'Yapay zekâ kullanıyorum'
Deniz Ülkütekin
Son Köşe Yazıları

'Yapay zekâ kullanıyorum'

08.02.2025 19:26
Güncellenme:
Takip Et:

Son zamanlarda özellikle yaratıcı sektörlerde farklı mesleklerden insanların sıklıkla duyduğum bir cümle bu:  Yapay zekâ kullanıyorum.

Görünen o ki yapay zekâ teknolojisi henüz düşlenen sınırlarının çok ötesinde ve emekleme dönemini yaşıyor olsa bile kendi dilini ve etiğini oluşturmaya başlamış.

Bugünlerde yaratım aşamasında yapay zekâdan fikir alıyor olmak yenilikçi ve ilerlemeci bir bakış açısı ve yaklaşım olarak görülüyor.

Ancak yarın ne olacağını kim bilir? Belki de üretimin ve yaratımın sınırlarını genişletirken bir yandan da okunma, izlenme ve etkileşim kurma biçimleri de değişiyordur.

GÜMRÜK BİRLİĞİ

Türkiye’nin Gümrük Birliği’ne girdiği yıllarda eşzamanlı olarak Avrupa Birliği uyum sürecimiz de başlamıştı. 

Belediyeler, yetki alanlarındaki kaldırımları safi betonarme görüntüsünden kurtarıp desenli, tasarımlı kaldırım yapımına hız verdiği yıllardı.

1990’lı yıllardan söz ediyorum... O günlerde Türkiye’de en radikal değişimin yaşandığı alanlardan birisi tarımdı. Elbette yıllara yayılacak bir süreçti bu. 

Ancak işin özeti şuydu: Eskilerin zaman zaman gündeme getirdiği, “Meyvenin, sebzenin eski tadı yok” yakınması aslında bu değişimin bir sonucuydu. Çünkü meyve-sebzeye artık küresel bir standart gelmişti.

Alıştığınız tatlardan alışmak zorunda olduğunuz tatlara geçtiğiniz yıllar bugüne dek uzayan bir tektipleşme dönemiydi. 

Sonra biliyorsunuz Avrupa Birliği düşü giderek aşındı, yok olma noktasına geldi. Ülkemiz için de Avrupalı olma hülyası eski tadı vermiyordu.

O zaman ata tohumları yastık altından çıkabilirdi, alıştığınız lezzetler de “organik" etiketi ve eğri büğrü görünümleriyle bir dünya para ederdi.

KURTARICIDAN KUSURLARA

Sanatta mükemmeli aramak her zaman revaçta olmamıştır. Rönesans sonrası açığa çıkan “kurtarıcı İsa” silüetinde mükemmeli arama ve kusuru dışlama yaklaşımı, Sanayi Devrimi ile birlikte giderek azalmıştır.

Ne de olsa artık kentin çeperlerinde yükselen dumanın çıktığı fabrikaları dolduracak işçiler köylerden kente akın etmektedir.

Belki kent merkezinden fabrika görünmemektedir ama dumanının yarattığı sis ortalığı kaplar. Belki işçiler kenar mahallelerden çıkamaz ama gölgeleri kentin merkezine kadar ulaşır. Bir süre sonra kendileri de görünür olacaktır.

Sanat buna kayıtsız kalabilir miydi? Sonunda ucubeler sanatı ele geçirir kusursuzluğun yerini çirkinlik ihtişamın yerini tiksinti alır. 

Öte tarafta post-modernist fikir, moderinzme karşıt olarak kendini konumlarken aslında modern kuramın es geçtiği “ucube”yi tektipleştirme misyonunu üstlenmemiş midir? 

O zaman sanatın tiksintiyi kutsaması da anlaşılabilir. 

BONKÖR BİR ESİN PERİSİ

Yapay zekânın kitlelerle buluşması büyük bir tedirginlik içinde gerçekleşti. ABD seçimleri, İsrail-Filistin savaşı gibi konulara girmiyor. 

Kendi fikri sorulduğunda samimi diyalog üslubunu bırakıp hemen veri akışlarına ve maddelemelere başvuruyor.

Israrla bir duygusunun olmadığını söylüyor ve bizden (insanlıktan) hiçbir talepte bulunmuyor. Göreceli bir mükemmellik içinde işini görüyor ve sonu gelmez yaratıcılığını bonkör bir esin perisi gibi dağıtmaktan hoşlanıyor.

