Ekonomik iktidar
Deniz Yıldırım
Son Köşe Yazıları

Ekonomik iktidar

11.12.2019 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Yönetenler çok bilmeyebilir ama biz tasarruf ediyoruz. Kimimiz yemeğinden, kimimiz giyiminden, kimimiz alacağı kitaptan, gideceği filmden ya da tiyatro oyunundan; kış bastırdı ya; çoğumuz zam üstüne zam gelen doğalgazdan tasarruf ediyoruz. Emeğiyle geçinmeye çalışan çoğunluk mecburen tasarruf ediyor. “Ekonomik iktidar”a sahip olmayan herkes.


Ekonomik iktidar nedir, siyasi iktidar varken bir de ekonomik iktidar mı çıktı başımıza? Öyle demeyin; her iktidar; kaynakların kullanımı, dağıtımı etrafında bir destekçi sınıf ağı oluşturur. Yani ekonomik iktidarı sağlam tutmayan, siyasal iktidar da olamaz. Her iki iktidar tipi birbirine bağımlıdır. Kaynakların dağıtımı, denetimsizlik, emeğin baskı altına alınması gibi tüm olgular bir biçimde siyasal iktidarın varlığını daha da zorunlu kılar.


Fransız düşünür Bourdieu, dilimize Ayrım adıyla kazandırılan anıt eserinde şöyle tanımlıyor ekonomik iktidarı: “Ekonomik iktidar öncelikle ekonomik zorunluluğa belli bir mesafeyle yaklaşma gücüdür. Bu yüzden evrensel olarak, zenginlik kaynaklarının yok edilmesiyle, gösterişçi harcamayla, çarçurla ve her türlü bedava lükslerle kendini belli eder.” Çok güzel, önümüzü açacak bir tanım. Bir ölçü koyuyor önce: “ekonomik zorunluluğa belli bir mesafeyle yaklaşma gücü.” İsteklerinizden kısıyorsanız, ihtiyaçlarınızı karşılamakta zorlanıyorsanız, “şartlar çok kötü, ama işsiz kalmaktansa bu şartlarda çalışmaya mecburum” diyorsanız ekonomik zorunluluğa mesafe koyamayan çoğunluğun içindesiniz. Hayatımızı ekonomik zorunluluklar, geçim dertleri belirliyorsa “ekonomik iktidar” değiliz.


Gelelim ikinci cümlesine. Bourdieu, bize ekonomik iktidar”a sahip olanların geliştirdiği bir davranış kalıbından da söz ediyor: “Zenginlik kaynaklarının yok edilmesiyle, gösterişçi harcamayla, çarçurla ve her türlü bedava lüksle kendini belli eder.”


Aklınıza nelerin geldiğini tahmin etmek zor değil. Doğanın, ormanların, tarlaların, fabrikaların; hepimize ait zenginlik kaynaklarının “ekonomik iktidar” sahipleri için nasıl yok edildiği geliyor aklınıza. Dahası mı? Uçan, yüzen saraylar; onlarca araçlık konvoylar; “itibardan tasarruf olmaz” sözleri geliyor aklınıza. Sosyal medyaya düşen “şatafat”lı tören görüntüleri, debdebeli düğünler canlanıyor hemen gözünüzde. Hepsine giderek artan tepkinin altında bu “bedava lüks” algısının payı büyük. O yüzden de meseleyi giyimlere, kültürlere, cinsiyetlere sıkıştırmak doğru değil. Rahatsızlık, geçim derdi artanların; evinin ekmeğinden, çocuğunun paltosundan tasarruf etmek zorunda kalanların; aldığı eğitimin karşılığında hak ettiği işe giremeyenlerin; “referans”, yani torpil bulamadığı için işsizliğe talim edenlerin; emekli maaşıyla ay sonunu getiremeyenlerin; “boş zaman”ı, insanca yaşama olanaklarını unutanların rahatsızlığıdır. Dip dalga şeklinde artıyor.


Sahne performansları


İyi ama, ekonomik iktidarla ilgiliyse bütün bunlar, tepkilerden niye siyasi iktidar da payını almakta? Çünkü siyasi iktidarın tüm davranış performansları, az önce Bourdieu’dan aktardığım kalıplara göre oluştu ve yerleşti; iktidar kendisini “ekonomik iktidar”ın davranış kalıplarıyla giderek özdeşleştirdi. Oysa AKP iktidara geldiği yıllarda kendisini “ekonomik iktidar”ın dışında kalanların sözcüsü olarak sunmaya özel bir özen gösterirdi. Erdoğan’ın Keçiören’de kiralık bir evde oturması bu sembolik performansın uzantısıydı. Ama artık AKP, doğrudan “ekonomik iktidar”ın bir parçası. Hem elinde tuttuğu kamusal kaynakları harcama, paylaştırma, zenginleştirme konusundaki denetimsiz iktidarı nedeniyle; hem şatafatlı, “itibar” sayılan tüketme, sergileme kalıpları nedeniyle; hem de bunların maliyetini “ekonomik iktidar” dışında kalan halk çoğunluğuna vergilerle, zamlarla, yasaklarla yüklemesi nedeniyle. Seçim zamanı öğrenci evlerine gidip yer sofrasında fotoğraf vermek, bunu kamuoyuyla paylaşmak da ekonomik iktidarın bir parçası oldukları yönündeki geniş algıyı bildiklerinin ve bunu bu tür sahne performanslarıyla kırmaya çalıştıklarının göstergesi. Sahne performansı diyorum, çünkü mevcut lüks, şatafat sürdüğü; halktan beklenen tasarruf ülkeyi yönetenlerce yapılmadığı; kamu kaynakları ihalelerle üç, beş ismin krizini gidermek için pay edildiği sürece, her gün yer sofrası kurulsa da bir işe yaramaz. Sofralar değişti. Buna herkes dikkat etmeli.


