K. Marx, T.S Eliot ve Hüsnü
Ergin Yıldızoğlu
Son Köşe Yazıları

K. Marx, T.S Eliot ve Hüsnü

03.02.2009 06:57
Güncellenme:
Takip Et:

İnsan anlağı bir garip... Davosta yapılan Dünya Ekonomik Forumunun (DEF) bu yılki başlığını (Kriz Sonrası Dünyayı Şekillendirmek”) görünce anlağımda bir şimşek çaktı; Marx, Eliot ve Hüsnüsözcükleri belirdi. Ne ilgisi var diyeceksiniz haklı olarak. Anlatacağım, arkasından da Davosta bir toplantıda yaşananları özetleyeceğim.

Para ‘mok’ gibi. Ya akıl?

Marx, “Filozoflar bugüne kadar dünyayı anlamaya çalıştılar, esas olan değiştirmektir diyordu. Eliotun da Deneyimi yaşadık, ama anlamını yakalayamadık saptaması ünlüdür. Davos toplantısını düzenleyenler ve katılanlar, Marxın ifadesindeki ilk aşamadan bile gerideler. Bu beyler krizin toplantı yapılana kadar bitmiş, dünyanın da yeniden şekillendirilmeye hazır hale gelmiş olacağına inanıyorlarmış. Davos kalabalığı, geçen yıl Küresel resesyon geliyor dediği için çok kötümser bulunan, alaya alınan birkaç kişi dışında, tam da Eliotın dediği gibi, krizi yaşıyor ama aslında ne yaşadığının farkında bile değil...

Halbuki önceki yıl aktardığım gibi Thatcher - Reagan dünyasının geride kalmaya başladığına ilişkin ilk tereddütler oluşmaya başlamıştı. Geçen yıl, mali krizin kıvrımları açılmaya başladığında, bankacıların kendi kum havuzlarına pislediğinden söz ediliyordu. Bu yıl krizin nedeni bulunmuş görünüyor: Piyasaların kendi kendilerine dengeye geleceğine inanmak. Bu yıl, bankaların, çokuluslu şirketlerin CEOları, üst düzey yöneticileri Davosta, bu yeni kavradıkları gerçeği dile getiriyorlar

Biraz da bu yüzden, The Guardiandan Julian Glover mali krizi, insanları öldüren ama yapılara zarar vermeyen nötron bombasına benzeterek, Davos var olmaya devam ediyor, ama onu destekleyen kültür öldü” (30/01/09) diyordu.

Hüsnüye gelince, o da çocukluğumda çok kullandığımız bir deyimle ilgili. Kendine olmadık özellikler vehmedenlere Sen Hüsnü ile Kuruntuyu tanıyor musun diye sorardık. Beylere bakar mısınız? Dönemlerinin geçtiğinin ayırdında bile değiller, krizden sonra dünyayı (ne demekse) yeniden şekillendirmekten söz ediyorlar. Halbuki son gün İngiltere Başbakanı BrownElimizde, krizden çıkmak için bir harita yok diyordu.

Bu arada kriz derinleşmeye devam ediyor

Davos toplantısı devam ederken gazetelerde Ekonomik göstergeler, kötüden daha kötüye gidiyor(Washington Post), 60’ yılın en kötü ekonomik acıları (Financial Times), Ekonomik beklentiler bozuldukça bozuluyor (The Independent), Ekonomik gerileme derinleşiyor(Wall Street Journal), Merkel korumacılık konusunda Obamayı uyardı (Der Spiegel) gibisinden haber ve yorumlar dikkati çekiyordu. Le Monde ve The Guardian İngiltere ve Fransada işçi hareketlerinin yayılmakta olduğunu aktarıyordu.

ABD ekonomisi IV. üç aylık dönemde yüzde 3.8 gerilemiş, Japonyada sanayi üretimi kasımda yüzde 8.5 geriledikten sonra aralıkta da yüzde 9.6 düşmüş. Uluslararası İşçi Örgütü (ILO), bu yıl tüm dünyada 50 milyon kişinin işini kaybedeceğini hesaplamış. Financial Times ekonomi editörü Martin Wolf, gelişmiş ekonomilerde ekonomik daralmanın yüzde 5-10 oranlarına çıkabileceği varsayımından hareketle proto-depresyondan söz ediyor. Soros, mali sistemin sorunlarının 1930lardan belirgin biçimde daha büyük olduğuna inanıyor. Tüm bunlar yetmezmiş gibi Obama yönetimi, yeni geçirdiği bir yasayla, altyapı yatırımlarında kullanılacak demir ve çeliğin ithalatını yasaklıyor

