Bilimin açıklayamadığı ülke!
Enver Aysever
Son Köşe Yazıları

Bilimin açıklayamadığı ülke!

15.10.2020 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

Ülkede olan biteni bilimsel yöntemlerle açıklamaya kalkan herhangi bir akademisyen, mesleğin doğası gereği kullanacağı yöntemlerin hangisine başvursa başarısız kalır. Dünyanın başka bir ülkesinde ve bizim geçmişimizde rastlanması mümkün olmayan olaylarla karşı karşıyayız; hal böyle olunca akılla, düşünceyle durumu kavramak mümkün değildir. İşte bu koşullarda siyasal yorum yapmaya çabalıyoruz.

***

Anayasa Mahkemesi kararları tartışmaya açık değildir; yüksek mahkeme, gereğinde cumhurbaşkanını da “yüce divan” sıfatıyla yargılama görevi üstlenir. Yasaların anayasaya uygunluğunu denetlemektir özünde görevi. AİHM başvuru yolları tıkansın diye ek görevler de üstlendi ayrıca. Hal böyle olunca yurttaşla da doğrudan muhatap olması gerekti. İş yükü ağırlaştı, beklenti arttı. 

Hukukçu olmaya gerek duymadan şunu biliriz; AYM demokrasi için güvencedir, CHP’nin sıkça ve çaresizce pek çok kararı bu mahkemeye taşıması da hâlâ iyi niyetli bir demokratik arayıştır. AKP içini boşalttığı, işlevsiz hale getirdiği kendi yaratısı kurumlarla bile tartışır halde. AKP demek doğru değil aslında, “Cumhur İttifakı” demeliyiz, çünkü görüyoruz ki Bahçeli temsil ettiği kitleden çok daha ileri görev üstlenmiş durumda.

***

Diyeceğim; geçen gece yaşanan ve tarihi göndermesi “Işıklar yanıyor” şeklinde olan, darbe devrinden kalma kapışmayı açıklamak pek de kolay değil. Birincisi; AYM üyeleri kendilerini tehdit altında algılayıp, “Saray’da hizaya geçtik, çay bile topladık yine de olmadı” kuşkusuyla varlıklarını anımsatmak istemiş olabilirler. İkincisiyse; giderek taban kaybeden ittifak danışıklı dövüşle yapay biçimde çatışma doğurarak; “hâlâ FETÖ ayakta, darbe riski var, ne seçimin ne de başka bir arayışın zamanı” vurgusu yapmış olabilir. Elbette bu çıkarımların bilimsel dayanağı yoktur, sadece akıl yürütme düzeyindedir.

***

Uluslararası masada kendine yer bulamayan, bölgesel sorunlarda bile taraf sayılmayan, haklı olduğu konularda dahi dert anlatmakta güçlük çeken saray rejimi içeriye yeni bir hikâye anlatmak zorunda. Görünen o ki iktisadi çöküş derinleştikçe, yaratılan sahte gündemlerin peşine katılan insan sayısı düşüyor. Güncel söylemle “mutfakta yangın varken” kimse başka bir şey duymuyor, düşünmüyor. Buna doğal olarak ittifak içi bilek güreşi de eklenince işler iyice karıştı. Geçen gece verilen ışıklı mesajların pek bir anlamı da olmayabilir ayrıca. AKP döneminde her adımın hesaplı atıldığını sanmak da ayrıca saflıktır. Devlet deneyimi, becerisi olmayan kadroların güdüsel tavırlarından mutlaka anlamlı çıkarımlar yapmak zorunda da değiliz!

***

Genel olarak okuryazar çevre uçurumdan aşağı gidişin hızından söz ediyor. İş dünyası da korkudan açık edemese de esasen vaziyetin ne halde olduğunun ayırdında. Buradan olumlu geri dönüş olması mümkün değildir. Radikal olarak Cumhur İttifakı çevresi kendiliğinden “güçlendirilmiş Meclis” tercihini yapabilir ya da RTE partili olmaktan vazgeçebilir. Bu iyimser tahmin! Bana kalırsa sadece günlük kararlar alan Saray çevresi otoriterleşmeyi tercih edecektir. Sözgelişi AYM önüne “HDP kapatma dosyası” koyup, kurumu sıkıştırabilir, böylelikle sembolik bile olsa son denetim engelini de ortadan kaldırabilir. İki bakan arası gerilimi de önümüzdeki süreçte farklı biçimlerde izleyeceğiz, bu da anlaşılıyor.

***

Sokaktaki kaygılı yurttaş soruyor “ne olacak halimiz” diye. Açıkçası görünen vadede, hele de dünyanın şu salgın koşullarında, rahat nefes almak söz konusu değil. Ülkenin, sorunların doğrudan muhatabı olacak bir meclise gereksinim duyduğu açık. Toplumsal çalkantılar yeni sorunlar, beraberinde yeni durumlar doğurur. Türkiye büyük bir ülke, dünyanın farklı gerekçelerle ilgi alanında! Buranın iktisadi olarak ağır yaralı olması, elbette siyasal sonuçlar doğuracaktır. AKP ve ortağı, kendine yarattığı dar zengin, egemen kadro ile alacağı yolun çok zamandır tıkandığını görüyor. İçinden çıkardığı küçük partilerin genel başkanlarına kulak verince iyice anlaşılıyor durum.

***

Yazıya başlarken söylediklerimle bağlayalım: Herhangi aklı yerinde bilim insanı burayı akademik terazi ile açıklayamaz. Meydanın (ekranların) çığırtkanların elinde olması bundandır, asgari ölçü kalmamıştır. Böyle durumlarda aydın sorumluluğu hisseden her kişi sözünü sıkça yinelemeli, uyarısını sıralamalı, talepleri dile getirmelidir. Talep nedir derseniz: Acil demokrasi, acil acil! 

