Coşkun Özdemir

Atatürk ve Vesayet

12 Kasım 2010 Cuma

Kimisi asker vesayetinden şikâyetçi oldu, kimisi de sivil vesayetten. Taraf tutanlar vardı. Her türlü vesayete karşı duranlar çoğunlukta idi. Oysa bir toplum için vesayetin gerekirliği yadırganacak bir şey değildir. Aklın, bilimin, aydınlanmanın, çağdaşlığın, laikliğin, gelişmenin, ilerlemenin, hümanizmin, insan hak ve özgürlüklerinin, antiemperyalizmin ve bu temelde gelişen demokrasinin vesayeti. Atatürk Hayatta en hakiki mürşit bilimdir diyordu. Bilimden başka bir yol gösterici aramak gaflettir cehalettir ve dalalettir diye ekliyordu. Yurtta ve cihanda sulh diyordu. Uzaklardaki annelere seslenip hümanizmin eşsiz bir örneğini veriyordu.

Asıl düşman, insanlarımızın üstünü örten ortaçağ karanlığıdır, aklımızın süngüleri ile yurdumuzun üstünden kaldırılacaktır. Asıl savaş, halkı özgür direklerde sapasağlam tutan bir vatan için yurdumun güneş girmemiş evlerinde karanlığa karşı kazanılacaktır unutulmaz sözleri arasındadır. UNESCO onun için olağanüstü reformlar gerçekleştirmiş bir devrimci, sömürgecilik ve emperyalizme karşı savaşan ilk lider, insan haklarına saygılı, dünya barışının öncüsü, bütün hayatı boyunca insanlar arasında renk, din ve ırk ayrımı gözetmeyen eşsiz bir devlet adamı nitelemesi yapıyor.

Büyük devrimci Castro Sizin Atatürkünüz var, başka bir lider aramanıza ihtiyacınız yokdiyordu. Gerçekten Atatürkün koyduğu ilkeler milletçe izleyeceğimiz ve benimseyeceğimiz bir vesayetin ilkeleri değil midir? Böyle bir vesayeti kabul etmemek için bir neden var mıdır?



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları