Ortadoğu’da yeni yüzyılın ‘oyuncu’su kim?
Feridun Andaç
Son Köşe Yazıları

Ortadoğu’da yeni yüzyılın ‘oyuncu’su kim?

13.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Şeytan Yoktur (2021) filminin (Yön. Mohammad Rasoulof) ilk epizotunda cezaevi gardiyanının yaptığı tek şey, toplu idamlarda düğmeye basmaktı, ötesi onu ilgilendirmiyordu. Ülkesinde olup bitenler onu ilgilendirmediği gibi, yaptığı işi de artık kanıksamıştı ve sorgulamak aklının ucundan bile geçmiyordu.

O gardiyanın kaygısızlığında (haydi suskunluk diyelim) gördüğümüz şey, aslında kendi coğrafyamızda da emre itaatin, sorgulamadan yapılan her işin nasıl bir kötülük zincirine dönüştüğünün küçük bir örneğidir.

21. yüzyılda ABD hegemonyasının Ortadoğu’da adım adım tezgâhladığı projenin ilk atağı “11 Eylül 2001” saldırısıydı. 2010’da başlatılan “Arap Baharı” ise BOP adı verilen asıl projenin yeni bir adımıydı. Tunus, Libya, Mısır, Irak, Sudan, Suriye ve İran’a uzanan “Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi”, bugünkü İran saldırısıyla nihayete ermiş görünüyor!

Peki acaba gerçekten, bu “son hamle” mi? Ateş topu gibi ortada gezinen İsrail’in saldırılarına bakınca bunun hiç de öyle olmadığı ortada.

Bu düğmeye basan yeni yüzyılın “oyuncu”su gerçekten de Trump mıdır?

Bu soruya, bir emlak komisyoncusunun aklının ABD’nin bütün bu stratejilerini kurup yönettiğini söyleyerek yanıt vermek büyük bir saflık olur.

İsterseniz, buradan biraz gerilere dönelim, hatta bayağı bir eskilere gidelim.

Çünkü Ortadoğu’nun bugünkü yangınını anlamak için deyim yerindeyse yirminci yüzyılın ortalarından beri masalarda açılan haritalara ve petrol sahalarının kenarına düşülen küçük notlara da bakmak gerekiyor.

İran gerçeği ABD’nin merceğine 1950’lerde girdi. Bölgedeki asıl oyuncu İngiltere’nin bu yörede nüfuz ve çıkar kaybetmesi de ABD’yi İran’a doğru adım attırdı.

1951’den 1953’e kadar İran’da başbakan olan Muhammed Hidayet Musaddık (1882-1967), Milli Cephe’nin desteğiyle iktidara gelince öncelikle İngilizler tarafından işletilen petrol rafinerisini kamulaştırdı. Buradaki kaybını sindiremeyen İngiltere, ABD ile darbe girişiminde bulundu. Devreye giren CIA ve MI6 ilk hamlede başarısız oldu. İkinci hamlede Kermit Roosevelt Jr. yeni planında ülkenin iç dengelerini bozan adımları atarak başta Kum kentindeki mollaları, ardından nüfuzlu işadamlarını, generalleri ve kullanışlı kişileri satın alarak Musaddık’ı ikinci darbede uzaklaştırdı ve kaçıp Roma’ya gitmiş olan Şah Rıza Pehlevi’yi tekrar iktidara taşıdı.

ABD’nin denizaşırı ilk müdahalesidir bu. Ama ötede, Musaddık’ın reformlarından etkilenen Mısırlı “hür subaylar”, 1952’de Cemal Abdünnasır öncülüğünde darbe yaparak Mısır’daki kraliyet rejimine son verdiler.

İlk adımda Süveyş Kanalı Şirketi’ni millileştirmesi gerçekleşti. 1882’de Mısır’ı işgal ederek kanal yönetimini ele geçiren İngilizleri rahatsız eden bu hamleden sonra, bu kez hamisi ABD’yi Mısır’a davet etti.

