Bursa’da tribünler maçın önemine rağmen ne dolu ne de boştu. Avrupa yorgunu Galatasaray ve Fenerbahçe’nin ardından bu kez sıra Beşiktaş’taydı. Karşılaşmanın en ilginç yanı hem Beşiktaş’ı hem de Bursaspor’u çalıştıran iki teknik adamın futbol anlayışlarını çarpıştırmasıydı. Şenol Güneş rakipten daha fazla gol atarak kazanmayı düşünüyor. O yüzden hücum organizasyonları daha önemli. Ertuğrul Sağlam içinse öncelik gol yememekte. Çıkan fırsatları kullanarak da sonuca gitmeyi düşünüyor.
Sanırım bu yüzden Şenol Güneş, Quaresma’nın atağa katkısını savunmayı boşlamasına yeğlemiş. Son L. Moskova karşılaşmasında gol atan Q17, Beck’i çaresiz bırakacak şekilde o kanalı boş bırakmıştı ama Bursa karşısında ilk 11’deydi.
Ne var ki sadece Beşiktaş değil Bursa da atağı düşünerek tempolu başladı maça. Dahası ilk gol denemeleri ev sahibinden içinde Dzsudzsak’ın olduğu pozisyonlarla geldi. Zaten Dzsudzsak topla çok hızlı bir oyuncu. Orta alanda yapılan karşılıklı sıkı pres nedeniyle kıran kırana bir mücadeleydi bu. Ve kilit kanatlarda çözülecek gibi gözüküyordu.
Ne var ki çok tempolu ve mücadeleli başlayan oyun ilk yarım saatin ardından temposunu kaybederken Bursa daha etkili gelmeye başladı rakip sahaya. Evet hız düşmüştü ama karşılıklı kaleye çekilen şutlar gol umudunu sıcak tutuyordu.
Bursa’nın kanat bindirmelerini bir türlü durduramadı Siyah-Beyazlılar. Ve o bildik atak organizasyonlarını gerçekleştiremedi. Daha çok savunmada kaldı. Orta alanda Atiba’nın yükünü azaltmak ve orta alanı çalıştırabilmek için Necip’i oyuna aldı Güneş. Ama asıl Olcay’ın oyuna girmesiyle son 15 dakikada hareketlendi Kartal.
Sonuçta iki takım da topla eşit oynadı, eşit pozisyon yakaladı. Tam puanlar da eşitlenecek derken Beşiktaş ilk kez üst üste çabuk paslaştı ve Oğuzhan başlattığı atağı golle bitirdi. Kartal en iyi yaptığı işi son dakikada hatırladı ve 3 puanı kaptı fakat her zaman böyle bir şans gelmez. Bu karşılaşmadan çıkarılacak dersler ve alınacak çok yol var.
Kartal son anda
Yazarın Son Yazıları
Bu kadar yeni oyuncu olunca Beşiktaş için her 90 dakika artık bir test maçı gibi.
Sürekli tekrarlayıp duruyorum; bir takımın başarısı için olmazsa olmaz şeyler istikrar ve uyum.
Kendimi sürekli tekrarlıyorum; başarı için en önemli şeyin istikrar olduğu konusunda.
Tamam sürekli yeni transferle takımda istikrar yakalamak zor. Tamam Beşiktaş’ın Alanya maçındaki yeni transferleri -Oh hariç- ilk kez takıma katıldıklarından oraya buraya gereksiz koşarak alanlarını boş bıraktılar. Ve Alanya’nın kolay goller bulması da bu yüzdendi. Tamam Sergen Yalçın’ın takıntıları var. Tamam takımın hiçbir oturmuş oyun planı yok; kanatlar bomboş, orta alan bomboş.
Anlaşılıyor ki Beşiktaş’ta planlı programlı hiçbir hareket yok.
Beşiktaş’taki transfer sorumlularının doğru dürüst birini alamayacakları belli oldu.
Beşiktaş kalanlarla zorunluluktan bir 11 kurmuş.
Beşiktaş’tan giden gidene.
Maçın en kötü başlayanı uydurduğu faul düdükleriyle orta hakemdi.
Medyamızın, taraftarların, menajerlerin ve aracıların en sevdiği dönemdeyiz; ara transfer dönemi.
