Mercek Altında Türkiye
Ergin Yıldızoğlu
Son Köşe Yazıları

Mercek Altında Türkiye

05.11.2012 04:58
Güncellenme:
Takip Et:

\n

Dünya basınında Türkiye hiç bu kadar mercek altına alınmamıştı. AKP iktidarının 10. yılında, bu mercekten bakanların gördüklerini yalnızca son iki haftada rastladıklarım üzerinden kısaca aktarmaya çalışacağım.

\n

Galiba çok geliyor - \tya da ‘hubris’

\n

Ciddi bir bölgesel krizde, AKP kadrolarının, bırakın sorunları çözmeyi, anlamakta yetersiz kalacağını, bu köşede hazırlıksız yakalanacağız teması altında birçok kez tartışmıştık. Ancak, bir bakıma Erdoğanı ilk keşfeden adam diyebileceğimiz Morton Abramowitzin, ABD dış politika tartışmalarının en önemli platformlarından The National Interestte, hemen her taşın altına baktıktan sonraadeta, Bu sorunlar Erdoğana galiba çok gelmeye başladı diyen yorumunun (çevirisi için: www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=48163) bir başka anlamı vardı. Tartışmalar da zaten bu yazıdan sonra, Abramowitzin değindiği sorunlar etrafında, olayların da etkisiyle giderek yoğunlaştı.

\n

Financial Timesdan Philip Stephense göre, Türkiye Şam yolunda tökezledi”. Kendine aşırı güveni giderek otoriter biçimler almaya başlayanErdoğanın, bölgede liderlik yapma hevesleri, hayatın gerçeklerine takılmış. Ama Erdoğan, AB ile ekonomik bağlarını hiç dikkate almadan Ortadoğuda liderlik söylevleri vermeye devam ediyor. ABD ve ABnin Ortadoğuya düzen getirecek gücünün olmadığının ortaya çıkması, Türkiyenin veya bir başkasının bu güce sahip olduğu anlamına gelmiyor.

\n

Carnegie Endowmentde yazan diplomat-akademisyen Marc Pierini de Türkiyenin ABden uzaklaşmaya başladığına dikkat çekiyor. Burhan Kuzunun İlerleme Raporunu yere çalmasına, Egemen Bağışın AB Parlamentosunun raporunu daha yayımlanmadan, reddetmesine değindikten sonra, Başbakanın Başdanışmanı İbrahim Kalının dış politikada artık değerlere, kültürel yakınlıklara, simgelere ve bunların yarattığı ortak aidiyetlere yaptığı vurgudan, Artık tarihi, Avrupa merkezli bir bakış açısıyla okumuyoruz sözlerinden hareketle, Türkiyenin 89 yıllık Batı çapasını atmaya başladığı sonucuna ulaşıyor.

\n

Hindistanın Savunma Çalışmaları ve Analizleri Enstitüsünden Rajeev Agarwala göre Türkiyenin bölge nispeten istikrarlıyken sorun yaşamayanyumuşak güç(örnek olarak liderliğini kabul ettirme) politikasının yeni koşullarda işlevsizleştiğini, Mavi Marmara olayından sonra, bundan yararlanarak bölgede etki artırma çabalarının, Arap Baharı devrimlerindensonra tıkandığını, kısacası AKP Türkiyesinin hızla biriken sorunlara uyum gösteremediğini vurguluyor. Abramowitz de yazısında, Hem liderlik iddiasında olmak hem de güç kullanmaktan çekinmek olmuyor diyordu.

\n

Foreign Policy Focustan Conn Hallinan da Türkiyenin daha birkaç yıl önce başarılı gibi görünen dış politikası için, şimdi ne oldudiye soruyor; sorunun cevabınıhayallerden ve hubristen (maddi koşullara aldırmayan kendini beğenmişlik - E.Y) kaynaklanan politikalardaarıyor. Hallinan Türkiyenin Kahire ve Körfez Monarşileriyle bir üçgen oluşturarak bölgeye egemen olma yaklaşımının, bu ülkelerin iç koşullarını, Suriyede Selefi militanlara verilen desteğin risklerini göremediğine işaret ederek bu militanların daha sonra ne yapacağının belli olmadığına, Centre for Staretgic and International Studies uzmanlarından Bülent Alirızanın Türkiyenin konumunun, Afganistan karşısındaki Pakistana benzemeye başladığına ilişkin saptamasına dikkat çekiyor.