İngilizlerin bu iki kaybı, Ortadoğu’da yeni politikaları gündeme getirdi.

İngiltere, “Müslüman Kardeşler”i Mısır’ın başına örümcek gibi sararken ötede İran’da da mollaların cumhuriyetinin zeminini hazırlamaya başladı.

Burada ABD ile derin işbirliği içinde olan İngiltere; bir yandan da Türkiye’yi “kullanışlı” (bir) ülke haline getirebilmek için 1952’de NATO’ya alınmasına destek verdi.

Bu dönemde Demokrat Parti’nin Menderes dönemi iktidarı, bir nevi “arabulucu”luğa soyundu, daha doğrusu bu iktidardan Mısır-İran-Türkiye arasında bu görevi yerine getirmesi istendi. Başarısız olunca da İngiltere 1955’te CENTO’nun (Merkezi Antlaşma Merkezi) kuruluşunu Türkiye, İran, Irak, Pakistan’la gerçekleştirdi. Sovyetler Birliği’nin bölgedeki nüfuzunu kırmak da buradaki başlıca amaçtı. Bu arada ABD de boş durmamış, İran’ı ve Ortadoğu’yu dizayn etmede meşgul olmuştu.

İşte İsrail’in bölgedeki ikinci kullanışlı ülke haline getirilmesi bu süreçte başlar.

Mısır’daki Nasır yönetiminin dikbaşlılığının bedeli, “Altı Gün Savaşı” (5-10 Haziran 1967) ile ödetilir. Nasır’ın yakın danışanı gazeteci M. Hasaneyn Heykel, “Kahire Dosyası” (*) kitabında, Nasır’ın bu savaşa kaybedebileceğini bile bile girdiğini anlatır.

İsrail’in Ortadoğu’daki varlığının, özellikle ABD tarafından ateş topuna dönüştürülmesi de bu süreçte başlar. “Filistin sorunu” bahane edilerek güdülen yayılmacı politika, bölgeyi sürekli tehdit eder.

Dikkat ederseniz, İran’da molla rejiminin iktidara “devrim” denerek taşınması, Sovyetlerin çöküş planı, Pakistan’ın ve Afganistan’ın yeni düzene göre dizayn edilmesi ve Türkiye’de de “12 Eylül 1980” askeri darbesinin gerçekleştirilmesi eşzamanlı hamlelerdir.

“İran İslam Devrimi” dedikleri, aslında bir ABD projesi, başka bir deyişle yeni dünya düzeninin aktörü olan küresel güçlerin bir tasarısıdır.

Şah yönetimiyle birlikte bu süreç hızlandırılmış ve böylece Türkiye-Irak-Fransa desteğiyle Humeyni; 21. yüzyıla taşınacak radikal İslamın baş oyuncusu olarak sahneye çıkarılmıştır.

İşte bu oyunun kurucusu ABD, İngiltere ve Batı; bugün Büyük Ortadoğu Projesi’nin nihai aşamasına gelmiştir.

Dolayısıyla bugün olup bitenler, bir ülkenin bir diğerine anlık bir öfke patlaması değil, yüzyıldır sahnelenen aynı oyunun yeni bir perdesi gibi okunmalıdır.

Son halkada yeni “oyuncu” olarak Türkiye’nin devreye girmesine de korkarım az bir zaman kaldı! Çünkü bu savaş vahşetini “esefle” karşılayan ve şiddetle kınayan bir iktidarın “BOP”un eşbaşkanlığından vazgeçeceğini pek sanmıyorum!

Peki bundan sonra neler olacak? Bunu da kestirmek pek güç olmasa gerek!

O nedenle sevgili okurum, tarihin bize fısıldadıklarını hatırlamalıyız: Başkalarının yazdığı senaryoda figüran olmayı kabul edenler, bir gün sahneden ilk indirilenler olur.