Birdenbire alevlenen işçi hareketleri, 1930ları anımsatan bu manzarayı tamamlıyor. Hem de iki açıdan birden. Fransadaki kitle grevi krizi ve hükümetin ekonomi politikalarını hedef alırken İngilterede işçi hareketindeki canlanma, yabancı işçileri hedef alıyor. Lincolnshire bölgesinde rafineri işçileri işletmenin yabancı işçi çalıştırmasını protesto etmek için iş bıraktılar. İskoçyada ve Galler bölgesine 13 bölgede rafinerilerde, enerji santrallarında işçiler, dayanışma eylemleri başlatınca, yabancı düşmanlığı haberleri medyada ön sıraya yükseldi.

‘Dünya ekonomisine \t\tne oldu?’

Sizinle paylaşmak istediğim Davos toplantısına gelince, 28 Ocakta yapılan Dünya ekonomisine ne oldu? başlıklı çalıştayda katılımcılar, 5-6 kişiden oluşan 20 masaya dağılmışlardı. Yaklaşık yarım saatlik bir tartışma süresinden sonra, her masa liderinin aracılığıyla ulaştığı sonuçları açıkladılar.

Konuşanların hemen hepsi, piyasaların kendiliğinden, hem de büyük zararlara yol açmadan dengeye geleceğine ilişkin, adeta dini boyutlara ulaşan varsayımı suçladılar. O kadar ki 4 numaralı masanın lideri, 30 yıldır piyasanın verimliliğini eleştirmek istediğimde, ağzımı hep korkarak açtım. Bu odadakilerin hiçbiri beni desteklemedi. Şimdi böyle bir konsensüs oluşmuşsa yeni bir paradigmanın eşiğinde olmalıyız diyerek sitem etti. Bu konsensüse ek olarak, 10 Nolu masadan Philip Jennings, “Serbest piyasada servetin yukarıdan aşağı sızacağına ilişkin varsayım iflas ettiŞimdi insanlar son derecede sinirli, başka bir model bulmak gerekir dedi. 6. masanın lideri, sınır ötesi menkulleştirmenin risklerinin zamanında kavranamadığından, enflasyonla mücadelenin adeta ekonomi politikasının nirvanası haline geldiğinden yakındı.

Birçok masanın liderli sık sık söz alarak matematiğe, ekonomik modellere aşırı güvenin büyük bir sorun yarattığını, risklerin yanlış hesaplandığını vurguladılar. Ünlü istatistikçi, sıra dışı olayların toplumsal etkilerini tartışan Siyah Kuğu teorisinin yaratıcısı, Nassim Taleb söz alarak Ben bu modeller palavra, batacaksınız dediğimde güldünüz, şimdi herkes layığını buluyor dedi ve salonda kızgın homurdanmalara yol açtı. Bir başka konuşmacıya göre, 20 yıldır mutluluk hapı yutulmuş, partide herkes eğlenmiş, ama parti bitmişti. 17 Nolu masadan bir konuşmacı, ahlak sorununa değindi ve bireyciliği yücelten ahlak anlayışından toplumun tekerleğini çevirmeye, ortak çıkarlara yönelik bir ahlak anlayışına geçmek gerektiğini vurguladı.

Konuşmacılar aşırı karmaşık, risk almaya, prime yönelik mali modelleri, ihtiras kültürünü eleştirdiler. 14. masadan, sanayici olduğu anlaşılan yaşlı bir konuşmacı, Sanayide bir üretici, bir şirket, bilerek veya bilmeden zehirli mal satarsa hapse gider. Mali piyasalarda satılan zehirli malların hesabını kim verecek? diyordu ki kolaylaştırıcı bayan, Ama malı satan fiyatının bu kadar düşeceğini nereden bilebilirdi ki! deyince, sesini yükselterek çıkışmaya başladı, Bilmeden mi yaptılar demek istiyorsun diyerek...

Hükümetlere yönelik eleştiri de yine serbest piyasa itikadına ilişkin eleştiriler üzerinden gitti. Bir konuşmacı Bu politik kararlar alındı, çünkü temel varsayım piyasa modelinin şaşmazlığına dayanıyordu. Hata içseldi dedi.

Kafanız karışmış olabilir bir kez daha anımsatayım. Bu tartışma Davosta oluyor, tartışanlar da uluslararası çokuluslu şirketlerin ve mali piyasaların liderleri, CEOları filan

Yazarın Son Yazıları

Neoliberalizmden sonra: ‘Maddenin’ geri dönüşü

Financial Times’ta Gilian Tett, “Trump’ın eski moda petrol talanının arkasında ne var?” başlıklı yazısında...

