Yeryüzü kaygısı
Feridun Andaç
Son Köşe Yazıları

Yeryüzü kaygısı

27.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

“Ve yeryüzünü unutmanın, aslında zamanı ve mekânı unutmak olduğu hiç aklımıza gelmedi.”

Michel Serres

YOKSUN KALMAK

Bilmiyoruz sahip olduklarımızın değerini... Çabucak tüketiyoruz her bir şeyi. Farkında olarak, olmayarak... Dokunarak, dokunmayarak... Suskun kalarak ya da umursamaz davranarak...

Çıkan yangınlar, bitmeyen savaşlar bunun birer göstergesi.

Yeryüzünün bu derin ağrısını hissedebilmek için tüm bunları yaşayıp görmek mi gerekiyordu, diye sorası geliyor insanın.

Ve aslında sormalıyız; çünkü yeryüzünün sesi, biz onu duymakta geciktikçe daha ağır bir sessizliğe dönüşüyor.

Çekirge seslerinin kesilmesi bana kuşların da tedirginliğini hatırlatıyor.

Yaşıyor olabildiğimizi, yeryüzünün canlılarla bir anlam kazandığını bize anlatan doğa değil midir?

Eğer bir yaşama düsturumuz varsa bunu doğaya ve bilime borçlu olduğumuzu düşünürüm.

“İnsan aklı majör, dış doğa minör” diyordu Michel Serres.

Varlığımızın anlamı bu ikisinin buluştuğu yerde bütünlük kazanmaz mı?

Ortak yaşam bilincini var edebilmenin yolu buradan geçiyor. Kendine ve doğaya bakmak... Yetmez! Sorgulayarak sahip çıkmak, bunların da neden niçinlerini bilmek gerekir.

Birinden ya da diğerinden vazgeçiş, yıkım getirir. İnsanlığın açmazı da burada değil midir? Bir şeyi kolayca gözden çıkarmak...

Her şeyin “politika”yla yönetilebileceğini sanan bir zihniyetin egemenlik alanları genişledikçe hem yoksullaşıyor hem de yoksunlaşıyoruz.

DÜŞMAN YARATMAK

Saldırgan dil her yerde egemen. Söz bazen, bir kılıç gibi salınıp duruyor ötede beride. Bunun nidacılığına soyunanlar her an kavgaya hazır. Bir toplumun masumiyetini nasıl yitirdiğini buradan anlayabiliriz!

Önce dil hoyratlaşıyor, sonra bakış sertleşiyor; en sonunda doğaya, insana ve her türden canlıya yönelen aynı barbarlık büyüyor.

HOMEROS’UN EZGİSİ

Ancak çağrısına kulak verince duyabiliyorsunuz. O yüce öykünün her bir sözü, size bir şey anlatır. İnsana, hayata, yeryüzüne, doğaya dair ne çok şey vardır o destanlarında Homeros’un. Onun çağrısına kulak vermeli. Öfkesine yenilenin acısı da vardır orada, yaşamak için savaşmanın nasıl olabileceğinin deneyimi de. Yaşat ki yaşayasın. Acının acıyı, öfkenin öfkeyi getirdiği bir çağda iyiliği gölgeleyen her bir şey yaban olmalı bize. Savaşsa savaş, kavgaysa kavga diyen o yaban dili ötelemek için okumalı şimdi İlyada’yı. Ve anmalı şairin şu sözünü:

“Haydi hepiniz bir olun, atılın öne, sağlam olur elbirliğiyle yapılan iş.” (**)

BARBARLIK GELİNCE...

Barbarlık kurban arar. Doğadaki tüm canlılar onun gözünde kurbandır; yok edilmelidir. Yıkıcıdır, öfkelidir. Ama bu, kör bir öfkedir. Onun yıkıcılığından korkmalı...

“Modernleşme artık bu tiksindirici kültürden yorulmaya başladı” diyordu Michel Serres.

Günümüzde barbarlığın çığlığı, aslında modernleşmenin getirdiği yıkıcılıkla başlıyor.

ÇAVLAN DA SESSİZ

Bir yandan da yöresellikten kopuyoruz. Elimizdeki her şey saldırıya uğruyor, yağmalanıyor.

Sularımız şişeleniyor, dağlarımız delik deşik. Toprağımız yaban ellere tutsak.

Bize ait olan doğa da bu yağma ve yıkımdan payını alıyor.

Bu yaygınlaştıkça yıkımın etkisi daha da hissedilir oluyor.

KÜMELEŞME

Yangınlardan, savaşlardan, yitimlerden beri edilen sözlere dönüyorsun. Bir yanda kümeleşen ve güçlenen katı ve yoz zihniyet, öte yanda ise henüz gücünün farkında ol(a) mayan kitlelerin dağınıklığı var. Sürekli bir yakınma hali... Sonuçlara bakılıyor. Nedenler ve niçinler üzerine düşünülmüyor. Çünkü en zor gelen şey, çözüm üretmek için eyleme geçmek.