(*) Kahire Dosyası, Muhammed Hasaneyn Heykel; Çev.: Berin Büktaş, 1974, Bilgi Yay., 379 s.

İlgili Konular: #Ortadoğu

Yazarın Son Yazıları

Ortadoğu’da yeni yüzyılın ‘oyuncu’su kim?

Şah yönetimiyle birlikte bu süreç hızlandırılmış ve böylece Türkiye-Irak-Fransa desteğiyle Humeyni; 21. yüzyıla taşınacak radikal İslamın baş oyuncusu olarak sahneye çıkarılmıştır.

Devamını Oku
13.03.2026
Haritasız yolcu gibi...

Bugün daha da güçlü, ya da yalan, bu yürek erir gibiyse de neşeli anılarla ve korkunç. Acılı ruhu geçmişin ve sen beni çağıran yeni istem, sizleri birleştirme zamanı belki dingin bir limanında bilgeliğin. ve çağrılması olacak bir gün bu altın sesin, yılmayan kuruntuların, ey artık hiç bölünmez ruhum. Düşün: ilahiye dönüştürmek ağıtı; eski duruma ermek; yok olmamak artık.” (Eugenio Montale)

Devamını Oku
27.02.2026
Zamanın ruhu

Arayışın sonu yok. Gene de bir yerde durmalı insan. Durmalı ve bakmalı gökyüzüne, ağaçlara, dağlara, ovalara... Bulutların rengine dönüşünceye dek gözlerini ayırmamalı, her birine verebileceği anlamı düşünmeli sonra. Devam edecekse de yoluna öyle yol almalı, gitmeli.

Devamını Oku
13.02.2026
Hangi Kürtler?

Dünya Savaşı’na katılmak zorunda olduğu gibi, gene onlarla ittifak kurarak bu “tehcir” kararını çıkarmak zorunda kaldı. Hızla çöküşe giden imparatorluk komitacılık zihniyetiyle bile olsa, kurtulamadı. Kuşkusuz Dr. Bahaeddin Şakir önemli bir siyasi figürdü. Akıbeti bunun da bir göstergesi...

Devamını Oku
30.01.2026
Kemal Tahir’i bugün okurken...

Bir dostum, kendisiyle Beş Romancı Tartışıyor’un yeni basımı* üzerine konuşurken şunu sormuştu bana...

Devamını Oku
16.01.2026
Kendi sesinde yolcu...

Öyledir zaman.

Devamını Oku
02.01.2026
Türkiye’nin Doğu sorunu: ‘Sorun’un öte yanı

Yabancı devletler, bugünkü dolaylı müdahaleyle Türkiye’yi kıskaç altına almaktadır.

Devamını Oku
19.12.2025
Türkiye’nin Doğu sorunu: Bu bir ‘Kürt reformu’ mu?

Yıllardır “sorun” olarak, temcit pilavı gibi ısıtılıp duran Kürt realitesi palyatif öneriler, siyasi manevralarla bugüne kadar taşındı.

Devamını Oku
05.12.2025
Kendi sesini bulmak

- Bu yazıyı bekleyen okuryazara

Devamını Oku
21.11.2025
Farkında olmak da erdemdir!

Bir çıyanı kınayamam.

Devamını Oku
07.11.2025
‘Labirent’ neyi anlatır?

Amin Maalouf, bir dünya romancısı.

Devamını Oku
24.10.2025
Suçlar, suçlular, müritler

Baştan başlayalım dilerseniz.

Devamını Oku
10.10.2025
Yazı yordamı

Her şey bir şeydir, belki de!

Devamını Oku
26.09.2025
Karanlığınız kadarsınız!

Borges, kendi körlüğünden söz ederken şunu diyordu...

Devamını Oku
12.09.2025
‘Ah, bu sessizliği anlat!’

'Nefes almak isteyen okur için...'

Devamını Oku
29.08.2025
Çürümenin göstergeleri

Türkiye’nin bugünkü gerçeği birçok açıdan irdelenmeye değer.

