Bir gün vazgeçmek üzereydi.
Dolabın kapağını açtı. İçinde yıllardır "Bir gün yine giyerim" diye sakladığı kıyafetler vardı.
Elini en sevdiği elbiseye uzattı. Fermuar yine kapanmadı.
Sessizce dolaba geri astı.
Ağlamadı.
Çünkü artık ağlayacak gücü bile kalmamıştı.
Defalarca denemişti.
Bir pazartesi başlıyor, cuma günü bırakıyordu.
Detokslar...
Su diyetleri...
Sadece salata...
Karbonhidratı tamamen kesmek...
Akşam yemeğini atlamak...
Her seferinde birkaç kilo veriyor, sonra daha fazlasını geri alıyordu.
En çok da çevresindeki insanlar yoruyordu onu.
"İrade meselesi."
"Az yesen verirsin."
"Ben olsam çoktan zayıflardım."
Kimse onun her sabah aynaya bakarken hissettiklerini bilmiyordu.
Kimse merdiven çıkarken nefes nefese kalışını...
Fotoğraf çekilirken en arkaya saklanmasını...
Çocuğuyla koşarken beş dakika sonra yorulmasını...
En kötüsü de kendine kızmasını.
"Neden yapamıyorum?"
Bir gün tartının üzerine çıktı.
Yine aynı rakam.
Belki biraz daha fazla...
O gün ilk kez farklı bir şey yaptı.
Diyet aramadı.
"Mucize" yazmadı.
"Kısa yoldan nasıl zayıflarım?" diye araştırmadı.
Kendine sadece şu soruyu sordu:
"Ben gerçekten kilo mu vermek istiyorum, yoksa yıllardır kendimi cezalandırıyor muyum?"
İşte her şey o gün değişti.
Çünkü ilk kez düşmanı kilosu olmadı.
Alışkanlıkları oldu.
Sabah kahvaltısını yapmaya başladı.
Yeterince su içti.
Yürümeye başladı.
Canı tatlı istediğinde kendini suçlamadı.
Bir dilim yedi, hayatına devam etti.
Bir gün spor yaptı.
Ertesi gün yapamadı.
Eskiden olsa "bozuldu" derdi.
Bu kez ertesi gün yeniden başladı.
İlk ay sadece 2 kilo verdi.
Eskiden olsa moralini bozardı.
Ama bu kez bozmadı.
Çünkü ilk kez sadece tartıya bakmıyordu.
Merdivenleri daha rahat çıkıyordu.
Daha iyi uyuyordu.
Şişkinliği azalmıştı.
Pantolonu biraz daha rahat olmuştu.
Enerjisi artmıştı.
İkinci ay 2 kilo daha gitti.
Sonra bir ay hiç gitmedi.
Eskiden olsa bırakırdı.
Bu kez bırakmadı.
Çünkü artık biliyordu.
Vücut makine değildi.
Her hafta aynı hızda kilo vermeyecekti.
Sabırlı oldu.
Aylar geçti.
Bir sabah yine dolabın kapağını açtı.
Yıllardır sakladığı o elbiseyi çıkardı.
Bu kez fermuar zorlanmadan kapandı.
Aynaya baktı.
Gülümsedi.
Ama ilginç olan şu değildi...
Mutlu olmasının nedeni artık o elbiseye sığması değildi.
Asıl mutluluğu, bunu aç kalarak başarmamış olmasıydı.
Artık yemeklerden korkmuyordu.
Tatlı görünce paniklemiyordu.
Misafirliğe gidince "Bugün diyet bozuldu" demiyordu.
Çünkü artık diyet yapmıyordu.
Yaşamını değiştiriyordu.
Bir gün biri ona sordu:
"Nasıl başardın?"
Gülümsedi ve tek bir cümle söyledi.
"Ben kilo vermeye çalışmayı bıraktım. Sağlıklı yaşamayı öğrendim. Kilo zaten arkamdan geldi."
Belki bu hikâyedeki kadın siz değilsiniz.
Ama belki de tam olarak sizsiniz.
Eğer bugüne kadar onlarca kez başlayıp bıraktıysanız...
Eğer her pazartesi yeniden umutlanıp her cuma kendinizi başarısız hissediyorsanız...
Bilin ki sorun siz değilsiniz.
Sorun, size sürdürülebilir olmayan yöntemlerin çözüm diye sunulmuş olması olabilir.
Bilimsel çalışmalar da bunu destekliyor. Çok düşük kalorili, katı ve kısa süreli diyetler ilk aylarda hızlı kilo kaybı sağlasa da insanların önemli bir kısmı birkaç yıl içinde verdiği kilonun büyük bölümünü geri alıyor; hatta bazen başlangıç kilosunun da üzerine çıkabiliyor. Bunun nedenleri arasında metabolik uyum, açlık hormonlarındaki değişiklikler ve en önemlisi sürdürülemeyen beslenme alışkanlıkları yer alıyor.
Kalıcı değişim çoğu zaman daha yavaş ilerler.
Belki haftada yarım kilo...
Belki bazen hiç...
Ama her küçük adım, yıllarca sürecek bir sağlığın temelini atar.
Unutmayın;
Hızlı kilo vermek her zaman başarı değildir.
Vazgeçmeden, bedeninizi dinleyerek, sağlığınızı koruyarak ilerlemek ise gerçek başarıdır.
Çünkü amaç sadece daha hafif olmak değil...
Daha güçlü, daha sağlıklı ve hayatın içinde daha özgür hissedebilmektir.