Küresel çağda devrimcilik: Önce iktidar sonra rejim!

Küresel çağda devrimcilik: Önce iktidar sonra rejim!

21.05.2021 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Sedat Peker’in kamuoyuna yaptığı ifşaat, siyasal iktidarın Türkiye’de nasıl kokuşmuş bir düzenin temsilcisi olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi!

Tarikatlar ve aile vakıflarıyla özdeşliği zaten resmen bilinen iktidarın mafyayla gizli ilişkileri de bütün ayrıntılarıyla ortaya döküldü.

16 Nisan 2017’de, milli iradesine, güya halkoylamasıyla ama aslında zorla el konulan ülkenin, bu iktidardan kurtulma ve milli iradesini geri alma zamanı çoktan geldi de geçti bile!

***

Neo-liberalizm, Neo-kapitalizm ve Neo-emperyalizm çağında, kısacası Küreselleşme sürecinde, henüz gelişmesini tamamlayamamış bir ülkede, “devrimcilik” nasıl olacak?

Eşitlik, özgürlük, refah ve güvenlik nasıl sağlanacak?

***

Marx gibi, toplumun olgunlaşmasına mı bakacağız…

Lenin gibi, devlete el koyup toplumu hızla biz mi değiştireceğiz?

***

Gandhi gibi, pasif direniş mi yapacağız?..

Atatürk gibi, sıcak savaşın zaferiyle mi yola çıkacağız?

***

Sınıfsal değişme ve gelişme mi iktidarı yaratır...

İktidar mı sınıfsal değişme ve gelişmeyi yaratır?

***

Kültür ve eğitim mi iktidarı belirler…

İktidar mı kültür ve eğitimi?

***

Bir ülkeyi yönetenler o ülkenin en dürüst, en bilgili ve en kültürlü evlatları mıdır…

O ülkenin en ortalama, en ışıltısız, en eyyamcı kişileri mi?

Yoksa en cahil, en çıkarcı, en ilkel, en üçkâğıtçı kişiler mi iktidardadır?

***

Çağımızda, baskı altında olan ve hâlâ gelişmesini tamamlayamamış bir toplumda, Demokrasiyi, Laikliği, Hukuk Devletini, Temel İnsan Hak ve Özgürlüklerini savunmak enayilik midir?

Yoksa, koşullar ne kadar kötü olursa olsun, iyiyi, haklıyı ve doğruyu, herkes için, her yerde, her zaman savunmak, kendine saygı duyan her insanın zorunlu görevi midir?

***

Türkiye bugün içine düştüğü bu karabasandan nasıl kurtulacaktır?

Emperyalistlerin ve çıkarcıların desteğiyle iktidara gelen, tarikat ve mafya yapılarını kullanarak devlete tümüyle el koymuş olan bir siyasal kadroyla mücadele, bu kadronun sömürüsüne karşı savaş, nasıl yapılacak, nasıl kazanılacaktır?

Sevgili okurlarım bu soruların yanıtları, Atatürk’ün kurduğu Parlamenter Demokratik Rejime dayalı olan Türkiye Cumhuriyeti’nin “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” denilen bu ucube “Şahsım Devleti”ne, (herkesin gözü önünde, bütün uyarılara rağmen) nasıl dönüştürüldüğünü anlamakla olanaklı olacaktır:

Ülkenin içinde bulunduğu bu karabasan, başımızdakilerin önce her türlü ödünü vererek iktidara gelmeleri ve sonra da iktidar gücünü kullanarak, devleti yavaş yavaş dönüştürmeleri ile yaratıldı.

(Elbette bu süreçte, muhalefetin aymazlığı, çekingenliği, hatta kritik karar anlarındaki korkaklığı önemli bir rol oynadı ama bugün konumuz bu olmadığı için bunun üzerinde fazla durmayacağım.)

***

Bugünkü karabasan, mevcut iktidarın 19 yılda ürettiği bir sonuçtur.

Ama bu sonuç, onu yaratan iktidarın da sonunu getirmiştir, çünkü ülkeyi tam bir çıkmaza sokmuştur.

Kendi sonunun geldiğini gören iktidar da kendi eseri olan bu sonuçtan kurtulma çareleri aramakta, muhalefetle anlaşmaya çalışmaktadır.

