Barış Doster

Üç Misak-ı Milli, dört bilinç

20 Ekim 2021 Çarşamba

Gündemde, son iki günde iki olay öne çıktı. İlki, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın Diyarbakır gezisi. İkincisi, Dışişleri Bakanı’nın yeğeninin düğününde verilen hediyeler… İlkinde, belediye başkanının siyasi hedefleri öne çıktı. İkincisinde, siyaset ve ticaret arasındaki ilişkiler… İlkinde, halay başı olan gazeteciler vardı fotoğraf karesinde. İkincisinde, cam kutularda sergilenen bilezikler, gerdanlıklar… İlkinde, pek çok yurttaş, “Yeni bir açılım projesi mi geliyor?” diye endişelendi. İkincisinde, bir düğün hediyesinin çok ötesine geçen pahalı armağanlar, yurttaşları öfkelendirdi…  

Sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim: Yurt, ulus, tarih ve sınıf bilincine sahip yurttaşlar; etnik aidiyetler, mezhepsel mensubiyetler üzerinden yapılan siyasete karşı çıktıkları gibi, gösterişi, şatafatı da sevmezler. Bundan kaçınırlar. Tevazu sahibi olmanın erdemini bilirler. Bilinçleri gibi ahlaki, insani, vicdani yönleri de güçlüdür.   

Biliyoruz: İnsanımızın gündeminde hayat pahalılığı, yoksulluk, işsizlik var. Çünkü Türkiye, ürettiğinden çok tüketiyor. Çünkü halkımız yoksul, tasarruf yapamıyor. Çünkü ülkemiz kaynaklarını doğru, etkin, üretken, verimli biçimde kullanamıyor. Çünkü devletimizin sağlıklı, planlı, uzun erimli bir sanayileşme politikası yok. Çünkü zengin - fakir uçurumu çok derin.   

Türkiye’de asıl muhalefeti patlıcan fiyatı, domates fiyatı, şeftali fiyatı yapıyor. Çünkü Türkiye tarımda ulusal politikaları benimseyen, sürdürülebilir bir tarım politikasına sahip değil. Çünkü Türkiye sanayi ürünlerini de tarım ürünlerini de il il, bölge bölge, sektör sektör, ürün ürün, iç pazarı ve ihracat potansiyelini gözeterek planlamadı. Çünkü beslenmeyi stratejik boyutuyla düşünmedi. Bu alanda halkçı, korumacı politikaların zorunlu olduğunu göremedi.  

Tüm bunların sonuçlarını yaşıyoruz. Daha da yaşayacağız. 

CUMHURİYET, YOLA NASIL ÇIKMIŞTI?  

Cumhuriyet; geçmişten de ders alarak, üç Misak-ı Milli’yi çok önemsemişti. Toprak, emek ve maarif Misak-ı Millisiydi bunlar. Ustam Attilâ İlhan da sık sık değinirdi.  

İlki, yurt bütünlüğüydü. Ahd-i Milli, Peyman-ı Milli olarak da bilinir. Milli yemin, ulusal ant anlamına gelir. Türk Kurtuluş Savaşı’nın ruhunu, hedeflerini içerir. Milletin gücü ölçüsünde ve şartlar elverdiğince tamamına olmasa da önemli bölümüne ulaşılmıştır.  

İkincisi, say yani emek Misak-ı Millisidir. Güçlü, üretken, kendine yeten, bağımsız bir ekonomi hedeflenmiştir. Köylünün önemsenmesi, sanayi ve kalkınma planları, KİT’ler, milli bankalar, kooperatifler hep bunun zeminini oluşturmak içindir.  

Üçüncüsü, Tevhid-i Tedrisat olarak tarihe geçen, maarif Misak-ı Millisidir. Ulusal, bilimsel, laik, halkçı, aydınlanmacı bir eğitimdir hedefi. Cumhuriyetin yurttaşını yaratacaktır bu eğitim. Bilinçli, özgüveni yüksek, çalışkan, sorumluluk sahibi bir yurttaştır bu. Kapitalizmin istediği tipte tüketim budalası olmadığı gibi, ortaçağ kalıntısı, feodalizm artığı alt kimliklere takılıp kalmış da değildir.  

Yurttaşlık bilincinden uzaklaşmak, siyasetçileri, yerel yöneticileri, siyaseti ve ticareti birlikte yapanları, şehir rantında, izaha muhtaç ilişkilerde buluşturuyor. Kimliksiz, kişiliksiz, görgüsüz hale getiriyor. Sonuçta da ülkemiz kaybediyor. Halkımız soyuluyor.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları