‘İyi Bilirdik’i Hak Edebilmek İçin...

05 Nisan 2015 Pazar

Fasulyeciyan, meşhur tiradında ne güzel özetler sanatçının kaderini:
“Oynarken varızdır, yok olunca sesimiz bu boş kubbede bir hoş seda olarak kalır.”
Fasulyeciyan çoktan yok oldu, ama tiradı, tam da tahmin ettiği gibi, tiyatronun bir perdesine takılı kaldı, pervazına sindi, eski kostümlerden birinin yırtığına sığındı, fısıldaşıp durdu orda asırlarca...
Çünkü dünyaya söyleyecek bir sözü vardı.
Ve o söz, onu ölümsüzlüğe taşıdı.

***

Dünden beri herkes, Kayahan’ın sözlerini dilinde gezdiriyor.
Candaş Tolga Işık, Posta’da, 30 yıllık eşinden ayrılmış doktor Meşhut Bey’in yalnızlığını Kayahan’ın sözcükleriyle dile getirdiğini yazıyor:
“El ayak çekilince / sohbetler tükenince
Dostlar eve gidince / bu geceler işkence...”
Ertuğrul Özkök Hürriyet’te, “Sana sevdanın yolları / bana kurşunlar” dizesinin, bir ayrılık ıstırabını nasıl ruhumuza kanla yazdığından söz ediyor.
Bekir Coşkun Sözcü’de, yağmurlu kumsaldaki adamın gözyaşlarını anımsatıyor:
“Asırlardır yalnızım / pişmanım alın yazım/
Bir öfkeye mahkûm ettik her şeyi/ bir yemin ettim ki dönemem.”

***

“Önce söz vardı” der kutsal kitaplar...
Bizi var eden söz, onu nasıl kullandığımıza bağlı olarak, bizi yok edebilir, ihya edebilir, rezil edebilir, meşhur edebilir, selamete, felakete veya ebediyete taşıyabilir.
Yangını ateşleyen de sözdür; söndüren de...
Musibet de sözle gelir; mucize de...
Zulüm de sözde gizlidir; merhamet de...
İşi bitiren de sözdür; başı yitiren de...

***

Dün Kayahan’ın tabutu başında dua edenlere baktım:
Hepsinin, dünyaya söylenmiş bir sözü vardı.
Kimi sevda yollarına sözcükler serpmişti, kimi dilinden kırbaç yapıp günaha girmişti.
Kiminin sözü, ağzından öfkeli bir vaşak gibi fırlamıştı, kimi sitemini kadife fısıltılara sarmıştı.
Oysa bir çift güzel sözün, insanı yaşarken nasıl alkışlattığının, ölümünden sonra da nasıl yaşattığının en güzel kanıtı, hemen önlerindeki tahta sandukanın içinde yatıyordu.
Kayahan’ın yüreğimize yazdığı mektuplar, nesiller boyunca tekrarlanıp duracak, yolu sevdadan geçenlerin dilinde...
Bazen dertli bir doktorun ıssızlığını dillendirecek, bazen hasret kokan bir odaya sinecek.
Kayahan, kâinata bıraktığı sözlerde yaşamaya devam edecek.
Sözünün gücünü hışmının, ihtirasının, gazabının emrine verenlerse, sözün bittiği yerde boşluğa düşecek.

***

Unutmayın; yeryüzünde sizin için topluca söylenen son söz, “Nasıl bilirdiniz” sorusuna cevaptır.
Yaşarken söylediğiniz tüm sözler, o son takdiri, “İyi bilirdik”i hak edebilmek içindir.
Lafınızı seçerek sarf edin.
Boş kubbede sizden hoş bir seda kalsın.
Bir perdeye takılan sözünüz kalp kırmasın; Kayahan’ınki gibi, sizden sonra da takdirle, sevgiyle anılsın.  


Yazarın Son Yazıları

Niye çıldırdılar? 1 Kasım 2016
3 kıtadan 3 kadın 24 Ekim 2016
Ümidin düşmanları 22 Ekim 2016
Ümidin düşmanları 22 Ekim 2016
Suskunluk sarmalı 25 Eylül 2016
Suskunluk Sarmalı 24 Eylül 2016