Hoş Geldin Mustafa Balbay

11 Aralık 2013 Çarşamba

Bizi hiçbir neden yokken bir saatliğine bir yere kapatıp “Dışarı çıkmak yok!” deseler içimizi sıkıntılar basar, patlayacak gibi oluruz, isyan ederiz. Bizden önceki kuşaklardan, kendi kuşağımdan ve bizden sonraki kuşaklardan binlerce, on binlerce insan bunu yaşadı. Kimi nedensiz, kimi de sudan nedenlerle yaşamlarının çok uzun, uzun ya da görece bir bölümünü demir parmaklıklar ardında geçirdiler. Geçiriyorlar.
Mustafa Balbay da bu insanlardan biriydi. Yaşamının 41.688 saatini önce -kendi deyişiyle- Silivri Zulümhanesi’nde, sonra da Sincan Cezaevi’nde geçirdi. Gözaltına alınış, tutuklanış ve nihayet İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nce 34 yıl hapse mahkûm ediliş gerekçelerinin hiçbiri bize inandırıcı gelmedi. Milletvekili seçildiğinde tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılır diye düşündük, olmadı, mahkeme heyeti “kaçma ve delil karartma” bahanelerinin ardına sığınarak tutukluluğunda direndi.

***

Yargı sanki ondan birilerinin adına öç alıyordu; tek kişilik hücreye konuldu.
Sanıldı ki o yılacak, sinecek, tükenecek.
Bekledikleri olmadı; baskılar, ceza içinde cezalar bu yiğit, delişmen, dik duruşlu arkadaşımızı kötülere ve kötülüklere karşı savaşımında daha da güçlendirdi. Bilendi.
Demir parmaklıklar ardında yarattığı o sonsuz özgürlük alanında gazetesine yazılar yazdı, kitaplar yayımladı. “Silivri Toplama Kampı -Zulümhane”, “Düşünüyorum O Halde Sanığım - Zulümname”, “Demokrasi Tanrısı - Zulümdar”, “Savunma”, “Yargıtatör”, “Gülümsemek Direnmektir”, “O Mektubu Yazan Bendim” kitap raflarında yerlerini aldı.
Devrimcilik işte böyle bir şey…

***

Ona, “Hoş geldin!” derken duyduğum sevincin kaynağı salt onun suçsuzluğuna inandığımdan ya da onunla aynı gazetenin, Cumhuriyet’in sayfalarını paylaştığımdan değil, her kitap fuarında eksikliğini daha artan özlemle duyumsayışımdan da...
Önümüzde Çukurova 7. Kitap Fuarı var; Balbay 14-19 Ocak 2013 tarihleri arasında mutlaka Adana’da olacak, okurlarıyla özlem giderecek.
Değerli kardeşimi bir kez daha kucaklıyorum; eşi Gülşah’a, çocukları Yağmur’a ve Deniz’e yürekten sevgilerimi, Nazilli’deki anne babasına en derin saygılarımı yolluyorum.  


Yazarın Son Yazıları

Veda 28 Eylül 2018
Ağlamak 4 Temmuz 2018
Mutlu sona doğru 22 Haziran 2018
Yorgunluk 20 Haziran 2018
Dertleşme 13 Haziran 2018
Baskın 20 Nisan 2018
İzmir bir başka… 18 Nisan 2018
SAPTAMALAR 2 6 Nisan 2018
Saptamalar 4 Nisan 2018