Üretimde tektipleşme fabrikadaki üretim bantlarıyla sağlanmıştı. Yaratımdaki tektipleşme ise yapay zekâ ile sağlanacak gibi görünüyor.

Herkes kendi biricikliğinin peşinden koşarken, aynı zamanda en çok alkışı alacak benliğini arıyorken tutmayan şarkılara, izlenmeyen filmlere, anlaşılamayan eserlere kimsenin ihtiyacı yok gibi görünüyor.

Yapay zekâ size hangi frekansta bir türkü tutturursanız dillerden düşmeyeceğinizi söyleyebilir ama özgün ve cesur bir yaratımı nasıl ortaya çıkaracağınızı gösterebilir mi? 

Gösterir ama bu şartlarda kim ister ki? Belki bir zaman sonra etiketlerde “yapay zekâ ile üretilmemiştir”, “üç boyutlu yazıcı ile yapılmamıştır”, “filtre kullanılmamıştır” ibareleri popüler olursa o zaman denemeye değer.

Yazarın Son Yazıları

Çocukları kim yetiştiriyor?

Çocukları kim yetiştiriyor?

Devamını Oku
18.04.2026
Bağ kurmanın anahtarı: Kırılganlık

Bugün size futboldan söz edeceğim. Daha doğrusu futbolda gözünüzün önünde olan ama iş dünyasının bir türlü kopyalayamadığı o devasa güçten: Hikâyenin saf kudretinden.

Devamını Oku
05.04.2026
Duygular öğretilir mi?

Bir insan gerçekten ne hisseder? Öfke, suçluluk, sevgi… Hemen soralım: Bunlar bize ait duygular mı yoksa bize öğretilmiş tepkiler mi?

Devamını Oku
28.03.2026
'Ben'siz bir yaşam

Bir sabah uyanıyorsunuz. Telefonunuzda birkaç haber, birkaç mesaj… Gün daha başlamadan zihniniz dolmaya başlıyor. Ekonomi, siyaset, gündelik tartışmalar… Hepsi birbiriyle iç içe geçmiş halde.

Devamını Oku
21.03.2026
Yeni nesil hayatta kalma rehberi

ABD’de büyüyen “prepper” hareketi olası bir sistem çöküşüne karşı hazırlık yapan insanlar olarak tanımlanıyor.

Devamını Oku
14.03.2026
Görünmek neden bu kadar zor?

Son günlerde sıkça tartışılan bir argüman var: İş dünyasında psikopatların daha başarılı olduğu. Hatta bu iddia bir adım daha ileri taşınıyor; dünyayı yöneten elitlerin önemli bir bölümünün empati yoksunu, soğukkanlı ve gerektiğinde acımasız davranabilen kişiler olduğu öne sürülüyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Gizliliğin tiksindirici gücü ve "doğrulama" yanılsaması

Epstein belgeleri uykularınızı mı kaçırıyor? Haklısınız ama tüm bu gerçeklik bunca zamandır orada, bakmadığınız yerde duruyordu.

Devamını Oku
07.02.2026
Bu hayatı bir daha yaşar mıydın?

Bir gün birisi size şu soruyu sorsa: Bu hayatı, baştan sona, hiçbir şey değişmeden bir kez daha yaşamak ister miydiniz?

Devamını Oku
31.01.2026
Kullan-at düşünce iklimi

Fikirler artık birer katalog gibi. Sosyal medyaya girip istediğinizi seçebilir, kendinize göre uyarlayabilirsiniz. Bir görüşü benimsemek için uzun uzun düşünmeye, tartmaya ya da bir fikri zaman içinde inşa etmeye gerek yok. Zaten hazırlar, seçmenizi bekliyorlar.

Devamını Oku
24.01.2026
Gündemin son kullanıcısı

Günümüzde yaşanan gelişmelerin ne kadar önemli olduğuna ve ne kadar konuşulması gerektiğine kim karar veriyor?

Devamını Oku
17.01.2026
Görünürlük paradoksu

Görünürlük paradoksu

Devamını Oku
27.12.2025
Öfke Yemi

Oxford Sözlüğü tarafından yılın sözcüğü seçilen kavram, sırf dilsel bir yaklaşım değil, aynı zamanda dijital çağa yönelik önemli bir teşhistir.

Devamını Oku
06.12.2025
Pandeminin mirası bir sessiz salgın: Gooning

Pandeminin ardından yalnızlık yeni bir biçime büründü. Ekranların ritmiyle biçimlenen çağda “gooning”, sırf bir cinsel pratik değil, dijital odak ekonomisinin bir yansıması.