Devamını Oku
15.01.2026
‘Muktedir yapar, zayıf çaresiz katlanır’

Miller’in bu sözleri, Trump’ın New York Times söyleşisindeki “Beni ancak kendi ahlakım, kendi aklım durdurabilir; uluslararası yasalar umurumda değil” açıklaması aklıma, Hubris ve Nemesis kavramlarını, kendi zamanının süper gücü Atina ile küçük Melos adası arasındaki ünlü Melian Diyaloğu’nu getirdi. Melos adası, Atina’nın aşırı talepleri karşısında adaletten söz ederken Atina, “Muktedir olan yapar zayıf olan çaresiz katlanır” diyordu. Atina adayı işgal etti, tüm erkekleri öldürdü, kadınları köle olarak sattı (MÖ 416). Atina’nın bu “güç zehirlenmesi” (Hubris) 12 yıl sonra bir Nemesis ile belasını buldu: Peloponez savaşları bittiğinde (MÖ 404) Atina teslim olmuştu; insanlığa demokrasi düşüncesini trajediyi hediye eden uygarlığı hızla çöküyordu.

Devamını Oku
12.01.2026
Dolar ve ‘Donroe’

ABD özel güçleri Maduro’yu kaçırdı, tutsak aldı.

Devamını Oku
08.01.2026
2026’ya girerken ‘büyük resim’

Bu jeopolitik ortam, içeride yeni bir devlet biçimini de besliyor. Güvenlik gerekçesiyle ifade özgürlüğünün daraltılması, algoritmalarla gözetim, sürekli olağanüstü hal dili, muhalefetin “iç düşman” olarak kodlanması artık sıradanlaşıyor. Dünyanın hemen her yerinde, farklı biçimler alsa da otoriterlik ve totaliter teknikler, “süreç olarak faşizm” içinde normalleşiyor.

Devamını Oku
05.01.2026
Neoliberalizmden sonra: Yeni model arayışı

Yeni model arayışına IMF ve Dünya Bankası da katılmış.

Devamını Oku
01.01.2026
2026’ya girerken Avrupa

Avrupa Birliği, 2026’ya Trump Amerika’sının ve Putin Rusya’sının basınçları altında “Birliğin bir geleceği var mı” sorusuyla giriyor. Ancak, bu sorunun cevabı öncelikle AB’nin iç çelişkilerinde, yapısal sorunlarında yatıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yeni ‘model’ arayışında bir seçenek

Dünyanın ikinci büyük ekonomisi Çin’in neoliberalizmden farklı modeli, büyük güç rekabetine bakışı, “Çin mi kazanacak ABD mi” sorusunun ötesinde uzun vadeli bir stratejiyi yansıtıyor. 2026’ya girerken Çin modeli yalnızca çevre ülkelerin değil, merkez ülkelerin liderliklerinin de ilgisini çekiyor.

Devamını Oku
25.12.2025
‘Ruh mühendisliği’

Türkiye, yıllardır siyasal İslam rejiminin “toplumsal ruh mühendisliği” projesinin baskısı altında yaşıyor.

Devamını Oku
22.12.2025
‘Erkeklik krizi’!?

Erkek fantezilerini meşrulaştıran faşist ve siyasal İslamcı ideolojilerle hesaplaşmadan algoritmaları suçlamak kolaydır ama asıl nedeni görünmez kılan politik bir kaçıştır.

Devamını Oku
18.12.2025
Birlik yoksa iktidar da yok

Sağın bu birlik refleksi, ideolojik bir tutarlılıktan değil, son derece sade bir siyasal sezgiden besleniyor: İktidarı istiyorsan yan yana duracaksın.

Devamını Oku
15.12.2025
UGS: Emperyalist-faşist moment!

ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi’ne (UGS) bu kez emperyalizm ve faşizm kavramlarının ışığında bakacağım.

Devamını Oku
11.12.2025
2026’ya girerken: Yeni kapitalizm/ faşizm

Önümüzdeki dönem dünya siyasetini yalnızca büyük güç rekabeti değil; milliyetçi, hatta uygarlıkçı reflekslerle donanmış yeni bir “teknolojik kapitalizm” biçiminin, faşist ideolojinin küresel ölçekte (öncelikle de UGS’nin, “göç dalgaları altında kimliğini kaybeden, gerileyen uygarlık” olarak tanımladığı Avrupa’ya), dayatılması belirleyecek.

