Dozerli Savunma!

Dozerli Savunma!

07.06.2014 02:03
Güncellenme:
Takip Et:

Başbakan Erdoğan, Dünya Çevre Günü dolayısıyla evvelki gün yaptığı konuşmada şöyle demiş:
“Hani böyle Gezicilerin havasına girmek suretiyle 12-13 ağaç söküldü, ‘Katliam yapıyorlar’ diye başlattıkları olayda, yaptıkları çevre katliamını kimsenin unutması mümkün değil.
Taksim’de Dolmabahçe’de yaptıkları ağaç katliamı, hepsi ortada.
Dozerle nasıl tahrip ettikleri ortadadır.”

***

Haberi okurken düşündüm, “Acaba bir dozerin önünde durarak ağaç katliamına karşı çıkan Sırrı Süreyya Önder, ağaçlar sökülmesin diye nöbet tutarken çadırları sabaha karşı ateşe verilen, polis tarafından gaza ve ilaçlı suya boğulan gençler ve çevreciler, olayları televizyondan canlı izleyen insanlar, bu konuşmayı duyduklarında ne hissetmişlerdir?”

***

İnsan gerek maddi gerekse manevi kişiliğini, varlığını, koruma içgüdüsüyle donatılmıştır:
Elbette doğanın ve toplumun yarattığı tehlikelere karşı maddi varlığın korunması öncelik taşır.
Ama manevi varlığımızın, benliğimizin korunması da çok önemlidir ve insan kendini, kimi zaman kendinden de korumak için çeşitli psikolojik mekanizmalar geliştirmiştir.
Bunlar düşük yoğunlukta ve az kullanıldığı zaman insana pek bir zarar vermeyebilir, hatta içlerinde, “süblimasyon”, “yüceltme” gibi yararlı olanlar bile vardır...
Ama süreklilik ve yoğunluk kazanırlarsa, insanı gerçeklerden koparır, paranoya gibi ruhsal hastalıklara doğru götürebilirler.

***

Kötü bir olayı unutma, “bastırma” ile böyle bir olayın olduğunu “inkâr etme” bunların en başında gelenlerdir...
Hepimiz, çok kötü olayları ya da büyük hatalarımızı, unutmaya veya yok saymaya çalışmaz mıyız zaman zaman...
“Rasyonalizasyon” ya da “gerekçelendirme” de, özellikle kendi yaptığımız bir kötülüğün gerçek nedenini saklayarak, mantıklı nedenler ileri sürmektir; “Çalmıyorum, rüşvet almıyorum, millete veya dine hizmet için para topluyorum” gibi.

***

Bu mekanizmaların en önemlilerinden ve hastalığa en yakın olanlarından biri de “yansıtma”dır:
Kötü şeyler yapan biri yaptıklarını karşısındakine atfeder...
Hırsızın karşısındakine “hırsız” demesi, yalancının karşısındakine “yalancı” demesi gibi.

***

Durum budur, gerisi insanların izanlarına kalmıştır!  

Yazarın Son Yazıları

Düşman hukuku

Son zamanlarda “İkinci Silivri Trajedisi” bağlamında, İktidar yanlısı olmayan medyaya, birtakım holdinglere, “Ana Muhalefet Partisi CHP”ye, CHP’li Belediyelere ve buralarda çalışanlara yönelik “İBB Davası”, “Casusluk Davası” gibi davalardaki uygulamaları eleştirmek için sık sık kullanılan “Düşman (Ceza) Hukuku” diye bir kavram var...

Devamını Oku
12.05.2026
Yanardağ davası: Casus belli

Merdan Yanardağ’ın, CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Necati Özkan ile birlikte yargılandığı “Casusluk Davası” ve Tele1 televizyon kanalına el konularak İstanbul’da iyi bir semtteki bir apartman dairesi fiyatına satışa çıkarılması...

Devamını Oku
10.05.2026
Okul sorunu okulda çözülür!

Dün gazeteniz Cumhuriyet’te, eğitim üzerine iki yazı vardı

Devamını Oku
08.05.2026
‘Eğitim kurumu’nda cinayet!

Sosyolojideki “Kurum” kavramı, Türkçemizde iki farklı anlam taşır...

Devamını Oku
07.05.2026
Toplumu çıldırtan çelişki

İktidar, ülkenin bütün kaynaklarını bitirdiği için gücünü yitirdikçe toplumu, aklın, mantığın ve siyasetin kabul edemeyeceği biçimde birbirine zıt olan iki ters yöne doğru zorlamaya başladı...

Devamını Oku
05.05.2026
Butlan davası: 3 iletide yargı sorunu

Değerli okurlarım bilirler; ben saklı, gizli kaynaklardan gelen “özel istihbarat”ı genellikle pek kullanmam, açık bilgiler üzerinden yorumlar yaparım.

Devamını Oku
03.05.2026