İslam ve Demokrasi - Son

28 Kasım 2013 Perşembe

Ben Müslüman olmanın demokrasi ile çelişmeyeceği ve çatışmayacağı kanısındayım…
Karşı görüşü aktardığım bu altıncı yazıyla, şimdilik “İslam ve Demokrasi” konusuna bir ara veriyorum…
Bir süre sonra, Prof. Yaşar Nuri Öztürk gibi, İslamı günümüze göre yorumlayan yerli ve yabancı bilginlerin görüşleriyle devam edeceğim.

***

Şimdi Karaman’ın “mahalle baskısı” konusundaki yazısına gelen itirazlara yanıt verdiği 17 Kasım 2013 tarihli yazısına bakalım:
Sayın Karaman birçok demokraside çeşitli nedenlerle temel hak ve özgürlüklere sınırlama ve kısıtlama getirildiğini ama bunu devlet eliyle değil de gönüllü olarak yapmanın daha iyi olduğunu söyleyerek ve kız-erkek ilişkilerinde kız ailelerinin duygularına saygı gösterilmesi gerektiğine işaret ederek başlıyor “Mahalle baskısının hak olması” başlıklı yazısına…
“Bir Müslüman, gözünün önünde, İslama göre ayıp, günah ve gayri meşru bir şeyin yapıldığını ve olduğunu görürse bunu ya birey olarak ya da -daha uygunu- onları temsil eden İslam devleti eliyle (zorla) düzeltmeye mecburdur, buna gücü yetmiyorsa sözlü olarak müdahale edecek, doğru, güzel ve iyi olanı söyleyecektir.
Buna da gücü yetmezse veya içinde yaşadığı rejim buna imkân vermezse kalbiyle bundan nefret edecek, bunu yapanlara güler yüz göstermeyecek, ilişkisini kesecek, boykot edecek; yani hoş görmediğini ortaya koyacak bir tepkide bulunacaktır.”
Görüldüğü gibi Prof. Karaman İslam adına “devlet zoru” kavramını devreye sokmakta, buna “imkân verilmezse” bireysel düzeyde, nefret, boykot gibi tepkileri uygun görmektedir.
24 Kasım tarihli yazısında da Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi’ye gönderme yaparak “İslami Demokrasi”nin insanlık için en iyi rejim olduğunu anlatmaktadır.

***

Sayın Karaman’ın İslam adına Sünni-Hanefi görüşleri savunduğu biliniyor.
Elbette İslam sadece Sünnilik ve hele hele sadece Hanefilik değildir…
Ama daha önce alıntıladığım ilk yazılarında belirttiği “Bana göre birinci çare, yüzde yüze yakını Müslüman olan bu toplumda ‘İslamı temel referans alan bir demokratik düzen’dir” fikri, hangi mezhep anlayışına göre olursa olsun, rejimin temellerini din kurallarına dayandırmayı savunmaktadır.
“İslamı temel referans alan bir demokratik düzen” tanımı ise oksimoron bir cümledir…
Çünkü “Demokrasi” sadece bir ırk, bir din veya mezhep veya bir dil grubunun değerlerine özgü olarak uygulanmaya çalışıldığında, “Demokrasi” olmaktan çıkar, Karaman’ın önerdiği gibi, “zor” ve “nefret” kavramları devreye girer ve totaliter rejim olur!

***

Sevgili okurlarımdan “İslam ve Demokrasi” konusundaki yazılarıma çok sayıda ve kimileri çok uzun yorumlar geldi.
Bunların bir bölümünü (adlarını saklı tutarak) kongar.org adresindeki sitemde her pazartesi yazdığım “Güncel” bölümünde yayımlayacağım.  


Yazarın Son Yazıları