Devamını Oku
08.12.2025
2026’ya girerken militarizm ve faşizm

Pazartesi günü, 2026’ya girerken ABD ekonomisinin çok kırılgan, küresel ekonominin resesyon eşiğinde olduğunu vurgulamıştım.

Devamını Oku
04.12.2025
2026’ya girerken dünya ekonomisi

Dünya ekonomisi 2026’ya girerken resesyon sınırında (yüzde 3) yavaşlamaya devam ediyor, riskler ve büyüme önündeki engeller artıyor.

Devamını Oku
01.12.2025
‘Süreç’ gerçek değil!

“Komisyon”, hukuki, idari ve anayasal bir zeminden yoksun.

Devamını Oku
27.11.2025
‘Evrenin yeni efendileri’

The Economist 1990’larda, bir sayısında, finansallaşma başlarken 10 dev ABD bankasını kastederek “evrenin yeni efendileri” diyordu. Bu bankalar dünya borç piyasasında egemendi.

Devamını Oku
24.11.2025
Arjantin’de Milei zaferinin şifreleri

Serbest piyasa Ayetullahları sevindiler...

Devamını Oku
20.11.2025
Küresel Organize Suç Endeksi ve Türkiye

Küresel Organize Suç Endeksi’nin 2025 raporu açıklandı. Türkiye 2020’de 6.9 puanla 12. sıradayken bugün 7.2 ile 10. sıraya yükselmiş. Küresel ortalama 5.08. Bu endeks, sadece mafyanın gücünü ya da kaçakçılık hatlarını ölçmüyor; devlet içi yapılardan finansal suçlara, yargı bağımsızlığından ekonomiye sızmış suç ağlarına kadar geniş bir tabloyu ortaya koyuyor.

Devamını Oku
17.11.2025
COP30: Gel de kötümser olma

Küresel ısınma üzerine “Taraflar Konferansı” (COP30) Brezilya’da toplandı.

Devamını Oku
13.11.2025
Demokrasi ve emperyalizm

Emperyalist sistemin ABD, AB gibi merkezlerinin Türkiye gibi çevre ülkelerle ilişkilerinde demokrasi arzusu hiçbir zaman gerçek bir faktör olmadı. Bu ilişkiler her zaman çevre ülkenin ekonomik, jeopolitik açıdan kullanılabilir olma ilkesine dayandı.

Devamını Oku
10.11.2025
Mamdani, panik ve umut

Trump’ın başkanlığından hoşnut olmayanların oranı yüzde 60’ı geçti.

Devamını Oku
06.11.2025
Busan’da ‘büyük resim’

Busan’daki Trump-Şi zirvesi, yalnızca iki ülke arasındaki ticaret savaşında geçici bir ateşkes anlamına gelmiyor; aynı zamanda, 21. yüzyılın jeopolitik dengelerinde güç, liderlik gibi kavramların yeniden tanımlandığı bir döneme işaret ediyor. Zirvenin sonunda Trump’ın “12 üzerinden 10’luk bir görüşme” sözleri, Şi’nin ise “Dev gemiyi birlikte yönetiyoruz” vurgusu, ”yeni” bir durumu sergiliyor: Amerika artık “tek süper güç” değil.

Devamını Oku
03.11.2025
Noktaları birleştirmek

Gözlerimizi gerçeğe açmamız gerekiyor.

Devamını Oku
30.10.2025
Teknoloji, oligarşisi ve faşizm

Z kuşağının emeğin, doğanın, LGBTQ ve kadın haklarının değersizleştirilmesine, ırkçılığa gözetim kültürüne ve kurumsal otoriterliğe karşı zaman zaman isyana varan direnişi, yalnızca bir kuşak çatışması değil, sermayenin denetim kapasitesini sınırlayan tarihsel bir başkaldırı biçimi. Tam da bu nedenle, işletmelerinde kontrolü yitirme korkusu, teknoloji sermayesini giderek demokrasi düşmanı, hatta faşizan reflekslere sürüklüyor.

Devamını Oku
27.10.2025
İsyan ve kriz çakışmaya başladı

İsyan ve ekonomik kriz dinamikleri tarihte zaman zaman çakışıyor.

Devamını Oku
23.10.2025
Yine bir finansal krizin eşiğinde

Geçtiğimiz günlerde, Altın 4 bin dolara ulaştı, piyasalarda “Borsa aşırı değerli” uyarıları sıklaştı. Jamie Diamond, Warren Buffet gibi ünlü yatırımcılar bu durumun sürdürülemezliğine işaret ediyorlar.