Ama “Şahsım Devleti” iktidarını sürdürdüğü sürece, bu karabasandan kurtulmak olanaklı değildir, çünkü onu yaratan zaten kendisidir.

Dolayısıyla bu iktidardan tümüyle kurtulmadan, bu karabasandan da uyanmak olanaklı değildir.

***

Özetle, önce bu iktidar gidecektir, ondan sonra Güçlendirilmiş Parlamenter Rejim kurulacaktır.

“Şahsım Devleti”, iktidardan ayrılmadan, onunla, seçim yasası veya anayasa ya da rejim hakkında herhangi bir pazarlığa veya işbirliğine girmek, sadece ve sadece bugünkü karabasanın devamı sonucunu doğurur!

Yapılacak ilk iş, izlenecek tek yöntem, her şeyden önce, bütün demokratik güçlerle ittifak kurarak ilk seçimde bu iktidardan kurtulmaktır.

Güçlendirilmiş bir Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti’ni kurmak, ancak ondan sonra olanaklı olabilir.

Yazarın Son Yazıları

Siyasette yeni ittifak arayışları 2

Devletin ve toplumun bütünlüğü ile, Demokratik ve Laik Cumhuriyet Rejimi’ni korumak için bugünlerde dile getirilen, Kemalistler ile Sosyalistler arasında ittifak önerisi, bir hayli eskidir.

Devamını Oku
13.01.2026
Siyasette yeni ittifak arayışları (1)

ABD’nin Venezuela’yı basıp Başkan Maduro ve eşini alıp götürmesi, bütün dünyada “İç cephenin güçlendirilmesi” sorununu gündeme getirdi.

Devamını Oku
11.01.2026
Venezuela dersleri 3: Muhalefet

“İç cepheyi tahkim etmek için”, muhalefet de etnikçilik, dincilik ve mezhepçilik üzerinden bölücülük yapmamalı, Bağımsız Cumhuriyeti tehlikeye atacak iç ve dış süreçlere destek vermemelidir.

Devamını Oku
09.01.2026
Venezüella dersleri 2: Muhalefet ne yapmalı?

ABD Başkanı Trump’ın, Venezüella Başkanı Maduro’yu, konutunu basarak alıp götürmesi, bütün dünyada müthiş bir şok etkisi yarattı...

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella olayı: Küreselleşmenin üçüncü aşaması

Küreselleşmenin birinci aşaması Sovyetler Birliği’nin çökmesi ile 1991’de başlamıştı:

Devamını Oku
06.01.2026
Nüfusu eğitmek yerine ithal etmek!

Çağdaş Demokratik Devlet vatandaşlarının eğitimlerini çağın gereklerine göre belirlemek zorundadır...

Devamını Oku
04.01.2026
İktidar toplumla ters düştüğünde

Sosyal Psikolojinin en net kuralıdır...

Devamını Oku
02.01.2026
2026, umut ve direniş yılı olsun!

YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN...

Devamını Oku
01.01.2026
2025’ten 2026’ya: Terör yeniden sahnede!

2025’in son yazısı:

Devamını Oku
30.12.2025
Dolandırıcılık, kumar ve uyuşturucu niçin yaygınlaştı (Devlet ve ahlak ilişkileri)

Devlet, vatandaşların güven içinde yaşamaları için vardır.

Devamını Oku
28.12.2025
SHP-HEP işbirliğinin ibretlik ‘hüzünlü öyküsü’

Bu “Hüzünlü Öykü”nün ibretlik kronolojisini Zülâl Kalkandelen ile birlikte yazdığımız “Devrim ve Karşı Devrimin Yüzyılı”ndan özetleyerek aldım.

Devamını Oku
26.12.2025
Asıl uyuşturucu sorunu: Narko devletler

Sovyetler Birliği çöktükten sonra oluşan dünyayı anlamak için onu çökerten Emperyalizmin nasıl bir dünya istediğine bakmak gerek.

Devamını Oku
25.12.2025
CHP’nin ‘süreç’ açmazı

İmralı Heyeti olan DEM Parti yöneticileri, İmralı temaslarını anlatmak ve yeniden oraya gitmeden önce CHP’nin görüşlerini almak için Özgür Özel’le görüştü.

