit altında. Tarihteki Dostluk Cemiyeti (Filiki Eterya) burada kuruldu. Yunanistan’da yeni bir Dostluk Cemiyeti’nin oluşturulabileceğine ve hem Ukrayna’yı hem de Helenizmi kurtarmak için savaşabileceğine inanıyorum” diyerek hem Türkiye’de tepki çekti hem de yanına aldığı neo Nazi Azov Taburu üyesine söz vererek Yunan meclisindeki muhalefeti kızdırdı. Tarih konusunda bilgisi kıt olan Zelenski, danışmanlarından birinin yazdığı metni okumanın kötü sonucuyla karşılaştı. Benzer siyasi ve diplomatik gaflara, ülkemizde de dünyada da sık tanık oluyoruz. 

BİLGİ VE BİLİNÇ  

Sıklıkla yinelemekte yarar var: Bilgi sahibi olmak, emek ve özveri gerektirir. Bilginin bilince dönüşmesi de zorlu, çok çaba gerektiren bir süreçtir. İkisi birbirini besledikçe, tamamladıkça, taçlandırdıkça, fikirler olgunlaşır, güçlenir. Kavramsal bilinç, ideolojik berraklık, politik tutarlılık pekişir.  

Siyaset; bunlara yaslanırsa, bu temeller üzerinde yapılırsa etkilidir. Siyaset; örgütlü olursa, halka dayanırsa sonuç alıcıdır. Çünkü siyaset; önüne konan cam ekrandan, danışmanlar tarafından yazılan metinleri okuyup halka seslenmek değildir. İç siyasette bu formül, zaman zaman tutsa, karşılık bulsa bile, dış siyasette, diplomasi masasında geçersizdir. Çünkü orada işinin ehli uzmanlar, hariciyeciler, kurt diplomatlar vardır. Kılı kırk yaran bir titizlikle çalışır, adeta şeytana pabucunu ters giydirirler.   

O nedenle devlet yönetimine aday olanların, tarih, coğrafya, hukuk, iktisat, siyaset, toplumbilim, strateji başta olmak üzere, çok güçlü bir altyapıya sahip olmaları gerekir. Çünkü tarih, kahraman olmaya çalışırken, emperyalistlerin desteğiyle öne çıkmaya çabalarken karikatür olanların örnekleriyle doludur.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları