Sağda ve sağ ile demokrasi niçin olmuyor? 1

Sağda ve sağ ile demokrasi niçin olmuyor? 1

08.09.2023 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bence 14-28 Mayıs seçimlerinin en önemli siyasal dersi, sağda ve/veya sağ partilerle, “Demokratik Rejim”i gerçekleştirmenin çok zor ve hatta belki de olanaksız olduğudur. 

Neden? 

Önce neler olduğunun tarihsel özeti! 

Sağ ile Demokrasi deneyimi, Çok Partili Rejim’e geçilmesi ile ilk kez yaşandı ve sağ iktidarın “sivil darbesi sonunda” hüsranla bitti. 

Milli Şefİsmet İnönü, 1 Kasım 1945’te Meclis’i açış konuşmasında “Çok Partili Rejim”e geçileceğini ilan etti. (Bakınız DEVRİMİN VE KARŞI DEVRİMİN YÜZ YILI, Cilt I, s.150) 

Böylece hem İkinci Dünya Savaşı sonrasında, Faşizmin yenilmesiyle, bütün dünyaya egemen olan “Demokrasinin Zaferi” havasına uymuş oluyor hem de Cumhuriyet Rejimi’ni “Demokrasi ile taçlandırmayı” (ifade benimdir) umut ediyordu. 

Bu bağlamda, kökleri Birinci Meclis’teki “İkinci Grup”a kadar giden ve Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası sonrasında Atatürk ile araları açılmış bulunan eski arkadaşları ile de arasını düzeltti. 

“Demokratik Muhalefet” görevini de Atatürk’ün Başbakanlığını da yapmış olan Celal Bayar’a ve Toprak Reformu’nun çok yumuşak bir biçimi olan “Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu”na, onunla birlikte karşı çıkmış olan üç arkadaşına emanet etti. 

Böylece, Bayar, Menderes, Köprülü ve Koraltan’ın öncülüğünde, toprak ağalarının çekirdeğini oluşturduğu Demokrat Parti kuruldu ve 1950 seçimlerinde sağ siyaset iktidara geldi. 

Ama ne yazık ki Demokrat Parti, sayesinde iktidara geldiği Demokratik Rejimi, geliştirmek yerine, katletti: 

CHP’nin mallarına el koydu. Kendisine oy vermeyen Kırşehir vilayetini ilçe yaptı. Osman Bölükbaşı gibi bir siyasal lideri, Ahmet Emin Yalman, Hüseyin Cahit Yalçın gibi yaşlı ve kıdemli gazetecilerle birlikte İnönü’nün damadı olan Metin Toker’i hapse attı. 

En sonunda da Tahkikat Encümeni Yasası ile, Anayasa’yı rafa kaldırarak, Cumhuriyet Dönemi’nin ilk darbesini yaptı. 

Sağ iktidarın temsilcisi olan Menderes’in bu Sivil Darbesi ne yazık ki Çok Partili Rejim’in ikinci darbesine, Demokratik Rejimi yeniden kurmak isteyen askerlerin 27 Mayıs karşı darbesine yol açtı. 

Böylece Çok Partili Rejim sayesinde iktidara gelen sağ siyasetin ilk deneyimi, Demokrasinin tahrip edilmesi olarak tarihe geçti ve Demokrat Parti’nin “demagojik yapısı, eylem ve söylemleri” kendisinden sonra gelen sağ iktidarlara da Demokrasi karşıtı tutum ve davranışlarında örnek oldu. 

“Sağ Siyasetle Yapılan İkinci Demokrasi Deneyimi” Bülent Ecevit tarafından Erbakan ile kurulan CHP-MSP iktidarı ile yaşandı ve yine hüsranla sonuçlandı. 

İki parti arasında Ceza Yasası’nın 141 ve 142. maddeleri uyarınca mahkûm edilen solcularla 163. maddesine göre mahkûm edilmiş olan sağcıların affedilmesi üzerine anlaşmaya varılmıştı. 