Kalabalığın çokluğu yetmiyor; asıl mesele, dağılmış vicdanı, ortak bir sorumlulukta buluşturabilmek.

DOĞA/ÇEVRE ALARMI

Bugünkü manzara karşısında bu kaçınılmazdır.

Bir oldu bitti zihniyetine dur diyebilmek için önce içimizdeki sesi harekete geçirmek, o alarm zilini çalmak gerekir.

Yeryüzünün/doğanın bize verdiklerini korumamız gerekirken her şeye hoyratça davranıyoruz. Oysa yaşamın sürdürülebilirliği için bunlara ihtiyacımız var. Üstelik bu yıkıcılığı bile isteye egemen kılıyoruz...

DÜŞMAN İÇİMİZDE

İçimizdeki o yıkıcılığı görmeden yol alamayız. Yurtseverlikleri cüzdanlarındaki para kadar olanların hezeyanları sarmış dört bir yanı. Michel Serres’in dediği gibi:

“Şimdiye kadar dünyayı yönetme biçimimiz düşmanlıktan geçiyordu, aynı şekilde tarihin zamanının motoru da kavgaydı. Ufukta topyekûn bir değişiklik var: bizim değişimimiz.”

Evet, kaçınılmaz olan da bu. Yoksa her türlü barbarlık kapımızda.

Yeryüzünün kaygısı, dönüp dolaşıp insanın kendi vicdanına yazılmış en eski sorudur ve yanı başındaki sessiz yıkımı da anlayamayanlar için sonra söylenecek her söz eksik, tutulacak her yas yarım kalacaktır.

---

(*) Doğayla Sözleşme, Michel Serres; Çev.: Turhan Ilgaz, 1994, YKY., 143 s.

(**) İlyada, Homeros; Çev.: Azra Erhat-A. Kadir, Mart 2014, Türkiye İş Bankası Kültür Yay., 606 s.

İlgili Konular: #Homeros #tüketim

Yazarın Son Yazıları

Yeryüzü kaygısı

“Ve yeryüzünü unutmanın, aslında zamanı ve mekânı unutmak olduğu hiç aklımıza gelmedi.”

Devamını Oku
27.03.2026
Ortadoğu’da yeni yüzyılın ‘oyuncu’su kim?

Şah yönetimiyle birlikte bu süreç hızlandırılmış ve böylece Türkiye-Irak-Fransa desteğiyle Humeyni; 21. yüzyıla taşınacak radikal İslamın baş oyuncusu olarak sahneye çıkarılmıştır.

Devamını Oku
13.03.2026
Haritasız yolcu gibi...

Bugün daha da güçlü, ya da yalan, bu yürek erir gibiyse de neşeli anılarla ve korkunç. Acılı ruhu geçmişin ve sen beni çağıran yeni istem, sizleri birleştirme zamanı belki dingin bir limanında bilgeliğin. ve çağrılması olacak bir gün bu altın sesin, yılmayan kuruntuların, ey artık hiç bölünmez ruhum. Düşün: ilahiye dönüştürmek ağıtı; eski duruma ermek; yok olmamak artık.” (Eugenio Montale)

Devamını Oku
27.02.2026
Zamanın ruhu

Arayışın sonu yok. Gene de bir yerde durmalı insan. Durmalı ve bakmalı gökyüzüne, ağaçlara, dağlara, ovalara... Bulutların rengine dönüşünceye dek gözlerini ayırmamalı, her birine verebileceği anlamı düşünmeli sonra. Devam edecekse de yoluna öyle yol almalı, gitmeli.

Devamını Oku
13.02.2026
Hangi Kürtler?

Dünya Savaşı’na katılmak zorunda olduğu gibi, gene onlarla ittifak kurarak bu “tehcir” kararını çıkarmak zorunda kaldı. Hızla çöküşe giden imparatorluk komitacılık zihniyetiyle bile olsa, kurtulamadı. Kuşkusuz Dr. Bahaeddin Şakir önemli bir siyasi figürdü. Akıbeti bunun da bir göstergesi...

Devamını Oku
30.01.2026
Kemal Tahir’i bugün okurken...

Bir dostum, kendisiyle Beş Romancı Tartışıyor’un yeni basımı* üzerine konuşurken şunu sormuştu bana...

Devamını Oku
16.01.2026
Kendi sesinde yolcu...

Öyledir zaman.

Devamını Oku
02.01.2026
Türkiye’nin Doğu sorunu: ‘Sorun’un öte yanı

Yabancı devletler, bugünkü dolaylı müdahaleyle Türkiye’yi kıskaç altına almaktadır.

Devamını Oku
19.12.2025
Türkiye’nin Doğu sorunu: Bu bir ‘Kürt reformu’ mu?