Devamını Oku
23.12.2025
‘Sürecin’ tarihi ve bugünü

“Sürecin bugününü” doğru değerlendirebilmek için terör örgütü PKK’nin ve İktidarla olan ilişkilerinin tarihine bakalım...

Devamını Oku
21.12.2025
İktidarın, PKK ve DEM çıkmazı

Emperyalizm, İsrail’in güvenliğini sağlamak ve bölgeyi daha kesin olarak kontrol edebilmek için Ortadoğu’da, Irak’la birlikte, Suriye’yi de kapsayan bir Kürt Devleti kurulmasını dayatıyor...

Devamını Oku
19.12.2025
Atatürkçülük, Marksizm ve Ataol Behramoğlu

Okan Toygar’ın “HAYATIMIZ GÜZELDİR, Ataol Behramoğlu’nun Siyasal Kimliği” adlı nehir söyleşisi, Tekin Yayınevi tarafından yayımlandı.

Devamını Oku
18.12.2025
On birinci yargı paketi: Komedi değil, trajedi!

31 Temmuz 2023 ve öncesinde suç işleyenlere infaz indirimi de getiren 11. Yargı Paketi, TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edilmiş:

Devamını Oku
16.12.2025
Tarihi geri götürmek olanaklı değildir!

Orta Doğu’da İsrail’in güvenliği için bir Kürt Devleti kurmak isteyen ve bu nedenle Suriye’de, Terörist Radikal İslam’la uzlaşan ABD, Çağdaş bir Demokratik Laik ve Sosyal Hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ni de, İktidarla el ele, Suriye gibi Orta Çağ’a, dinler, mezhepler ve aşiretler bazında örgütlenmiş olan Merkezi Feodal bir yapıya geri götürmek istiyor!

Devamını Oku
14.12.2025
Devlet çökertildi ama yenisi kurulamadı (7)

Bu yazı Özgür Özel’in “Stockholm Sendromu” uyarısı yapmasından sonra, geçen hafta başında yazmaya başladığım yazıların yedincisi.

Devamını Oku
12.12.2025
Stockholm sendromunun kaynağı (6)

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, HDP’li ve onun devamı olan DEM Partili politikacılar ve belediye başkanları görevlerinden alınır ve bazıları hapse atılırken, DEM Parti’nin “Süreç” bağlamında iktidara destek vermesindeki çelişkiyi vurgulamak için zekice dile getirdiği “Stockholm Sendromu”, Türkçemizin bütün çarpıcı güzelliğiyle, “Celladına âşık olmak” biçiminde ifade edilen bir durumdur.

Devamını Oku
11.12.2025
Açılım, Stockholm sendromu ve toplumsal şok (5)

İktidar, kamuoyundaki yaygın izlenime göre, “Açılım Süreci”ni, ilan ettiği gibi “Barış” “Demokrasi” ve “Terörsüz Türkiye” için değil, başarısızlıklarından dolayı siyaseten biten ömrünü uzatmak için içeride DEM Parti’den, dışarıda Emperyalizmden destek aradığı için yapıyor.

Devamını Oku
09.12.2025
Açılım: Stockholm Sendromu ve şok doktrini (4)

Bu yazı Özgür Özel’in “Stockholm Sendromu” uyarısı üzerine, geçen hafta Salı günü başladığım yazıların dördüncüsü.

Devamını Oku
07.12.2025
Mezhepçilik ve tarikatçılık da demokratik rejim düşmanlığıdır!

Dün Etnikçiliğin Demokratik Rejim karşıtlığını (düşmanlığını) yazmıştım.

Devamını Oku
05.12.2025
Etnikçilik demokratik rejimi yıkar!

Etnikçilik, insanların tarih boyunca sahip oldukları Aile, Aşiret, Din, Mezhep, kimlikleri üzerine, Endüstri Devrimi’nin getirdiği “Ulusal” ya da “Milliyetçi” kimliğin, Totaliter bir anlayışla istismar edilmesinden kaynaklanan Faşist bir ideolojidir.