\n

Geçen hafta, The Times ve New York Times gibi yayımlarda ABDnin bu savaşçılara destek vermekten Erdoğanın da havadan korunaklı bölge kurma talebinden, hatta kimi diplomasi bloglarında, Esadın gitmesi koşulundan vazgeçtiğine ilişkin haberler vardı. Bunlar doğruysa, zaten AKPyi yeterince radikal bulmayan bu Selefi militanlar, ortada bırakılmanın düş kırıklığıyla, öfkesiyle, şimdi nereye yönelecekler sorusu gündeme geliyor.

\n

Der Spiegel, Başbakanın Almanya gezisi sırasında ABye 2023e kadar süre tanıdığına ilişkin sözlerine Alman basınının tepkilerini aktarıyordu. Dei Welte göre bugün Türkiyenin AB üyeliği önemsiz bir sorun. Frankfurter Allgemeine Zeitung, Türkiyenin aile, evlilik, ülke gibi konulardaki geleneksel görüşlerinin, Avrupadaki yaşam tarzlarına uyumsuz olduğunu iddia ediyor. Almanya Financial Times, Türkiyenin güçler ayrılığı, yasal bağımsızlık, Kürtlerin haklarının korunması gibi alanlarda ilerleme kaydetmediği takdirde ilişkilerin buzdolabında kalmaya devam edeceğini savunuyor.

\n

Sultan mı, demokrat mı?

\n

Birçok yorumcunun yazılarında Erdoğanla ilgili olarak bu sorulara cevap aranıyordu. Yorumlarda, Erdoğanın gittikçe daha otoriter özellikler sergileyen tek adam yönetimi, tutuklu Kürt siyasetçiler, gazeteci ve yazarlar, akademisyenler, Batı standartlarına uygun olmayan, keyfi yargılamalar, uzun tutuklama süreleri, Kürt sorununda içine girilen çıkmaz, kanlı kısırdöngü, en son açlık grevleri dikkat çeken konuların başında geliyor. Fethullah Gülen hareketi üzerine kapsamlı araştırma yazıları da var. Claire Belinskinin City Journaldaki, adeta bu hareket ABD ulusal çıkarlarıyla çelişmeye başladı demeye getiren yorumu da oldukça ilginçti. Çok sayıda yorum, yazı arasında, The Guardiandan Simon Tisdal ile eskiden Zaman gazetesinde, şimdilerde de arada sırada New York Timesda yazan Andrew Finkel dikkatimi özellikle çekti. Tisdal, Cumhuriyet mitinglerine katılanlar için orta sınıf züppeler kavramını kullanmıştı, Finkel ise başlangıçta, uzun süre Zaman gazetesinde AKP hükümetini destekledi. Her iki gazeteci de AKPnin demokrasi getirmekte olduğuna ilişkin fanteziler ürettiler. Şimdi ikisi de eleştirel bir tavır sergiliyorlar. Tisdal uzun denemesinde muhalefet liderlerinin ve yazarların eleştirilerine yer veriyor; tutuklamalardan, mahkemelerden,Anayasal Darbekavramından söz ediyor. Finkel basın üzerindeki ağır baskıları Gazetecileri Koruma Komitesinin son raporu üzerinden gündeme getiriyor.

\n

Cumhuriyet Bayramı olayları da değinilen konular arasında; Washington Times, “Acının Üzerine Hakaret Başlığı ve fiyasko kavramı ile olayları aktarıyor. World Politics dergisinde, Steffan Ileman da Cumhuriyet Bayramı olayları bağlamında, Türk baharı mı yoksa sekülarizmin son nefesi mi sorusuna cevap arıyor. Balyoz davasına, ABye üyeliğin gündemden düşmesine, kürtajın hatta sezaryenin fiilen yasaklanmış olmasına da geçerken değiniyor. Financial Timesda Daniel Dombey 600’ü aşkın açlık grevcisine, bunları desteklemek için yapılan protesto gösterilerine, Erdoğanın sert tavrına değiniyor. AKPnin hevesli destekçilerinden Hugh Popeun (Uluslararası Kriz Grubu) şimdilerde eleştirel bir tutum almaya başladığı anlaşılıyor.

\n

Özetle AKP Türkiyesini mercek altına alanlar, hiç de iyi şeyler görmediklerini anlatıyorlar...

\n

Yazarın Son Yazıları

Münih’te uğursuz nostalji

Münih Güvenlik Konferansı’nın en tehlikeli konuşmasını ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio yaptı.

