Çiğdem Toker

Yoksulluk İlk Madde

20 Nisan 2015 Pazartesi

Bir kibir rüzgârı vardı, hatırlarsınız. Ekonomi kadrolarının estirdiği. Son aylarda havası biraz kaçtı gerçi. Ama iktidarın ekonomi kadroları 13 yıldır şöyle diyordu bize:
Ülkemizdeki bütün iyi şeyler, -belki kâinatı var eden Big-Bang (Büyük Patlama) dahi- 2002’de başlamıştır...
Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı CHP Seçim Beyannamesi’nin bütün özü, işte bu kibri tersyüz eden o veride saklı:
“2002’de Türkiye’nin en zengin yüzde 1’i, Türkiye’nin toplam servetinin yüzde 39’una sahipken, bugün yüzde 1, yüzde 54’üne sahip. İşte bu nedenle 17 milyon yoksul var. Onlar yoksulluğu ortadan kaldırmadılar, yönettiler.”
Yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklar...
AKP’nin bu üç Y’yi ortadan kaldırmak üzere geldiği iktidarda 13 yıl boyunca, başka neler olduğunu resmi verilerle aktardı Kılıçdaroğlu:
- Türkiye ekonomik büyüklük bakımından 17. sıradan 19. sıraya düştü.
- Milli Gelir son altı yıldır 10 bin doları aşamadı. Orta gelir tuzağındayız.
- Resmi rakamlara göre 6 milyon 200 bin kişi işsiz.
- 8 milyon emekli, 1000 TL’nin altında gelirle yaşamak zorunda.
- İki Trakya bölgesi büyüklüğünde alanda tarım yapılamaz halde. Çiftçinin ekememesi, üretememesi, ürününün karşılığını alamamasının sonucu: Soma ve Ermenek faciaları.
Hedef ne? Türkiye’yi şu anda 69. sırada bulunduğu İnsani Gelişmişlik Endeksi’nde ilk 20’ye taşımak... İlk 20’deki ülkelerin milli geliri en az 45 bin dolar.

***

Peki çözüm?
Hemen söyleyelim: CHP liderinin kürsüde kaldığı 1 saat 45 dakika boyunca anlattıkları, 200 sayfalık Beyanname’nin tümünü kavramıyor.
Ama temel yaklaşım ve öneriler; önce yoksulluğu azaltıp sonra istihdam yaratmayı; sonrasında; emek yoğun bir ekonomiden, üreten ve bilgi yoğun bir ekonomiyi hedefliyor. Tarımda ve diğer bütün üretim alanlarında yenilikçi teknolojiyle ekonomik büyümeyi teşvik ediyor.
Yoksulluğu gidermek ilk madde...
AKP iktidarının “yönettiği” 17 milyon yoksul hesabı AB normlarından geliyor: Eve giren gelir, ortalama milli gelirin yüzde 60’ının altındaysa “yoksul”luk başlıyor. Türkiye’de bu tanıma giren hane sayısı 3 milyon 750 bin. Bu hanelerde 16 milyon 700 bin kişi yaşıyor.
CHP programındaki Aile Sigortası, bu kesimi kavrayacak. Mevcut yardım iki katına çıkarılarak, bebek beslenmesi, kreş, genel sağlık sigortası, engelli, yaşlı, askerlik, gebelik gibi alanlarda çeşitlendirilecek. (Kılıçdaroğlu zorunlu Genel Sağlık Sigortası’na “İşsiz Evlat Vergisi” diye orijinal ve anlamını daha berrak anlatan bir isim vermiş.)
Asgari ücret üzerindeki vergi kaldırılarak işveren teşvik edilirken, 1500 TL’ye çıkarılacak tutarla hem insanca yaşama koşulları biraz yukarıya çekilecek, hem de iç talebin canlanması sağlanacak. Esnafa, ödediği prim ve vergi borcu kadar faizsiz kredi teşviki de aynı amaçlara dönük. Emekliye iki ikramiye zaten biliniyor.

Kart borcunu silme modeli
Kılıçdaroğlu, 5 milyon kişinin borç batağında olduğunu, bu borçların yüzde 80’inin silineceğini açıklarken, bankaların 12 milyar TL’yi 2 milyar TL’ye Varlık Yönetim Şirketleri’ne (VYŞ) sattığını söyledi.
Bu, projenin “ipucu”.
Ayrıntıları merak edilen kart borcunu silme projesi, bankalarla ortak çalışarak, VYŞ’nin daha kurumsal bir yapıya taşınması ilkesine dayanıyor. Bankaların halihazırda piyasadaki VYŞ’ne sattığı takipteki kredilerin, kamusal niteliği de olan bir şirkete “bir defalığına” satılarak, karşılığında varlığa dayalı tahvil ihracı modeli tasarlanıyor.
CHP Beyannamesi’nde “neoliberalizm” eleştirisine de yanıt var: “Ekonomi programı, neoliberalizmden farklı olarak, piyasanın iyi ve adil biçimde düzenlendiği ve kamunun güçlü bir destekleyici role sahip olduğu bir yaklaşımın ürünü” deniyor.
Fark, “kamunun destekleyici rolü”nde gösteriliyor.
En son 3.6 milyon TL’lik elektrik faturasıyla gündeme gelen ve kamuya maliyetinin 5 milyar TL’yi aştığı belirtilen Saray harcamaları, 13 yılda 8 milyara yaklaşan örtülü ödenek harcamaları Beyanname’de anılmıyordu.
Bu iki harcamaya gözünü kapatarak “kaynak nerede” sorusuna takılanlar için, cevabın bir kısmı Beyanname sayfa 43’te: “Sayıştay’ın başta TOKİ ve kamu bankaları olmak üzere bütçe dışı kurumların finansal durumlarını tespit etmesini sağlayacağız.” Bu bölümü, Bülent Arınç’ın “İsraf konusunda karnemiz kırıktır” sözüyle birlikte okumakta hiç sakınca yok.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Hoşça kalın 9 Eylül 2018
Bankalara ne oluyor? 2 Eylül 2018