Sağırlık ve müzik

31 Mart 2021 Çarşamba

Hep merak edilir: Beethoven onca yıllık sağırlığı süresinde o müthiş eserlerini nasıl bestelemiştir? Yalnız Beethoven değil, müzik tarihinde bir başka sağır besteci daha vardır: Bohemya’dan Bedrich Smetana. Her ikisi de en verimli çağlarında sağır olmuşlardır. Biri 18. yüzyılı 19. yüzyıla bağlarken; diğeri 19. yüzyılın ortasında yaşamış. Beethoven’in bir ayağı klasisizmde diğer ayağı romantizmdedir. Smetana ise 19. yüzyıl sonundaki post-romantiklere koşut olarak ulusçuluk akımının öncüsü ve modern Çek müziğine kimlik kazandıran kişidir. Her iki bestecinin de dış dünyayı duymadan o müthiş başyapıtları nasıl yarattığı sorgulanıp durur. Onlar ise artık dışarıdan bir uyarı gelmediği için içkulakta kalan verilerle yapıtlarını besteler. Ludwig van Beethoven (1770-1827) 32 yaşındayken sağırlıktan kurtulamayacağını öğrendiği sıralarda 2. Senfoni’sini, 4. Piyano Konçertosu’nu, Waldstein Sonatı’nı, Kreutzer Sonatı’nı ve Razumovski kuvartetlerini bestelemektedir. Bundan sonra giderek artan sağırlığına karşın devasa yapıtlar ortaya koyacaktır. Dış dünyanın sesleri bittiğinde iç dünyasındaki derinleşme son kuvartetlerine yansıyacaktır. Bunlar yorumlaması da çok zor olan karmaşık yapıtlardır.

Bedrich Smetana (1824-1884), alımlı operalar, senfoniler ve oda müzikleri bestelemiştir. Sağırlık başlangıcından sonra yazdığı kuvartetlerinde, kendi kafasının içinde işitmeye başladığı sesleri de müziğine yansıtmıştır. 

Somut seslerin müziğe girmesini 20. yüzyılın modernizminde “absürd” olarak tanımlarız. Oysa Smetana hiçbir soyut yenilik getirmek, karmaşık sesler yaratmak peşinde değildir. Sadece iç dünyasında yaşadığı fırtınaları anlatmaktadır. Yapıtlarında kulağındaki bu sesleri kâh uğultulu kâh dinleyenin kulağını tırmalayan kakofonik yansımalarla duyurur.

VLTAVA (MOLDAU NEHRİ)

Vatanım (Má Vlast) başlıklı 6 senfonik şiiri içeren dizinin ikincisi “Moldau” nehrinin adını taşır. Bu nehir Bohemya ormanlarından doğar, baştan başa Çek Cumhuriyeti’nde yol alır. Smetana onun doğuş anında biri sıcak, diğeri soğuk iki su kaynağından fışkırdığını simgeleyen iki çalgının söyleşisini flüt ve klarnet ile yansıtmıştır. Sonra bu dantel gibi ezgiyle Moldau Nehri’nin yolculuğunu dinlemeye koyuluruz: Bohemya ormanlarının ürpertici ortamı, nehrin geniş bir ovadan akışı, bir köy düğününe tanıklığı, ay ışığında su perilerinin dansı, bir av sahnesi, Prag Kalesi’nin görkemi, sırayla resimlenir. Sonunda nehir, Elbe’ye kavuşacak ve sular birbiriyle kucaklaşacaktır. Bu efsane yapıt da bestecinin tümüyle sağır olduğu yıllarda, 1874’te ortaya çıkmıştır. 

Smetana’nın iki yaylı çalgılar dörtlüsünden birincisi, Yaşamımdan (1876) başlıklı otobiyografik bir çalışmadır. Her iki dörtlü de sağırlığın getirdiği sessizlik duygusunu ve kulağında öten çınlamalarla ıslık seslerini yansıtır. 1870’ten sonra işitme duyusunu iyice yitirir. Smetana iki yıl sonra mi minör yaylı çalgılar kuvartetini yazdığında artık son iki yıldır sağırdır. İlk üç bölümde yaşamının geçip gitmiş güzel günlerini betimler. 4. bölümde kemanın son derece tiz sesleri sağırlığın karabasanını duyurur. Smetana, “Hayatımı seslerle resimledim” der. 

1882’de frengi sonucu ruhsal bir bunalımla akıl hastanesine kaldırılır. Ölümünden sonra, ülkesinin ulusal kahramanı olarak ilan edilir. Kendinden sonraki tüm Çek bestecilerinin öncüsü ve müzikle resim yapma sanatının esin kaynağı olmuştur.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Bahar Ayini 7 Nisan 2021
Sağırlık ve müzik 31 Mart 2021