Çocuklara depremi nasıl anlatıyoruz?

01 Mart 2023 Çarşamba

Art arda gelen büyük depremlerden sonra nice çocuk ailesiz, evsiz kaldı. Ekranlardaki korkunç görüntüler, kendi yaşıtlarının başına gelenler diğer çocuklarımızı da kim bilir ne kadar sarstı! Onlara deprem felaketini nasıl anlatıyoruz? Korkutmadan, doğal bir afet gibi yaklaşabiliyor muyuz? Kendi yaşıtları ölmüş veya ortada kalmış gerçeğini saklamalı mıyız? Yoksa hiçbir şey olmamış gibi, televizyon açmayarak, bu konuyu konuşmayarak onları uzak mı tutmalıyız? Çevrelerinde birilerinin yakınları ölmedi mi? Psikologlar ve psikiyatrlar büyük bir ekip halinde deprem bölgesine gitmişler.

Psikolog bir dostum: “Ortada bir gerçek var, bunu çocuklardan saklayamazsın, gerçekle yüzleşmeleri gerek ama televizyon kanalları izleyici psikolojisini hiç düşünmeden, daha çok ‘rating’ yapmak peşinde. Çocuğa anlatırken ‘Bak bu çok büyük bir deprem, sen ne yaşadın, okulda ne dediler, gel birlikte konuşalım, anlat bana’ diye yaklaşmalısınız. Sağlam raporu alındıktan sonra da ‘Bizim binamıza ve senin okuluna sağlam raporu verildi’ diyerek ona güvende olduğunu anlatmalıyız.”

Okul dışı aktiviteler artmalı

Çocukları meşgul etmek için okul dışı aktivitelerini artırmaya daha çok zaman ayırsak. Atatürk Kültür Merkezi programlarına bakıyorum. Depremin ardından çocuk temsilleri dışında bütün programlar ertelenmiş. “Çocuk Sanat Merkezi” 10:00 ile 18:00 arasında okulöncesi çocuklar için açık.

Ortak alandaki amfi, çocukların sosyal ve sanatsal etkinliklerle buluşmasını sağlarken görsel ve işitsel sanatlara hizmet ediyor. Çocuklar minyatür çalgılarla müziği erken dönemde tanıyorlar. Ritim çalışmaları başlıyorlar; koro, şan, çalgı, nota eğitimi üzerine odaklanan dersler alıyorlar. ZORLU Çocuk Tiyatrosu’nda mart ayı boyunca “Kusursuz Dünya” adlı bir müzikal oynanacak.

Apartman komşumun iki çocuğu var: Kızları 6. sınıfta, oğulları 1.sınıfta. Onlar çok yönlü yetiştirilen özenli ve şanslı çocuklar. Özel bir okula gidiyorlar ve Maltepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda yarı zamanlı eğitim görüyorlar. Kızları viyolonsel çalıyor. Oğulları da piyanoya başlamış. Çocukların iç dünyasını zenginleştiren çok güzel uğraşları var. 

Anneleriyle konuştum: “Evde televizyonu açmasak da çocukların deprem olayından haberi oldu. Okulda sınıf arkadaşları birbirine anlatıyor. Biz de onlara bu afetin aslında bir doğa olayı olduğunu söylüyoruz. Mevsimlerin oluşması, çığ gibi. Yerkürede enerji birikimi doğal olayı doğal afete dönüştürür, diyoruz. Sordukları soruların içinde ‘kaybetme’ korkuları var. Kendi yaşlarına göre bir teraziye koyup tartıyorlar. Sonra, okul dersleri bitince kızımız çellosunu çalmaya koyuluyor, oğlumuz küçük dijital piyanosunu alıyor ve kendi dünyalarına dalıyorlar.”

Ne mutlu bir sanat dalıyla dost olan çocuklara. Kendilerine özgü müzik dünyaları onları oyalıyor, avutuyor ve yarınlarda çok boyutlu insanlar olmaya hazırlıyor.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Eski bayramlar 10 Nisan 2024

Günün Köşe Yazıları