Devamını Oku
19.02.2026
Münih’te Zerstörungslust

“Zerstörungslust” salt bir liderin kaprisi değil, derin bir toplumsal ruh halinin semptomu: İlerleme (giderek daha da iyileşme) masallarına inanç sarsılmış, reform vaadi ikna gücünü yitirmiş. İnsanlar, “Hayatım artık daha iyiye gitmiyor” duygusu içinde. G7 ülkelerinde toplumun önemli bir bölümü hükümetlerin gelecek kuşaklara daha iyi bir yaşam bırakacağına inanmıyor; çoğunluk yaşamın daha da bozulmasını bekliyor. “Kendimi çaresiz hissediyorum” diyenlerin oranı birçok ülkede yüzde 60’ların üzerinde. Demokratik kurumlar, uluslararası kurumlar, bürokratik, işlevsiz, artık “bizden yana” olmayan yapılar olarak algılanıyorlar.

Devamını Oku
16.02.2026
Hangi Batı? Elveda demokrasi

Le Monde’da Jaroslaw Kuisz “İki Batı’dan söz etmek hiç de abartılı olmaz” (“Parler de deux Occidents n’a rien d’exagéré”) başlıklı yazısında, Trump modeli ve Avrupa’nın liberal demokrasisi olarak iki Batı şekilleniyor diyordu.

Devamını Oku
12.02.2026
Kamplar var ama direniş de...

Geçen ayın son yazısında, “Faşizmin adeta pilot bölge olarak seçtiği Minneapolis kentinde yaşananlar, ABD’de ‘sürecin’ kritik bir yol ayrımına geldiğini gösteriyor” diyordum.

Devamını Oku
09.02.2026
Bir semptom olarak skandal

Açıklanan, Epstein dosyalarındaki, salt bireysel sapkınlıkların, “ahlaksız birkaç zenginin” hikâyesi değildir.

Devamını Oku
05.02.2026
Ayrılmak zor!

Le Monde, Wall Street Journal ve Financial Times geçtiğimiz günlerde bu krizi “karşılıklı bağımlılık” ve “kopuş” bağlamında değerlendirdiler; Atlantik bağlarının yapısal özelliklerini, bir “kopuşun” gerçekte ne kadar zor olduğunu vurguladılar.

Devamını Oku
02.02.2026
Amerika’da kritik yol ayrımı

Geçtiğimiz haftalarda, faşizmin adeta pilot bölge olarak seçtiği Minneapolis kentinde yaşananlar, ABD’de “sürecin” kritik bir yol ayrımına geldiğini gösteriyor.

Devamını Oku
29.01.2026
Bir semptom olarak Grönland

Grönland krizi, ABD’nin liderlik kapasitesini yitirdiğini, telaşla artık salt askeri gücüne dayanmaya çalıştığını gösterdi. İlk kez 9/11 olayı bahane edilerek denenen, henüz Çin’in bir büyük güç olarak yükselmediği koşullarda bile başarı üretemeyen bu imparatorluk refleksinin, bugünün koşullarında, başarılı olmak bir yana son derecede tehlikeli sonuçlar üretmeye aday olduğu bilinçlere çıktı.

Devamını Oku
26.01.2026
Davos: ‘Geçiş değil kopuş’

Deneyimli analist Walter Russell Mead, Wall Street Journal’da Davos Dünya Ekonomik Forumu (DEF) üzerine yazısına “Davosçular geçen yıl yadsıma politikası izlediler.

Devamını Oku
22.01.2026
İran’ı düşünürken

İran’da halk yine büyük cesaretle molla rejimine başkaldırıyor. Molla rejimi yine bu isyanları şiddetle bastırıyor. Yine Batı medyasında “Bu kez farklı”, “İran rejimi artık dayanamaz” filan... Peki “Daha fazla dayanamazsa ne olur”?

Devamını Oku
19.01.2026
Neoliberalizmden sonra: ‘Maddenin’ geri dönüşü

Financial Times’ta Gilian Tett, “Trump’ın eski moda petrol talanının arkasında ne var?” başlıklı yazısında...

Devamını Oku
15.01.2026
‘Muktedir yapar, zayıf çaresiz katlanır’

Miller’in bu sözleri, Trump’ın New York Times söyleşisindeki “Beni ancak kendi ahlakım, kendi aklım durdurabilir; uluslararası yasalar umurumda değil” açıklaması aklıma, Hubris ve Nemesis kavramlarını, kendi zamanının süper gücü Atina ile küçük Melos adası arasındaki ünlü Melian Diyaloğu’nu getirdi. Melos adası, Atina’nın aşırı talepleri karşısında adaletten söz ederken Atina, “Muktedir olan yapar zayıf olan çaresiz katlanır” diyordu. Atina adayı işgal etti, tüm erkekleri öldürdü, kadınları köle olarak sattı (MÖ 416). Atina’nın bu “güç zehirlenmesi” (Hubris) 12 yıl sonra bir Nemesis ile belasını buldu: Peloponez savaşları bittiğinde (MÖ 404) Atina teslim olmuştu; insanlığa demokrasi düşüncesini trajediyi hediye eden uygarlığı hızla çöküyordu.

