Eskişehir Şehir Tiyatrosu: Düdüklüde Kıymalı Bamya

Eskişehir Şehir Tiyatrosu: Düdüklüde Kıymalı Bamya

14.10.2023 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu, Cumhuriyetimizin yüzüncü yılını kutlamak için tiyatromuzda iz bırakan yazarlar ve eserleriyle perdelerini açtı. Sermet Çağan’ın iktidar ve halk arasındaki ilişkiyi kara mizahı öne alarak işleyen “Ayak Bacak Fabrikası”Murat Karasu sahneye koymuştu. Memet Baydur’un çok sevilen eseri “Düdüklüde Kıymalı Bamya” ise Murat Atak yönetmenliğinde sezonun ikinci oyunu olarak seyirciyle buluştu. Böylece kurumsallaşmasını tamamlamış Eskişehir Şehir Tiyatrosu, tiyatromuza yön vermiş, büyük katkılar sağlamış, kendi yazarlık serüvenini ulusal sınırların dışına taşımış yapıtlarla Anadolu’dan selam yolluyor. 

***

“Düdüklüde Kıymalı Bamya”, tek mekânda orta halli bir ailenin evinde geçer. Sabah kahvesini içerken alaturka müzik dinleyip magazin haberleriyle oyalanan, fırsat bulduğu anda dedikodu yapan, tembelliklerini allı güllü sabahlıklarla gösteren şişmanca kadınlar çıkar karşımıza. Dünyaya dar bakış açısıyla bakan, burnu büyük, sınıf atlama hezeyanı içinde, gösteriş meraklısı, günün büyük bir kısmını konkenle geçirmeye meraklı ev hanımları hayatlarını kaygısızca sürdürür. Evin kızının kendisine yakıştırılmayan postacı arkadaşının kapıyı çalmasıyla işler değişir. Postacının dedesinin bir süreliğine eve gelmesiyle kriz başlar. Böylece kadınların kurduğu düzene aykırı davranan, onları taşlayan, sözünü patavatsızca söyleyen dede ile kurulan karşıtlık, Baydur’un diğer oyunlarında da gördüğümüz durum komedisinin büyük olanaklarını serer önümüze. Fahrettin Dede’nin beklenmedik ölümü ise incelikler devrinin kapandığının, bir kuşağın yaşama bakışının ortadan kalktığının, Doğu ile Batı arasına sıkışmış yeni kuşağın kendi değerlersizliklerini dayattığının sembolü gibidir. 

***

“Düdüklüde Kıymalı Bamya”nın yönetmeni Murat Atak, oyundaki ev hanımlarına, çok yüklenmeden, onları haşin eleştiri oklarından uzak tutmuş. Hepimizin annesi, teyzesi olan bu şişman kadınların sevimliliklerini öne çıkartmış, Böylece oyundaki en büyük tuzaklardan birini başarıyla savuşturmuş. Özellikle dört kadın, Burcu Tutku Turan, Mahide Yumbul, Gamze Demirer, Elçin Tezcan içinde bulundukları durumu metindeki grostesk unsurun altını çizerek verirken seyircinin gülerken düşünmesini sağlıyor. Evin kızı Nagihan Orhan, değerler arasındaki sıkışmışlığı yalın bir oyunculukla anlatma çabasına giriyor. Dede Özgür Onan’ın, torunu Alp Sunaoğlu’nun, hizmetçi Bilge Büyükerşen’in oyunu sürükleme başarısına da değinmek gerek. Dekor Tasarımını Büşra Doğan’ın yaptığı oyunda, döner sahne kullanılmış. Ancak döner sahne mekân değişikliği için değil, seyircinin farklı noktalardan aynı mekâna bakmasıyla tiyatroya sinematografik bir yenilik kazandırıyor. Böylece seyirci oturduğu yerden adeta kamera açısını değiştirerek olayları yorumluyor. Yönetmen Murat Atak, sahnedeki bu değişimi, açıları doğru kullanarak son derece başarılı bir sahnelemeye anlayışıyla dengeliyor. 

***

Memet Baydur’la bir bahar akşamı Ankara’da Paris Caddesi’nde karşılaşmıştık. Hastalığında teşhis yeni konulmuş, yurtdışına gitmek üzereydi. Ben de annemin rahatsızlığı nedeniyle benzer bir süreçten çıkmış, Amerika’dan yeni gelmiştim. Son karşılaşmamızdı. Onun büyük entelektüel kimliği ile bütünleşen oyun yazarlığına büyük hayranlık duydum. Erken ölümü karşındaki acım bu defa, “Düdüklüde Kıymalı Bamya”daki o replikte yeniden canlandı: “Hepsi öldü. Ben yalnız kaldım!” İnsanın ölümü yenmesinin tek koşulu ortaya koyduğu eserler... Nitekim oyun biter bitmez yaşama sanatımıza büyük derinlikler kazandıran iki isim çıktı sahneye: Yılmaz Büyükerşen ve Murat Atak. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, kent tasarımı ve bilincini sanatçı kimliğiyle bütünleştiren hepimizin minnet duyduğu çok özel bir siyasetçi. Murat Atak’ın 40. sanat yılını kutladı. Fuayede ise prömiyere katılanlara ve oyunun yönetmenine özel bir sürpriz hazırlanmıştı. Yakın arkadaşları sinevizyon perdesi aracılığıyla onu anlattı. 