Devamını Oku
15.08.2025
Türkiye’den çürüme manzaraları: (1) Sayın dolandırıcı!

Size hanımefendi ya da beyefendi demeyeceğim çünkü siz bir hırsız, bir dolandırıcısınız!

Devamını Oku
01.08.2025
İroni değil, gerçek!

Bugün size, Anadoluhisarı’ndaki Şeyhülislam Yasincizâde Abdülvehhap Bey Yalısı’nda bir sabah kahvaltısında buluştuğum Ali Rıza Bozkurt ile yaptığımız uzun sohbetten söz etmek istiyorum.

Devamını Oku
18.07.2025
Cicero’nun cesareti var mı?

Lucius Cornelius Sulla dönemi; Roma’nın yozlaşmaya, siyasal erkin de çürümeye başladığı bir dönemdir.

Devamını Oku
04.07.2025
Geleceği kurmak için: Kütüphane

Şunu hemen söyleyeyim ki kütüphanem ile oldukça özel belgeler barındıran arşivimin bazı “açgözlü sahaflar”ın eline düşebileceği düşüncesinden dolayı endişeliyim!

Devamını Oku
20.06.2025
Aydınlanma nerede başladı, değişim nereye kadar?

Köy Enstitüleri bir uyanış hareketiydi. Tarım toplumu olan Türkiye’nin kırsal kalkınmasıyla değişim dönüşüme uğrayabileceğinin ilk hamlelerindendi.

Devamını Oku
06.06.2025
Kendimizi unutmamak için

Annem öldü.

Devamını Oku
23.05.2025
Benim İstanbul çağım

Benim İstanbul çağım

Devamını Oku
09.05.2025
‘Çıkar oyunu’ mu, ‘uzlaşma’ mı?

‘Çıkar oyunu’ mu, ‘uzlaşma’ mı?

Devamını Oku
25.04.2025
Hayal değil, gerçek!

Hayal değil, gerçek!

Devamını Oku
11.04.2025
Sen beni dönüştür

Sen beni dönüştür

Devamını Oku
28.03.2025
‘Milliyetçi Türkiye mi?’ MHP nerede duruyor?

‘Milliyetçi Türkiye mi?’ MHP nerede duruyor?

Devamını Oku
14.03.2025
Görebilseniz eğer...*

Görebilseniz eğer...*

Devamını Oku
25.02.2025
Bir Naomi Klein bakışı: Yeni dünya düzeni ve ikizleşme

Bir Naomi Klein bakışı: Yeni dünya düzeni ve ikizleşme

Devamını Oku
11.02.2025
Çaltıözü’de sabah

Çaltıözü’de sabah

Devamını Oku
28.01.2025
Kendi ‘kör kuyu’larımız

Kendi ‘kör kuyu’larımız

Devamını Oku
14.01.2025
Uğultulu zamanlar

Uğultulu zamanlar

Devamını Oku
31.12.2024
‘İlgilen ve ilişkilen’dir

‘İlgilen ve ilişkilen’dir

Devamını Oku
17.12.2024
‘Sen bana neler öğrettin?’

‘Sen bana neler öğrettin?’

Devamını Oku
03.12.2024
Anlatısız toplum

Anlatısız toplum

Devamını Oku
19.11.2024
‘Karanlık zamanlar’dan geçerken

‘Karanlık zamanlar’dan geçerken

Devamını Oku
05.11.2024
Bahçe, portakal çiçekleri yaseminler

Bahçe, portakal çiçekleri yaseminler

Devamını Oku
22.10.2024
Edebi buluşmaların anlamı

Edebi buluşmaların anlamı

Devamını Oku
08.10.2024
Kötülüğü nerede aramalı?

Kötülüğü nerede aramalı?

Devamını Oku
24.09.2024
Kapitalizmin çirkin yüzü

Kapitalizmin çirkin yüzü

Devamını Oku
10.09.2024