Devamını Oku
20.10.2025
Gazze’de ateşkes

Gazze’de savaşın yerini alan ateşkes, ilk bakışta bir nefes alma imkânı sundu.

Devamını Oku
16.10.2025
‘Yapılamaz’ kültü (The cult of can’t)

Cuma günü, Aurelien adlı bir yazarın “The cult of can’t” başlıklı denemesine rastladım. Perşembe yazımı okumuş olanların ilgisini çekeceğini düşünerek özetliyorum.

Devamını Oku
13.10.2025
‘Aydınlanma’nın alacakaranlığında...

Kapitalizmin merkezlerinde (Anglosakson dünyada) uzun yıllar küreselleşmenin, teknolojinin (özellikle internet ve dijitalleşme) bizi “bugünden daha iyi” (özgür, demokratik, bolluk) günlere taşıyacağı anlatıldı.

Devamını Oku
09.10.2025
Bazen bir fotoğraf bin sözcüğe bedeldir

Bu kez şanslıyım, önümde iki fotoğraf var. Meclis’in açılışında ve akşamında verilen davet sırasında çekilmiş bu fotoğraflar bugünkü siyasi şekillenmenin, “sağını-solunu”, çok güzel betimliyorlar.

Devamını Oku
06.10.2025
‘Gizli (stealth) sömürgecilik’ ve Türkiye

Cumhurbaşkanının ABD ziyareti, MAPEG’in, 33 ilin topraklarını doğrudan madencilik yatırımlarına açması emperyalizm tartışmalarını yeniden canlandırdı.

Devamını Oku
02.10.2025
‘Aynanın’ öte yanında

Bilimde bazen bir sıçrama yalnızca araştırmacıların dar çevresini değil, tüm insanlığın geleceğini etkiler. 2020’de DeepMind’in geliştirdiği AlphaFold sistemi böyle bir andı.

Devamını Oku
29.09.2025
Yapay zekâ dünyayı yutuyor

“YZ dünyayı yutuyor” artık abartılı bir iddia değil.

Devamını Oku
25.09.2025
Güney Avrupa’da demokrasiye geçiş

Tsiridis’in çalışmasının en güçlü yanı, somut tarihsel analizleri belgelerle destekleyerek sivil toplumun (çoğunlukla göz ardı edilen) rolünü vurgulaması.

Devamını Oku
22.09.2025
Üzüm üzüme bakarak...

Dünya siyaseti ve ekonomisi, daha önce hiç görülmemiş bir biçimde birbirine benzeşen güç dinamikleriyle şekilleniyor.

Devamını Oku
18.09.2025
İsrail Gazze’de ne yapıyor?

Gazze’de yaşananlar, uluslararası medyada sıklıkla “çatışma”, giderek soykırım olarak tanımlansa da Prof. Jiang Xueqin olanların arkasında çok daha karanlık bir gerçeğin yattığını söylüyor.

Devamını Oku
15.09.2025
11/9/01: Nereden nereye

ABD yönetimi, yeni savunma stratejisi raporunu, (QDR2001), 11 Eylül 2001 “olayının” tozu yatışmadan açıklamıştı.

Devamını Oku
11.09.2025
Endonezya’da isyan

Endonezya, yaygın protesto gösterileriyle sarsılıyor. Başkent Cakarta’dan ülkenin dört bir yanına yayılan bu olaylar, sadece yerel bir huzursuzluk değil, aynı zamanda küresel kapitalizmin çevre ülkelerde yarattığı derin eşitsizliklerin, devlet şiddetinin bir ürünü. İsyanın temelinde rejimin tüm kilit kurumların, parlamento dahil, içini boşaltmasıyla, demokratik haklarını kaybetmekte olduklarını hisseden geniş kitlelerin tepkisi yatıyor.

Devamını Oku
08.09.2025
Küreselleşmeden sonra, üç fotoğraf

“Küreselleşme” yerini parçalanmaya bırakıyor, bir yeni-jeopolitik şekilleniyor.

Devamını Oku
04.09.2025
ABD’de faşizm ve direniş

Trump, seçim kampanyası boyunca, diktatör olmak dahil tüm arzularını açıkça söyledi. Dahası, Heritage Foundation “Project 2025” başlığı altında 900 sayfalık bir faşist devlete geçiş programı yayımladı. Bu program, devlet bürokrasisindeki özellikle de güvenlik bürokrasisindeki, “kurumsalcıları” ve “anayasalcıları” tasfiye ederek yerlerine başkana sadık olanları atamayı planlıyordu.

Devamını Oku
01.09.2025