***

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu, yirmi ikinci yılında tiyatromuza yeni bir soluk kazandırmaya, yeni değerler katmaya devam ediyor. 

Yazarın Son Yazıları

Hani ‘emperyalizm’ modası geçmiş bir sözcüktü bayım!

1999’da Antonio Negri ve Michael Hardt’ın kaleme aldığı “İmparatorluk” yayımlandığı zaman tartışmaların odağı olmuştu.

Devamını Oku
10.01.2026
Acının sonunda aydınlık pencere...

Yüzyıllardır özgürlüğün ne olduğunu anlatmaya çalıştı aydınlar.

Devamını Oku
03.01.2026
A. Kadir’i düşünelim

1940 kuşağının gözde şairlerinden biriydi A. Kadir. Subay babası genç yaşta dünyayı terki diyar eyleyince ailesi yoksulluğa düşmüştü.

Devamını Oku
27.12.2025
Rıfat Ilgaz Sempozyumu

Rıfat Ilgaz’ı üç kere gördüm.

Devamını Oku
20.12.2025
Yayıncılık krizi kapıda...

Yayıncılık krizi kapıda...

Devamını Oku
13.12.2025
Kapitalizmin laneti futbolda şike...

Sam Shepard’ın yazdığı “Aç Sınıfın Laneti” vahşi Amerikan rüyasının çöküşünü bir çiftlikte yaşayan dört kişilik ailenin hikâyesi üzerinden anlatır bize.

Devamını Oku
06.12.2025
Erhan Gökgücü Ödülleri

Tolstoy’un “Savaş ve Barış” romanında aklımda ellenmeden duran bir bölüm vardır.

Devamını Oku
29.11.2025
Çocuk Mezarlığı

Geçtiğimiz hafta Urfa’da marangoz atölyesinde çalışan bir çocuk işçi cezalandırılmak maksadıyla önce soyuldu.

Devamını Oku
22.11.2025
Evler...

Gülten Akın “Evler” şiirinde dediği, “Odaları şarkı tutan ev/ biri mistik biri güncel biri öyle eski/ pancursuz, yeşile gizli, çekilmiş yarışmalardan, melâli hüzünden ayıran ev/ işte o ev”di bizim ev de...

Devamını Oku
15.11.2025
Bizi Öldürdükleri Yer: İlhan Erdost Mezarlığı

12 Mart’ın hemen sonrası.

Devamını Oku
08.11.2025
Otel odalarında…

Otel odalarında…

Devamını Oku
01.11.2025
Bir Davanın Düşündürdükleri: Toplumsal Cinayet

Golding’in “Sineklerin Tanrısı” romanı, dünyanın en güzel adalarından birinde geçer: Mercan.

Devamını Oku
25.10.2025
Kitabın onurunu korumak

D.H. Lawrance “Kitaplar” adlı denemesinde, “Bir kitap iki kapaklı bir yeraltı kovuğudur. Yalan söylemek için eşi bulunmaz bir yer...” diyor.

Devamını Oku
18.10.2025
Okan Toygar’la Ataol Behramoğlu söyleşisi: ‘Hayatımız Güzeldir’

Yıl: 1983. Tren iki saat kadar rötar yaptığı Kapıkule’den ayrılmak üzere.

Devamını Oku
11.10.2025
Bir kadının hikâyesi

Kardeşim Zeynep Altıok’la birlikte geçtiğimiz haziran ayında Kadıköy Belediyesi’nin katkılarıyla Asım Bezirci üzerine bir panel gerçekleştirmiştik; şimdi de Bezirci için o panelden yola çıkarak hazırlayacağımız bir kitap çalışması için kolları sıvadık.

Devamını Oku
04.10.2025
Dil Derneği’nin Dil Bayramı’nda Yaşar Kemal

“Çocukluğum cennetimdi.” Annemle birlikte Türk Dil Kurumu’nun merdivenlerinden tırmanır...

Devamını Oku
27.09.2025
Çizgi roman denilince...

90’lı yıllarda Ankara’da bir üniversite öğrencisiyken ders çıkışı sınıf arkadaşımla sahafları dolaşırdık.

Devamını Oku
20.09.2025
Hangi 12 Eylül?

Yıllar önce okumuştum Yiğit Bener’in yazdığı “Eksik Taşlar” romanını.