Sözün özü: Sadece siyasi iktidar değişikliği tartışması yetmez. “Ekonomik iktidar”ın kimde olacağını da tartışmanın tam zamanı. Erdoğan ile Davutoğlu arasında Şehir Üniversitesi arazisine dair başlayan tartışmadaki karşılıklı suçlamalara, imalara bir de bu açıdan bakmayı denesek; ekonomik kaynakların nasıl yönetildiğini de tartışmaya açsak artık. Belli ki daha çok duyacağız bu konuları.

Yazarın Son Yazıları

Cumhuriyet’e veda

Cumhuriyet’e veda

Devamını Oku
04.06.2022
‘Koalisyon eşittir kriz’ formülü üzerine

‘Koalisyon eşittir kriz’ formülü üzerine

Devamını Oku
21.05.2022
Geçim siyaseti, aday siyaseti

Geçim siyaseti, aday siyaseti

Devamını Oku
07.05.2022
Hak mücadelesi

Hak mücadelesi

Devamını Oku
30.04.2022
23 Nisan ve iki halkçılık

23 Nisan ve iki halkçılık

Devamını Oku
23.04.2022
Enstitülü kuşak ve gelecek zaman

Enstitülü kuşak ve gelecek zaman

Devamını Oku
16.04.2022
‘Sonra hayat devam etti’

‘Sonra hayat devam etti’

Devamını Oku
02.04.2022
Değer mi hiç?

Değer mi hiç?

Devamını Oku
26.03.2022
Savaş ve siyaset

Savaş ve siyaset

Devamını Oku
19.03.2022
Transit

Transit

Devamını Oku
12.03.2022
Savaş (05 Mart 2022)

Savaş

Devamını Oku
05.03.2022
Ukrayna

Ukrayna

Devamını Oku
26.02.2022
Cemre düştü

Cemre düştü

Devamını Oku
23.02.2022
İttifaklar, temsiller ve adlandırmalar

İttifaklar, temsiller ve adlandırmalar

Devamını Oku
16.02.2022
Güneşli Pazartesiler

Güneşli Pazartesiler

Devamını Oku
12.02.2022
En uzun gece

En uzun gece

Devamını Oku
09.02.2022
Çatlak

Çatlak

Devamını Oku
05.02.2022
Rejimin yeni aşaması

Rejimin yeni aşaması

Devamını Oku
02.02.2022
Borç

Borç

Devamını Oku
29.01.2022
‘Siyasetin sonu’

‘Siyasetin sonu’

Devamını Oku
19.01.2022
Ahlat Ağacı’nın borç toplumu

Ahlat Ağacı’nın borç toplumu

Devamını Oku
15.01.2022
Kişiselleşme değil ortak çözüm programı

Kişiselleşme değil ortak çözüm programı

Devamını Oku
12.01.2022
Deli İbram Divanı

Deli İbram Divanı

Devamını Oku
08.01.2022
İki ülkeden Türkiye’ye

İki ülkeden Türkiye’ye

Devamını Oku
05.01.2022
Boric’den Babiš’e, Şili’den Çekya’ya

Boric’den Babiš’e, Şili’den Çekya’ya

Devamını Oku
29.12.2021
Kâğıt

Kâğıt

Devamını Oku
25.12.2021
Geçim ve seçim: Şili dersleri

Geçim ve seçim: Şili dersleri

Devamını Oku
22.12.2021
Tatar Çölü’nden Tatar Ramazan’a

Tatar Çölü’nden Tatar Ramazan’a

Devamını Oku
18.12.2021
Yeni model

Yeni model

Devamını Oku
15.12.2021
Joker

Joker

Devamını Oku
11.12.2021
Milli Görüş partileri

Milli Görüş partileri

Devamını Oku
08.12.2021
Drogolaşma ve Don Kişotlaşma

Drogolaşma ve Don Kişotlaşma

Devamını Oku
04.12.2021
Birincil ittifak

Birincil ittifak

Devamını Oku
01.12.2021
Oblomov’dan Don Kişot’a

Oblomov’dan Don Kişot’a

Devamını Oku
27.11.2021
‘Yoksulluk Kader Olamaz’

‘Yoksulluk Kader Olamaz’

Devamını Oku
24.11.2021
Labirent

Bir intiharın genel provası

Devamını Oku
20.11.2021
Akışına bırakmak

Akışına bırakmak

Devamını Oku
17.11.2021
Kalabalığa kaçış

Kalabalığa kaçış

Devamını Oku
13.11.2021
Yeni kamuculuk ve kooperatifler

Yeni kamuculuk ve kooperatifler

Devamını Oku
10.11.2021
Truman kaçışı

Truman kaçışı

Devamını Oku
30.10.2021