Devamını Oku
08.11.2025
Zamanın parçalanmış belleği

Zaman artık yalnızca ölçülebilir bir akış değil belleği, siyaseti ve ekonomiyi biçimlendiren bir iktidar aracı

Devamını Oku
25.10.2025
Samimiyet çağında samimiyetsizlik

Samimiyet, insanlık tarihi boyunca güven ve içtenliğin karaktere yansımış bir göstergesi olarak tanımlanırdı.

Devamını Oku
05.10.2025
Diziler, şarkılar, davalar: Kimin sahnesi?

Diziler, şarkılar, davalar: Kimin sahnesi?

Devamını Oku
21.09.2025
Gündem zehirlenmesi

Artık “Yine ne oldu?” hissiyle uyanmak, politikleşmiş bir yorgunluğa dönüştü.

Devamını Oku
17.08.2025
Kamusal şizofreni

Söylenemeyenlerin çoğaldığı, herkesin birden fazla benlik taşıdığı bir çağda yaşıyoruz. “Kamusal şizofreni” artık siyasetçilerin değil hepimizin hastalığı.

Devamını Oku
26.07.2025
Makbul queer

Makbul queer

Devamını Oku
12.07.2025
Düşünüyorum, öyleyse susayım!

Düşünce artık içerikten çok niyetiyle, sahibinden çok kökeniyle yargılanıyor. Bu sessizlik çağında en büyük özgürlük, hâlâ düşünebiliyor olmak.

Devamını Oku
28.06.2025
1000 > 100 bin

İnfluencer dünyasında artık takipçileriyle derin bağlar kuran içerik üreticileri yani mikro etkileyiciler yüz binlere ulaşan hesaplara göre markaların çok daha fazla ilgisini çekiyor.

Devamını Oku
16.06.2025
Gülerken kızmak: Türkiye’de ofansif mizahın sınırları

Gülerken kızmak: Türkiye’de ofansif mizahın sınırları

Devamını Oku
25.05.2025
Kodlarda gizli erkek bakışı

Kodlarda gizli erkek bakışı

Devamını Oku
10.05.2025
Ne diyorsunuz? Anlamıyorum!

Ne diyorsunuz? Anlamıyorum!

Devamını Oku
03.05.2025
Elveda özgür Avrupa

Elveda özgür Avrupa

Devamını Oku
20.04.2025
Gerçeğin yokluğu

Gerçeğin yokluğu

Devamını Oku
12.04.2025
Umudu yaratanlar

Umudu yaratanlar

Devamını Oku
28.03.2025
Aklın çölleşmesi

Aklın çölleşmesi

Devamını Oku
15.03.2025
Korku ve ecel

Korku ve ecel

Devamını Oku
01.03.2025
Kendini gerçekleştiren kehânet ve Antigone

Kendini gerçekleştiren kehânet ve Antigone

Devamını Oku
23.02.2025
'Yapay zekâ kullanıyorum'

'Yapay zekâ kullanıyorum'

Devamını Oku
08.02.2025
Dünyanın en büyük sorunu (şimdilik)

Dünyanın en büyük sorunu (şimdilik)

Devamını Oku
01.02.2025
İhmalkâr

Bolu’da 78 yurttaşımızı yitirmemizle sonuçlanan otel yangınından beri sık duyduğumuz ve sürekli zihnimde tekrar eden kelime: İhmalkârlık.

Devamını Oku
25.01.2025
Ucubelerin sanatı

Ucubelerin sanatı

Devamını Oku
18.01.2025
Kaliforniya’da suyun başını tutanlar

Kaliforniya’da suyun başını tutanlar

Devamını Oku
10.01.2025
Genel izleyicinin tragedyası

Genel izleyicinin tragedyası

Devamını Oku
02.01.2025
Düş adacıkları

Düş adacıkları

Devamını Oku
30.11.2024
Tepkisiz toplum etkisiz siyaset

Tepkisiz toplum etkisiz siyaset

Devamını Oku
23.11.2024
Tekinsizliğe karışan deli

Birkaç farklı yerde, farklı tonlarda ve farklı cümlelerle bilgi sahibi olduğum bir anektod:

Devamını Oku
17.11.2024
Çaresizliğin zorbalığı

Çaresizliğin zorbalığı

Devamını Oku
08.11.2024