Yazarın Son Yazıları

Cumhuriyet okuruna veda

Ustam Feridun Benden aradı “Altmış yıldır Cumhuriyet okuruyum, gazetenin sahibi sayılırım.

Devamını Oku
05.04.2021
İflas

İflas

Devamını Oku
25.03.2021
İstanbul Sözleşmesi erkekleri de yaşatır!

İstanbul Sözleşmesi erkekleri de yaşatır!

Devamını Oku
22.03.2021
Vicdan terazisine güvenmek

Ahmet Oktay gazeteciliği bırakıp zamanının tamamını edebiyata vermişti; söyleşirken “Günlük meseleler hep yazmaktan çaldı” dedi.

Devamını Oku
18.03.2021
12 Mart’ı doğru okumak

12 Mart’ı doğru okumak

Devamını Oku
15.03.2021
Yeni Türkiye’de makbul vatandaş kimdir?

Yeni Türkiye’de makbul vatandaş kimdir?

Devamını Oku
08.03.2021
‘Ne yapmalı’ sorusuna yanıt!

‘Ne yapmalı’ sorusuna yanıt!

Devamını Oku
04.03.2021
Grev

Grev

Devamını Oku
01.03.2021
İçindeki faşisti sustur!

İçindeki faşisti sustur!

Devamını Oku
18.02.2021
Sürü gururuna kapılmak!

Sürü gururuna kapılmak!

Devamını Oku
15.02.2021
Uzaya gitmek mi zor, anayasa yapmak mı?

Uzaya gitmek mi zor, anayasa yapmak mı?

Devamını Oku
11.02.2021
İstifa istemek demokratik haktır!

12 Eylül faşizminin güler yüzlü kahramanı Özal, ülkenin okuryazarlarını içeri tıkan darbenin ardından meydanı boş bulmuştu.

Devamını Oku
08.02.2021
İnsan olan boyun eğer mi?

İnsan olan boyun eğer mi?

Devamını Oku
04.02.2021
Kılıçdaroğlu haklı mı, haksız mı (!)

Kılıçdaroğlu haklı mı, haksız mı (!)

Devamını Oku
01.02.2021
Yeni Türkiye’nin elçisi!

Yeni Türkiye’nin elçisi!

Devamını Oku
28.01.2021
Hayat damarları kesilmiş ülke

Hayat damarları kesilmiş ülke

Devamını Oku
25.01.2021
Tek kale demokrasi oyunu

Tek kale demokrasi oyunu

Devamını Oku
21.01.2021
Kar, pisliğin üstünü örter mi?

Kar, pisliğin üstünü örter mi?

Devamını Oku
18.01.2021
Her yönüyle düşkünler toplumu!

Her yönüyle düşkünler toplumu!

Devamını Oku
14.01.2021
Kurtarıcılardan kurtulmak lazım!

Kurtarıcılardan kurtulmak lazım!

Devamını Oku
11.01.2021
Boğaziçi rektörsüz de olur!

Boğaziçi rektörsüz de olur!

Devamını Oku
07.01.2021
Neye şaşırdınız ki?

Neye şaşırdınız ki?

Devamını Oku
04.01.2021
Tuz koktuktan sonra!

Tuz koktuktan sonra!

Devamını Oku
31.12.2020
Yobazın duası kabul olur mu?

Yobazın duası kabul olur mu?

Devamını Oku
28.12.2020
Değişim hamaseti!

Değişim hamaseti!

Devamını Oku
24.12.2020
Kullar ve yurttaşlar!

Kullar ve yurttaşlar!

Devamını Oku
21.12.2020
Sınıf bilinci yoksa kuru ekmek bile yok!

Sınıf bilinci yoksa kuru ekmek bile yok!

Devamını Oku
17.12.2020
Modern gericilik!

Modern gericilik!

Devamını Oku
14.12.2020
Paranın dini imanı

Paranın dini imanı

Devamını Oku
03.12.2020
Katar’a devredilen ülke!

Katar’a devredilen ülke!

Devamını Oku
30.11.2020
Cin, cemaat, cehalet!

Cin, cemaat, cehalet!

Devamını Oku
26.11.2020
Ve Arınç yeniden sahnede!

Ve Arınç yeniden sahnede!

Devamını Oku
23.11.2020
Ağzının tadı ne zaman kaçacak kardeşim?

Ağzının tadı ne zaman kaçacak kardeşim?

Devamını Oku
19.11.2020
Saray dalkavuksuz, entrikasız olur mu?

Saray dalkavuksuz, entrikasız olur mu?

Devamını Oku
16.11.2020
Bir kira, bir yuva

Bir kira, bir yuva

Devamını Oku
12.11.2020
Bir ‘ABD’ Doları kaç ‘Türk’ Lirası!

Bir ‘ABD’ Doları kaç ‘Türk’ Lirası!

Devamını Oku
09.11.2020
Kapitalizmin tanrısı!

Kapitalizmin tanrısı!

Devamını Oku
05.11.2020
Enkaz!

İzmir deprem haberi önüme düşünce, pek çok kişi gibi hemen kendi deneyimlerimi anımsadım. İstanbul’da iki kez sallanmıştık, günlerce parkta yatıp, dehşet içinde haberleri gözlemiştik; ilk saatlerin ne denli zor olduğu gün gibi aklımda hâlâ!

Devamını Oku
02.11.2020
Devrimci Cumhuriyet için!

Devrimci Cumhuriyet için!

Devamını Oku
29.10.2020
Popstar dinciler ve Cumhuriyet

Popstar dinciler ve Cumhuriyet

Devamını Oku
26.10.2020