Yeni bir yıla daha girdik ama sorunlarımızı da birlikte getirerek.
Cerny, Abraham ve Orkun’un bireysel becerilerine kalmış her şey. Oyun içinde dalgalanmalar, skorlarda dalgalanmalar hep bu yüzden. “Bireysel hata” gibi ucuz mazeretlerden değil.
Her iki takımda da büyük eksikler var.
Sakat, cezalı ve milli takımlara gidenler nedeniyle Beşiktaş’ta Demir Ege, Kartal ve Taylan ilk on birde.
Yine değişen bir şey yok; ne maç yönetimlerinde, ne hakem atamalarında ne de kulüp yöneticilerinin tavırlarında.
Böyle skor korunamaz, korunamıyor da zaten. Skor eşitleniyor: 3-3. Uzatmalarda Beşiktaş’ı Allah koruyor. Sonuçta ben de skoru belirleyen VAR ile ilgili Trabzonlu TFF Başkanı’ndan bir açıklama bekliyorum.
TFF Başkanı Hacıosmanoğlu yaptığı açıklamalarla bize ne demek istedi?
Beşiktaş’ın ilk on birinde 6-7 oyuncu belli artık. Ama ben mesela Milli Takım kalecisi Mert’in, Sergen Yalçın’la birlikte neden itibar kaybına uğradığını anlamıyorum.
Pazartesi akşamı ne izledik biz?
Baştan söyleyeyim.
Baksanıza adalete olan inancımızın her gün daha da azaldığı şu kirlenmiş futbol ortamını birileri bahis üzerinden temizleme kararı almış.
Önde presle rakip alanda topu tutabilme, savunmadan güvenli çıkışlar, kanatların iyi çalışması Beşiktaş’ın artılarıydı
Beşiktaş’ın son mali kongresi kulüpte işlerin hangi noktalara vardığının bir göstergesi maalesef.
Beşiktaş baskılı ve enerjik başlıyor ve 2 golle öne geçiyor. Ama VAR’ın işgüzarlığıyla, hakemin sarı kartı kırmızıya dönüyor, Orkun gereksiz hareketi yüzünden atılıyor ve Kartal 10 kişi kalıyor.
Bu ligin şaibeli olduğunu zaten hep biliyorduk.
Maçın hemen başında Toure’nn soldan top sürerek ceza alanına girişi, Cerny’nin yerden topu uzatışı ve Cengiz’in net vuruşuyla Beşiktaş Kasımpaşa karşısında öne geçiyor.
Ne sebeple olursa olsun maç ertelenmesine karşıyım.
Süper Lig’i yayıncı kuruluş mu yönetiyor?
Zafer sarhoşluğu içindeyiz.
Maç yazımda “Fırsat kaçtı” başlığını atmıştım.
Fırsat kaçtı
Galatasaray derbinin favorisiydi. Ama belli ki Liverpool maçının yorgunluğu vardı.
Bitmeyen çilemiz bizim bu; tribünlerin küfürlü sloganlar nedeniyle sürekli ceza yemesi.
MHK’nin görevi iyi hakem yetiştirmek ve o iyi hakemleri adaletli bir şekilde maçlara vermek değil midir?
Garabetler ülkesiyiz; anımsarsanız 2004’te tekrarlanan Çaykur Rize-Fenerbahçe maçı ocak transferleri de kullanılarak oynanmıştı.
Beşiktaş-Başakşehir maçından çıktım koşa koşa eve geldim.
Bakın Erkek Milli Basketbol Takımımızın oyuncusu Kenan Sipahi, Avrupa Şampiyonası’nda yarı finale çıkma başarısı gösterildikten sonra “Biz saha içinde ve saha dışında birlikte zaman harcamaktan çok zevk alıyoruz” diyor.
Sürekli dön dolaş aynı noktaya geliyoruz.
Bravo bildiniz, Ole Gunnar Solskjaer Beşiktaş’ı şampiyon yapamadı.
Karşınızda çok zayıf bir takım da olsa siz oyun kuramaz, topu rakibe verirseniz istediğiniz kadar savunmacıyla sahaya çıkın o rakip istediğini yapar, öyle olur böyle olur golü de bulur.