Eli kulağında savaş, Irak ve Cumhuriyet

07 Kasım 2016 Pazartesi

Memleket ciddi ciddi savaşın eşiğinde. “Musul bizimdi, Kerkük bizim” retoriği eşliğinde sınıra askeri yığınak yapılıyor. Ülke içinde bombalar patlıyor, operasyon operasyon üstüne. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Yarın uyanıp askerimizin tanklar eşliğinde komşu ülkeye daldığını görebiliriz. Bunlara dair soru sorup perde arkasını anlamak için ihtiyaç duyacağınız özgür basın ise zapturapt altına alınmakta. Hiç tesadüf değil!

***

Fırsattan istifade ‘Lozan’ı yırtıp atmış, ‘Misak-ı Milli’yi şiar edinmişken, barbarlar sürüsü IŞİD’e karşı operasyonun tezahürlerini anlamak üzere gitmiştim Bağdat’a. Beni görevlendiren gazeteme Bağdat’a ulaştıktan bir gün sonra intikam operasyonu düzenlendi. Aklım ve yüreğimin İstanbul’da kaldığı kâbus gibi bir haftanın sonunda sevgili Murat Sabuncu, Kadri Gürsel ile Vakıf üyelerimiz Hakan Kara, Musa Kart, Bülent Utku, Güray Öz, Mustafa Kemal Güngör, Önder Çelik ve Kitap Eki yönetmeni Turhan Günay tutuklandı. İki büyüğümüz Aydın Engin ve Hikmet Çetinkaya yaşlarından ötürü bırakıldılar. Yine büyüğümüz Orhan Erinç, saatlerce sorgulara alındı. Bütün bunlar akla, hafsalaya sığmayacak sebeplerle yapılıyor... Yönetici ve yazarlarımız artık açık faşizmin Silivri’deki tutsakları.
Hal böyleyken gazetemde kalan arkadaşlarımın isteğiyle onaylanmış önemli röportaj ve cepheye gitme planlarımdan vazgeçerek dönmek zorunda kaldım. İşimi yarım bıraktım. Yarın bir gazetemiz olmayabilir zira.

***

Yalan ve algı operasyonlarıyla lime lime edilen Türkiye toplumuna ‘çakal sürüsünün av peşinde koşması, ele geçirdiğini parçalama hakkı’ türevi bir perspektifi zerk etmek çoktandır moda. Doğrusu benim Bağdat izlenimlerim bunlara pek uymuyor. Yaşamları yıllardır askeri maceralar ve yabancı müdahalelerle geçmiş Iraklıları, bizim Türkiye’deki halimizden çok daha ‘birlik içinde’ gördüm. Musul vilayetinin Sünni/ Şii Arap’ı, Sünni/Şii Türkmen’i, Ezidisi, Şebakı, Kakaisi, bilumum ahalilerinin temsilcileri Bağdat’ta Yeşil Bölge’de toplanıyor, IŞİD’den sonrası için seferber ediliyor. Hemen hepsi, ‘paralarını yabancı bir ülkenin ödediklerinin haricinde..’ diyorlar. İma edilen şahsı arayıp röportaj sözü almam ise işe yaramadı. İşin Türkçesi ‘ekildim’.

***

Türkiye’de yükseltilen hissiyat, ‘Irak parçalanıyorsa eh biz de tarihimizde var olan payımızı alırız’. Iraklılar buna genelde kibarca “Tarihe dönmenin kime ne faydası var?” diyorlar. Hissiyatı belki en etkili dile getiren Şammar aşiretinin veliahtı Şeyh Ahmet oldu. Bağdat için ‘anne’ benzetmesi yaparken, ‘üvey anne’ istemediklerini açıkça dile getirdi. Bir Sünni Arap olarak, Iraklı Şiilerin radikal Sünni dinciliğinden çok daha fazla çektiklerini anması, yabancıların ‘Iraklılık bilincini anlamadıklarını’ söylemesi Türkiye’de saçılanlarla ilginç bir tezat teşkil ediyordu.
Bunun ötesinde Irak’ta Türkiye politikalarını sorunca en revaçta benzetme Saddam. İran’a açılan savaş ve yenilgi, Kuveyt’e girilmesi ve yenilgi, ambargolar, ‘siyah ve beyaz şehirler’, Amerikan işgali ve ülkelerinin tepelerine çöküşünü anımsatıyorlar. Türkiye’nin başına gelmemesi umudu eşliğinde...
Kilometrelerce uzakta bir masada oturup analiz döşenmek bedava. Yeni Osmanlı hayallerinin sahada hükmü pek zayıf. Tıpkı 5.5 yıldır Suriye’de olduğu gibi. Yayılmacılığın ve zorun gücünü hafife almamalı belki, ama sonuçlarından ürkülmeli.

***

Bildiğim o ki, Türkiye’nin kendi çeşitliliklerini barış içinde yaşatamayan bir siyasi akıl, Musul yahut Suriye’nin kuzeyini ‘tarihi miras’ safsatasıyla hiç yönetemez. Zaten Türkiye; insan hakları, düşünce ve ifade özgürlüğü ile laikliğin bir şekilde var olduğu, eksikli kusurlu da temsili demokrasinin hâkim olduğu bir hukuk devleti olmaktan çıktı artık. Kimsenin ‘özeneceği’ bir şeyi kalmadı. Ortadoğu’yu istikrarsızlaştırırken, Türkiye’yi Ortadoğu’dan beter etmek yönünde ilerliyorlar.
Velhasıl Iraklıların mesajını Cumhuriyet’ten not düşelim. Gayet basit: “Ülkemize uluslararası hukuka aykırı olarak silah zoruyla girilirse, kendimizi savunuruz.” Bilin.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

ABD’de darbe tehdidi 7 Eylül 2018
Zaharçenko darbesi 5 Eylül 2018
Donbass cephesinden 23 Ağustos 2018