Devamını Oku
12.01.2026
Dolar ve ‘Donroe’

ABD özel güçleri Maduro’yu kaçırdı, tutsak aldı.

Devamını Oku
08.01.2026
2026’ya girerken ‘büyük resim’

Bu jeopolitik ortam, içeride yeni bir devlet biçimini de besliyor. Güvenlik gerekçesiyle ifade özgürlüğünün daraltılması, algoritmalarla gözetim, sürekli olağanüstü hal dili, muhalefetin “iç düşman” olarak kodlanması artık sıradanlaşıyor. Dünyanın hemen her yerinde, farklı biçimler alsa da otoriterlik ve totaliter teknikler, “süreç olarak faşizm” içinde normalleşiyor.

Devamını Oku
05.01.2026
Neoliberalizmden sonra: Yeni model arayışı

Yeni model arayışına IMF ve Dünya Bankası da katılmış.

Devamını Oku
01.01.2026
2026’ya girerken Avrupa

Avrupa Birliği, 2026’ya Trump Amerika’sının ve Putin Rusya’sının basınçları altında “Birliğin bir geleceği var mı” sorusuyla giriyor. Ancak, bu sorunun cevabı öncelikle AB’nin iç çelişkilerinde, yapısal sorunlarında yatıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yeni ‘model’ arayışında bir seçenek

Dünyanın ikinci büyük ekonomisi Çin’in neoliberalizmden farklı modeli, büyük güç rekabetine bakışı, “Çin mi kazanacak ABD mi” sorusunun ötesinde uzun vadeli bir stratejiyi yansıtıyor. 2026’ya girerken Çin modeli yalnızca çevre ülkelerin değil, merkez ülkelerin liderliklerinin de ilgisini çekiyor.

Devamını Oku
25.12.2025
‘Ruh mühendisliği’

Türkiye, yıllardır siyasal İslam rejiminin “toplumsal ruh mühendisliği” projesinin baskısı altında yaşıyor.

Devamını Oku
22.12.2025
‘Erkeklik krizi’!?

Erkek fantezilerini meşrulaştıran faşist ve siyasal İslamcı ideolojilerle hesaplaşmadan algoritmaları suçlamak kolaydır ama asıl nedeni görünmez kılan politik bir kaçıştır.

Devamını Oku
18.12.2025
Birlik yoksa iktidar da yok

Sağın bu birlik refleksi, ideolojik bir tutarlılıktan değil, son derece sade bir siyasal sezgiden besleniyor: İktidarı istiyorsan yan yana duracaksın.

Devamını Oku
15.12.2025
UGS: Emperyalist-faşist moment!

ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi’ne (UGS) bu kez emperyalizm ve faşizm kavramlarının ışığında bakacağım.

Devamını Oku
11.12.2025
2026’ya girerken: Yeni kapitalizm/ faşizm

Önümüzdeki dönem dünya siyasetini yalnızca büyük güç rekabeti değil; milliyetçi, hatta uygarlıkçı reflekslerle donanmış yeni bir “teknolojik kapitalizm” biçiminin, faşist ideolojinin küresel ölçekte (öncelikle de UGS’nin, “göç dalgaları altında kimliğini kaybeden, gerileyen uygarlık” olarak tanımladığı Avrupa’ya), dayatılması belirleyecek.

Devamını Oku
08.12.2025
2026’ya girerken militarizm ve faşizm

Pazartesi günü, 2026’ya girerken ABD ekonomisinin çok kırılgan, küresel ekonominin resesyon eşiğinde olduğunu vurgulamıştım.

Devamını Oku
04.12.2025
2026’ya girerken dünya ekonomisi

Dünya ekonomisi 2026’ya girerken resesyon sınırında (yüzde 3) yavaşlamaya devam ediyor, riskler ve büyüme önündeki engeller artıyor.

Devamını Oku
01.12.2025
‘Süreç’ gerçek değil!

“Komisyon”, hukuki, idari ve anayasal bir zeminden yoksun.

Devamını Oku
27.11.2025
‘Evrenin yeni efendileri’

The Economist 1990’larda, bir sayısında, finansallaşma başlarken 10 dev ABD bankasını kastederek “evrenin yeni efendileri” diyordu. Bu bankalar dünya borç piyasasında egemendi.

Devamını Oku
24.11.2025
Arjantin’de Milei zaferinin şifreleri

Serbest piyasa Ayetullahları sevindiler...