Ama oylama sırasında sağ siyasetin din kolundan gelen temsilcisi olan MSP, 163. madde mahkûmları affedildikten sonra Meclis’i terk ederek, verdiği söze ihanet etti. 

Böyle başlayan sağ siyasetin Demokrasi hazımsızlığı, sonunda Ecevit’in başbakanlığı bırakıp gitmesine yol açtı ve Mümtaz Sosyal’ın “Tarihsel Uzlaşma” dediği, solun sağ ile giriştiği bu ikinci Demokratik Rejim deneyimi de yine çöpe gitti. 

1975’te Süleyman Demirel tarafından, bütün sağ partilerin ortaklığıyla kurulan Birinci Milliyetçi Cephe hükümeti, (sonradan İkinci Milliyetçi Cephe Hükümeti ve öteki hükümetlerle birlikte) başta eğitim olmak üzere, Demokratik Rejim’in bütün kurumlarını ve kurallarını yozlaştırdı. 

Ülkeyi bugünlere taşıyan 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’ne ve Demokratik 1961 Anayasası’nı ortadan kaldıran, devleti vatandaşın önüne geçiren 1982 Anayasası’na yol açtı. 

Derken ABD desteğiyle kurulan AKP, güya “Demokratik Rejim”i savunarak, “Yasaklara, yolsuzluklara ve yoksulluğa” karşıyız diyerek sağın bütün renklerini ve solun “kullanışlı aptallarını” (terim kendilerinindir.) (2010’un “Yetmez ama Evet”çilerini de diyebilirsiniz) dinci damar altında birleştirdi ve iktidar oldu... 

Böylece “Demokratik, Laik ve Sosyal Devlet” olma yolundaki Türkiye Cumhuriyeti sağ iktidar tarafından “Şahsım Devleti”ne dönüştürüldü. 

Kısa ve kalın hatlarıyla sağ siyasetin tarihsel özeti bu. 

Bu özetin arkasındaki nedenler Pazar günkü ikinci yazıya! 

 

Yazarın Son Yazıları

Düşman hukuku

Son zamanlarda “İkinci Silivri Trajedisi” bağlamında, İktidar yanlısı olmayan medyaya, birtakım holdinglere, “Ana Muhalefet Partisi CHP”ye, CHP’li Belediyelere ve buralarda çalışanlara yönelik “İBB Davası”, “Casusluk Davası” gibi davalardaki uygulamaları eleştirmek için sık sık kullanılan “Düşman (Ceza) Hukuku” diye bir kavram var...

Devamını Oku
12.05.2026
Yanardağ davası: Casus belli

Merdan Yanardağ’ın, CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Necati Özkan ile birlikte yargılandığı “Casusluk Davası” ve Tele1 televizyon kanalına el konularak İstanbul’da iyi bir semtteki bir apartman dairesi fiyatına satışa çıkarılması...

Devamını Oku
10.05.2026
Okul sorunu okulda çözülür!

Dün gazeteniz Cumhuriyet’te, eğitim üzerine iki yazı vardı

Devamını Oku
08.05.2026
‘Eğitim kurumu’nda cinayet!

Sosyolojideki “Kurum” kavramı, Türkçemizde iki farklı anlam taşır...

Devamını Oku
07.05.2026
Toplumu çıldırtan çelişki

İktidar, ülkenin bütün kaynaklarını bitirdiği için gücünü yitirdikçe toplumu, aklın, mantığın ve siyasetin kabul edemeyeceği biçimde birbirine zıt olan iki ters yöne doğru zorlamaya başladı...

Devamını Oku
05.05.2026
Butlan davası: 3 iletide yargı sorunu

Değerli okurlarım bilirler; ben saklı, gizli kaynaklardan gelen “özel istihbarat”ı genellikle pek kullanmam, açık bilgiler üzerinden yorumlar yaparım.

Devamını Oku
03.05.2026