Yıllardır “sorun” olarak, temcit pilavı gibi ısıtılıp duran Kürt realitesi palyatif öneriler, siyasi manevralarla bugüne kadar taşındı.

Devamını Oku
05.12.2025
Kendi sesini bulmak

- Bu yazıyı bekleyen okuryazara

Devamını Oku
21.11.2025
Farkında olmak da erdemdir!

Bir çıyanı kınayamam.

Devamını Oku
07.11.2025
‘Labirent’ neyi anlatır?

Amin Maalouf, bir dünya romancısı.

Devamını Oku
24.10.2025
Suçlar, suçlular, müritler

Baştan başlayalım dilerseniz.

Devamını Oku
10.10.2025
Yazı yordamı

Her şey bir şeydir, belki de!

Devamını Oku
26.09.2025
Karanlığınız kadarsınız!

Borges, kendi körlüğünden söz ederken şunu diyordu...

Devamını Oku
12.09.2025
‘Ah, bu sessizliği anlat!’

'Nefes almak isteyen okur için...'

Devamını Oku
29.08.2025
Çürümenin göstergeleri

Türkiye’nin bugünkü gerçeği birçok açıdan irdelenmeye değer.

Devamını Oku
15.08.2025
Türkiye’den çürüme manzaraları: (1) Sayın dolandırıcı!

Size hanımefendi ya da beyefendi demeyeceğim çünkü siz bir hırsız, bir dolandırıcısınız!

Devamını Oku
01.08.2025
İroni değil, gerçek!

Bugün size, Anadoluhisarı’ndaki Şeyhülislam Yasincizâde Abdülvehhap Bey Yalısı’nda bir sabah kahvaltısında buluştuğum Ali Rıza Bozkurt ile yaptığımız uzun sohbetten söz etmek istiyorum.

Devamını Oku
18.07.2025
Cicero’nun cesareti var mı?

Lucius Cornelius Sulla dönemi; Roma’nın yozlaşmaya, siyasal erkin de çürümeye başladığı bir dönemdir.

Devamını Oku
04.07.2025
Geleceği kurmak için: Kütüphane

Şunu hemen söyleyeyim ki kütüphanem ile oldukça özel belgeler barındıran arşivimin bazı “açgözlü sahaflar”ın eline düşebileceği düşüncesinden dolayı endişeliyim!

Devamını Oku
20.06.2025
Aydınlanma nerede başladı, değişim nereye kadar?

Köy Enstitüleri bir uyanış hareketiydi. Tarım toplumu olan Türkiye’nin kırsal kalkınmasıyla değişim dönüşüme uğrayabileceğinin ilk hamlelerindendi.

Devamını Oku
06.06.2025
Kendimizi unutmamak için

Annem öldü.

Devamını Oku
23.05.2025
Benim İstanbul çağım

Benim İstanbul çağım

Devamını Oku
09.05.2025
‘Çıkar oyunu’ mu, ‘uzlaşma’ mı?

‘Çıkar oyunu’ mu, ‘uzlaşma’ mı?

Devamını Oku
25.04.2025
Hayal değil, gerçek!

Hayal değil, gerçek!

Devamını Oku
11.04.2025
Sen beni dönüştür

Sen beni dönüştür

Devamını Oku
28.03.2025
‘Milliyetçi Türkiye mi?’ MHP nerede duruyor?

‘Milliyetçi Türkiye mi?’ MHP nerede duruyor?

Devamını Oku
14.03.2025
Görebilseniz eğer...*

Görebilseniz eğer...*

Devamını Oku
25.02.2025
Bir Naomi Klein bakışı: Yeni dünya düzeni ve ikizleşme

Bir Naomi Klein bakışı: Yeni dünya düzeni ve ikizleşme

Devamını Oku
11.02.2025
Çaltıözü’de sabah

Çaltıözü’de sabah

Devamını Oku
28.01.2025
Kendi ‘kör kuyu’larımız

Kendi ‘kör kuyu’larımız

Devamını Oku
14.01.2025
Uğultulu zamanlar

Uğultulu zamanlar

Devamını Oku
31.12.2024
‘İlgilen ve ilişkilen’dir

‘İlgilen ve ilişkilen’dir

Devamını Oku
17.12.2024
‘Sen bana neler öğrettin?’

‘Sen bana neler öğrettin?’

Devamını Oku
03.12.2024
Anlatısız toplum

Anlatısız toplum

Devamını Oku
19.11.2024
‘Karanlık zamanlar’dan geçerken

‘Karanlık zamanlar’dan geçerken

Devamını Oku
05.11.2024
Bahçe, portakal çiçekleri yaseminler

Bahçe, portakal çiçekleri yaseminler

Devamını Oku
22.10.2024
Edebi buluşmaların anlamı

Edebi buluşmaların anlamı

Devamını Oku
08.10.2024
Kötülüğü nerede aramalı?

Kötülüğü nerede aramalı?

Devamını Oku
24.09.2024