Devamını Oku
13.09.2025
Kültürün demokratikleşmesi için festivallerin yaygınlaşması

Son yıllarda “kültür politikası” üzerine çok sayıda çalışmanın karşımıza çıktığı bir gerçek.

Devamını Oku
06.09.2025
Yanı başımızda oluşan nefret dili

Coetzee’nin çok sevdiğim romanı “Utanç”a, bir “modern diller” hocasının, Cape Town Teknik Üniversitesi’nde “romantik şairler” konulu bir ders verirken öğrencisiyle yaşadığı rahatsızlık verici ilişkiyi sorgulayarak başlarız.

Devamını Oku
30.08.2025
İki deprem: Sındırgı depremi ile siyaset depremi

“Hadi, gelin de dikkatle seyredin bu korkunç yıkıntıları,/ Küllerini şu talihsizin, şu döküntüleri, şu kalıntıları...”

Devamını Oku
16.08.2025
Gazze’de katliam, dünyada ikiyüzlülük

Geçtiğimiz günlerde son on beş yıldır Gazze’ye gönüllü olarak giden İngiliz doktor Nick Maynard’ın İsrail’de devam eden gaddarlığı anlattığı haberler yansıdı basına.

Devamını Oku
02.08.2025
Adalet terazisi

Paris’te bir sonbahar günüydü...

Devamını Oku
26.07.2025
Attila Jozsef dosyası

“Notos” dergi bu ayki sayısında Sevgican Yağcı Aksel’in hazırladığı Attila Jozsef dosyasıyla okurla buluşuyor.

Devamını Oku
19.07.2025
Sivas’tan sonra Rıfat Ilgaz’ı anımsamak...

Sivas’tan sonra Rıfat Ilgaz’ı anımsamak...

Devamını Oku
12.07.2025
Bir yangının külü...

Yanıyoruz. Hem de birer ikişer değil, azar azar değil, biner biner...

Devamını Oku
05.07.2025
Bilimden yana edebiyata doğru

Bizlerin yaşam döngüsü tam otuz iki yıldır ortaçağ karanlığı olarak nitelendirdiğimiz Sivas katliamının yaşandığı o kara günde saklı...

Devamını Oku
28.06.2025
Nükleer savaş dersleri

Bazı kitaplardan bazen bir duygu tohumu, bir im kalır geriye.

Devamını Oku
21.06.2025
Siz Nihat Genç deyin ben abi…

Gökbilimciler, iki yıldızın evrende çarpışmasını “birleşme” olarak yorumlar...

Devamını Oku
14.06.2025
Cezaevi kapısında...

Bugün bayramın ikinci günü. Canımız sıkkın, yüreğimiz buruk. Düşünceleri nedeniyle kırk kilit altına alınanlarla özgürce buluşuncaya kadar tadımız tuzumuz yok!

Devamını Oku
07.06.2025
Sarıyer Edebiyat Günleri

Geçtiğimiz hafta pazar günü Sarıyer Belediyesi’nin düzenlediği “12. Sarıyer Edebiyat Günleri”nde “Öykücülüğümüzün Yüz Yılı” başlıklı bir panelde Sadık Aslankara, Özcan Karabulut, Hürriyet Yaşar’la birlikte konuşmacıydım.

Devamını Oku
31.05.2025
Bir Aydınlanmacı: Refik Ahmet Sevengil

Elimde uzun süredir Cemal Ünlü’nün kaleme aldığı “Söylemenin Vakti Var: Bir Yirminci Yüzyıl Bilgesi: Refik Ahmet Sevengil” kitabı var.

Devamını Oku
24.05.2025
İç sıkıntısı

Umutsuzluk ölümcül sayılabilecek bir hastalıktır. Büyük iç sıkıntıları daha çok geçmişle değil gelecekle ilişkilidir. İnsan geçen günlerden çok gelecek günlere ilişkin kaygı duyar.

Devamını Oku
17.05.2025
Dün, bugün, yarın

Dün, bugün, yarın

Devamını Oku
10.05.2025
Bir ‘örgü’ meselesi

Bir ‘örgü’ meselesi

Devamını Oku
03.05.2025
Yazarın masası

Yazarın masası

Devamını Oku
26.04.2025
Saf kötülüğün karşısında ayakta kalmaya çalışan iyilik

Saf kötülüğün karşısında ayakta kalmaya çalışan iyilik

Devamını Oku
19.04.2025
İyi ki doğdun Ataol Behramoğlu

İyi ki doğdun Ataol Behramoğlu

Devamını Oku
12.04.2025
‘Ödenmeyecek! Ödemiyoruz!’

‘Ödenmeyecek! Ödemiyoruz!’

Devamını Oku
05.04.2025
Hüzünlü bir tiyatro günü

Hüzünlü bir tiyatro günü

Devamını Oku
29.03.2025