İran’daki kervan
Örsan K. Öymen
Son Köşe Yazıları

İran’daki kervan

12.01.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Dünyadaki 200’e yakın ülke içinde teokrasiyle yönetilen ve 21. yüzyılda ortaçağ paradigmasını yaşatan sadece birkaç ülke kaldı. İran da bunlardan birisidir.

Oysa İran’ın kökenleri antik çağdaki Pers imparatorluğuna kadar uzanır. Yüzlerce yıl Zerdüşt dinine inanan Persler, Arapların 7. yüzyılda İran’ı işgal ve istila etmesiyle birlikte, baskı altında İslam dinini seçmek zorunda kaldılar. O gün bugündür İran’daki halkın büyük çoğunluğu Müslümandır.

Ancak Persler, Müslüman olduktan sonra da uygarlık tarihine çok önemli katkılarda bulunmaya devam ettiler. Ebu Cafer Harizmi, Ebu Bekir Razi, Ömer Hayyam, İbnür Ravendi, İbn Sina, Ebu Nasır Farabi, Hafız Şirazi, Hakim Firdevsi, Sadi Şirazi, Mevlana Celaleddin Rumi gibi bilim insanları, filozoflar, matematikçiler ve edebiyatçılar bu katkıları ortaya koyan kişilerin arasında sayılabilirler.

14. yüzyıldan itibaren İran kültürü ne yazık ki gerileme dönemine geçti, Avrupa’daki Rönesans, Reformasyon ve Aydınlanma devrimlerini kendi içine taşıyamadı. İran kendi içinden Mustafa Kemal Atatürk gibi devrimci ve ilerici bir lideri de çıkaramadığı ve bir cumhuriyet kuramadığı için, 20. yüzyılda Pehlevi ailesinin monarşik düzeniyle yönetildi.

Fransa’da korunan ve örgütlenen Ayetullah Humeyni 1979’da İran’da İslamcı bir darbe gerçekleştirdi ve Pehlevi ailesinin monarşik düzenini yıktı, onun yerine teokratik bir düzen kurdu. Böylece İran monarşiden teokrasiye geçti.

***

1979’dan sonra İran’da laiklik ortadan kaldırıldı, hükümete muhalif olan binlerce insan idam edildi, on binlerce insan hapishaneye atıldı, milyonlarca insan ülkesini terk etmek zorunda kaldı. İran günümüzde dünyanın en acımasız diktatörlükleri arasında yer almaktadır.

İran’da halk yıllardır hükümetin baskılarına karşı direnmeye çalışmaktadır. Ancak ülkede örgütlü bir muhalefet ve bir muhalefet lideri olmadığı için, bu direnişler ve protestolar sonuç vermedi.

İran’da para biriminin değer kaybetmesine ve ekonomik krizin derinleşmesine bağlı olarak birkaç hafta önce yeni protesto eylemleri başladı. Bu sefer eylemler ülkenin tüm bölgelerine yayıldı ve milyonlarca vatandaş sokaklara döküldü.

ABD Devlet Başkanı Donald Trump gerekirse İran’ı vurabileceklerini söyledi, ABD’de sürgünde olan devrik İran şahının oğlu Rıza Pehlevi, İran’a dönmeye hazır olduğunu açıkladı.

Monarşiden teokrasiye geçen İran’ın monarşiye geri dönmesi bir çözüm değildir. Ancak İran’ın teokratik bir diktatörlük olarak kalması da doğru değildir, her şeyden önce İran halkına yönelik büyük bir haksızlık ve adaletsizliktir.

Ayrıca İran’da yönetimin ABD müdahalesiyle devrilmesi ve yeni oluşacak hükümetin ABD emperyalizminin hizmetine girmesi de yeni sorunların ortaya çıkmasına neden olacaktır.

Öte yanda İranlıların çoğunluğu teokratik baskılardan ve ekonomik krizden dolayı o kadar bunalmış durumdalar ki Önce iktidar devrilsin de nasıl devrilirse devrilsin, biz kendimiz kervanı yolda düzeltiriz” psikolojisine girmiş durumdalar.

***

İran’daki yönetimin devrilmesi ve teokratik rejimin ortadan kalkması durumunda, onun yerine kurulacak yeni düzenin nasıl bir düzen olacağı son derece önemlidir.

İran’ın ulusal bütünlüğünü ve toprak bütünlüğünü koruması; din, mezhep ve etnik kimlik üzerinden bölünmemesi; Perslerin, Azerilerin ve Kürtlerin kendi aralarında bir birlik ve beraberlik sağlaması ve İran’ın laik ve demokratik bir ülkeye dönüşmesi, sahte bir cumhuriyet olmaktan çıkıp gerçek bir cumhuriyet olması, temel hedef olmalıdır.

İran’da bunu başarabilecek bir altyapının, donanımın ve bilinç seviyesinin var olup olmadığını yine İran halkının kendisi gösterecektir.

İran artık teokrasi ve monarşi arasında sıkışıp kalmış bir ülke olmaktan çıkmalıdır ve tarihin akışını cesur bir biçimde değiştirmelidir.

İlgili Konular: #İran

Yazarın Son Yazıları

NATO

NATO adlı askeri ittifak örgütü, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, 1949 yılında, Amerika Birleşik Devletleri’nin öncülüğünde, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin dünyadaki etkisini kırmak için kuruldu.

Devamını Oku
29.06.2026
Ne yapmalı?

Türkiye’de halk, AKP iktidarının kurduğu baskı rejimine karşı nasıl mücadele edileceği konusunda bir çaresizlik yaşıyor.

Devamını Oku
27.06.2026
Müfettiş Kemal

Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkileri gasp edilerek hukuka aykırı biçimde AKP tarafından CHP’nin “yönetimine” getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV’de yaptığı açıklamalar, Kılıçdaroğlu’nun çelişkilerini ve samimiyetsizliklerini bir kere daha ortaya çıkardı.

Devamını Oku
22.06.2026
Genel manzara ve yeni parti

AKP’nin “mutlak butlan” darbesiyle işbaşına gelen CHP’nin fiili kayyumu Kemal Kılıçdaroğlu, “göreve” atanır atanmaz, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e, kararın hukuka aykırı olduğunu, Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkilerinin gasp edildiğini, Özel’in dört ayrı kurultayda farklı delegeler tarafından seçilmiş genel başkan olduğunu, bu nedenle olağanüstü kurultayı acilen toplayacağını ve kendisinin de kurultayda aday olmayacağını aktarmış olsaydı, CHP’de bugün yaşananlar yaşanmayacağı gibi, Kılıçdaroğlu’nun iyi niyetli olduğu sonucuna da varılabilirdi.

Devamını Oku
20.06.2026
Devlet ve millet

Devlet, millet için var olan bir yapıdır.

Devamını Oku
15.06.2026
CHP’deki kadro sorunu

AKP Genel Başkanı ve “Cumhurbaşkanı” Recep Tayyip Erdoğan, CHP’li belediye başkanları ve 38. olağan kurultay ile ilgili “yargı” süreçlerinin hiçbir yerinde olmadıklarını, bunların CHP’nin iç çekişmeleriyle ilgili olduğunu, yaklaşık bir yıldır, defalarca söylemektedir.

Devamını Oku
13.06.2026