Devamını Oku
04.12.2025
Siyasette Stockholm Sendromu

CHP Genel Başkanı Özgür Özel Kurultay konuşmasında, “Stockholm Sendromu” anımsatmasını yapmadan önce, İktidarın, “Terörsüz Türkiye” sloganı bağlamında başlattığı “Sürecin” bütün çelişkilerini vurgulayan bir konuşma yapmış.

Devamını Oku
02.12.2025
Darağacı edebiyatı ve terör gölgesinde yeni yargı paketi

25 Kasım 2025 tarihinde MHP lideri Devlet Bahçeli TBMM Meclis Grubu konuşmasında şöyle demiş...

Devamını Oku
30.11.2025
Faşistliğin dini mezhebi ırkı milliyeti yoktur

Faşizm ve Faşistlik, gerek Rejim gerek Kişilik yapısı olarak Demokrasi ve Demokratlık karşıtlığıdır.

Devamını Oku
28.11.2025
İki hukuk profesörü konuşurken...

“Anayasa”, “Hukuk” ve “Yargı” bir devletin omurgasıdır..

Devamını Oku
27.11.2025
CHP’nin savunması için Okkam’ın usturası!

“Okkam’ın Usturası” bir önermedir:

Devamını Oku
25.11.2025
Çıldırtan çelişki!

Emperyalizmle işbirliği yapan İktidar: “Barış” sloganı ile halkı aldatarak...

Devamını Oku
23.11.2025
CHP, kendisini ve demokrasiyi etnikçiliğe kurban edemez!

Emperyalizm ve İktidar ittifakı, hem dıştan hem içten son derece güçlü bir biçimde çeşitli baskılar uygulayarak, Türkiye’yi, “Ortadoğu Bataklığında” parçalanarak boğulacağı bir “Sürece” sürüklüyor!

Devamını Oku
21.11.2025
'Kişiye özel rejim' önerisinin çıkmazı

Devlet Bahçeli aynı anda üç öneride bulundu...

Devamını Oku
20.11.2025
Atatürk üzerine birkaç kitap

Son zamanlarda, Atatürk’e, İstiklâl Savaşı’na ve Cumhuriyet Dönemi Tarihi’ne ilişkin saldırılar, saptırmalar ve iftiralar çok artınca, bu konulardaki gerçek tarih araştırmaları, kitapları da çoğaldı.

Devamını Oku
18.11.2025
İddianame, devlet yönetimine yansıtıldığında?...

Cuma günkü yazımı şöyle bitirmiştim...

Devamını Oku
16.11.2025
Başarılı politikacılık ve avukatlık suçlanınca?...

Lafı dolandırmaya gerek yok...

Devamını Oku
14.11.2025
İddianame, Atatürk, Haberal ve umut!

Bugünlerde, tam 10 Kasım Atatürk’ü anma törenlerinin ertesi günü açıklanan...

Devamını Oku
13.11.2025
Atatürk: İki yalan dört düşman

Dün Atatürk’ü andık; bu vesileyle, bugün, Atatürk konusundaki çok önemli iki yalana ve dört düşmana değinmek istiyorum.

Devamını Oku
11.11.2025
İkinci Silivri trajedisinde anayasa ihlalleri

“Birinci Silivri Trajedisi Dönemi”, Ahmet Necdet Sezer’in cumhurbaşkanlığından ayrılma zamanı olan Haziran 2007 tarihinde başladı.

Devamını Oku
09.11.2025
İktidarın çelişik operasyonları

İktidar, “Demokratik Laik ve Sosyal Hukuk Devleti”ni tanımlayan Anayasa’ya Cumhuriyet rejimine aykırı ve birbirlerine ters birkaç operasyonu aynı anda yapıyor ve böylece zaten düşmekte olan seçmen desteğini iyice kaybediyor.

Devamını Oku
07.11.2025
Casusluk tartışması tırmanıyor

Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ’a yapılan “Casusluk suçlaması” akıllara derhal FETÖ’nün Türk Silahlı Kuvvetlerini ele geçirmek için “Birinci Silivri Trajedisi” bağlamında yaptığı “Casusluk” suçlamalarını ve yine FETÖ’nün “Kozmik Oda”ya girişini ve oradaki bilgilerin yurtdışına sızdırılışını anımsattı!

Devamını Oku
06.11.2025