Devamını Oku
20.11.2025
Küresel Organize Suç Endeksi ve Türkiye

Küresel Organize Suç Endeksi’nin 2025 raporu açıklandı. Türkiye 2020’de 6.9 puanla 12. sıradayken bugün 7.2 ile 10. sıraya yükselmiş. Küresel ortalama 5.08. Bu endeks, sadece mafyanın gücünü ya da kaçakçılık hatlarını ölçmüyor; devlet içi yapılardan finansal suçlara, yargı bağımsızlığından ekonomiye sızmış suç ağlarına kadar geniş bir tabloyu ortaya koyuyor.

Devamını Oku
17.11.2025
COP30: Gel de kötümser olma

Küresel ısınma üzerine “Taraflar Konferansı” (COP30) Brezilya’da toplandı.

Devamını Oku
13.11.2025
Demokrasi ve emperyalizm

Emperyalist sistemin ABD, AB gibi merkezlerinin Türkiye gibi çevre ülkelerle ilişkilerinde demokrasi arzusu hiçbir zaman gerçek bir faktör olmadı. Bu ilişkiler her zaman çevre ülkenin ekonomik, jeopolitik açıdan kullanılabilir olma ilkesine dayandı.

Devamını Oku
10.11.2025
Mamdani, panik ve umut

Trump’ın başkanlığından hoşnut olmayanların oranı yüzde 60’ı geçti.

Devamını Oku
06.11.2025
Busan’da ‘büyük resim’

Busan’daki Trump-Şi zirvesi, yalnızca iki ülke arasındaki ticaret savaşında geçici bir ateşkes anlamına gelmiyor; aynı zamanda, 21. yüzyılın jeopolitik dengelerinde güç, liderlik gibi kavramların yeniden tanımlandığı bir döneme işaret ediyor. Zirvenin sonunda Trump’ın “12 üzerinden 10’luk bir görüşme” sözleri, Şi’nin ise “Dev gemiyi birlikte yönetiyoruz” vurgusu, ”yeni” bir durumu sergiliyor: Amerika artık “tek süper güç” değil.

Devamını Oku
03.11.2025
Noktaları birleştirmek

Gözlerimizi gerçeğe açmamız gerekiyor.

Devamını Oku
30.10.2025
Teknoloji, oligarşisi ve faşizm

Z kuşağının emeğin, doğanın, LGBTQ ve kadın haklarının değersizleştirilmesine, ırkçılığa gözetim kültürüne ve kurumsal otoriterliğe karşı zaman zaman isyana varan direnişi, yalnızca bir kuşak çatışması değil, sermayenin denetim kapasitesini sınırlayan tarihsel bir başkaldırı biçimi. Tam da bu nedenle, işletmelerinde kontrolü yitirme korkusu, teknoloji sermayesini giderek demokrasi düşmanı, hatta faşizan reflekslere sürüklüyor.

Devamını Oku
27.10.2025
İsyan ve kriz çakışmaya başladı

İsyan ve ekonomik kriz dinamikleri tarihte zaman zaman çakışıyor.

Devamını Oku
23.10.2025
Yine bir finansal krizin eşiğinde

Geçtiğimiz günlerde, Altın 4 bin dolara ulaştı, piyasalarda “Borsa aşırı değerli” uyarıları sıklaştı. Jamie Diamond, Warren Buffet gibi ünlü yatırımcılar bu durumun sürdürülemezliğine işaret ediyorlar.

Devamını Oku
20.10.2025
Gazze’de ateşkes

Gazze’de savaşın yerini alan ateşkes, ilk bakışta bir nefes alma imkânı sundu.

Devamını Oku
16.10.2025
‘Yapılamaz’ kültü (The cult of can’t)

Cuma günü, Aurelien adlı bir yazarın “The cult of can’t” başlıklı denemesine rastladım. Perşembe yazımı okumuş olanların ilgisini çekeceğini düşünerek özetliyorum.

Devamını Oku
13.10.2025
‘Aydınlanma’nın alacakaranlığında...

Kapitalizmin merkezlerinde (Anglosakson dünyada) uzun yıllar küreselleşmenin, teknolojinin (özellikle internet ve dijitalleşme) bizi “bugünden daha iyi” (özgür, demokratik, bolluk) günlere taşıyacağı anlatıldı.

Devamını Oku
09.10.2025
Bazen bir fotoğraf bin sözcüğe bedeldir

Bu kez şanslıyım, önümde iki fotoğraf var. Meclis’in açılışında ve akşamında verilen davet sırasında çekilmiş bu fotoğraflar bugünkü siyasi şekillenmenin, “sağını-solunu”, çok güzel betimliyorlar.

Devamını Oku
06.10.2025