‘Bahçe Biziz Gül Bizdedir’

18 Ekim 2015 Pazar

Bir “üst akıl” lafıdır gidiyor. Her şeyi planlayan, uygulayan, amacı belli bir akıl; muktedir, üstelik kötü. Yaşadığımız hayatın kötülerle, kötülüklerle dolu olduğu bir sır değildir. Her ne pahasına olursa olsun korumaya çalıştıkları sömürü sisteminin dişlileri arasındayız; öğütülmeden kırmak istiyoruz bu dişlileri. O nedenle de “üst aklı” boşverin; her zaman, tarih ölçeğinde sık sık değişen dişlilere bakın. Üstümüze gelen, her türlü akılla bağlarını koparmış bir “boş akıl” var karşımızda. Bizim sorumuz ya da sorunumuz böyle durumlarda hep “ne yapmalı” sorusudur.

***

Neler olabileceğine dair çok karmaşık kehanetlere gerek yok: Birileri iktidarda kalmaya çabalıyor, birileri de değiştirilmesi artık kaçınılmaz olanlardan sonra sistemin nasıl rehabilite edileceğine kafa yoruyor. Türkiye’nin darbe üstüne darbe yemiş, şimdi yeniden toparlanma sancıları çeken solu ise bu değişimin içinde değişime nasıl müdahale edebileceğinin tartışmasını yapıyor. Ne yapalım da hem bu değişime geleceğin önünü açacak şekilde, siyasal aktörlerin, çok sık propagandası yapılan “üst akılların” oyununa gelmeden müdahil olalım; ne yapalım da değişimi değiştirelim?

***

Tehlikeler, zorluklar ortada. Bu gerçek son yaşadığımız kanlı kıyımı değerlendirirken de kendini açık net bir şekilde gösterdi. Besbelli ki Türkiye’ye hâkim bir “aklın” değil, onun yarattığı ortamı değerlendiren başka bir uluslararası aktörün eylemidir; planlıdır, programlıdır ama Türkiye açısından sonuçları kendiliğindendir. Bu kendiliğindenliğin sol açısından kesin olan tek bir sonucu var: Bu belirsizlik içinde sistem kendini “yenilemeye” çalışırken, sivri dişlerini sola gösteriyor, solun içinde yer aldığı, genişlemesi muhtemel toplumsal muhalefeti sindirmeyi, devre dışı bırakmayı hedefliyor.

***

Çünkü solun içinde aktif bir şekilde hareket ettiği toplumsal muhalefet, kendini rehabilite etme, bir çuval inciri berbat eden iktidardan kurtulma çabasındaki sistem aktörlerinin hesaplarını bozabilir. En azından gelecekte sistemin rüyalarına girecek bir birikim ortaya çıkabilir. Böyle zamanlarda sistemin kendini yenileme formüllerinin neler olduğunu, o formüllerin sonuçlarını iyi biliyoruz. Yine iyi biliyoruz ki, böyle zamanlarda izlemek, beklemek, temiz kalmaya çabalamak boşunadır.

***

Şimdi kıyımda yüzden fazla canını yitirmiş solun önünde ertelenmez bir görev var; mümkün olan en geniş parantezde bir araya gelebilmek. Solun, siyaseti kavramaya, ona dahil olmaya çalışırken sistemle köklü kavgası yoktur diye sosyal demokratları, bin kere tövbe etse de günaha girme potansiyeli taşıyan liberalleri, iyice merkeze kaydılar diye Kürt siyasal hareketini hesaba katmamak gibi bir lüksü olamaz. Adına ne derseniz deyin, “birleşik aklın” temel özelliği siyasetin içinde aktif bir şekilde varolmak, toplumsal muhalefeti örgütlemek olmalıdır.
Bu arada tamam, onu “değiştirmek” temel görevimizdir, ama halka kızmaktan vazgeçmekte de büyük yarar var. Eşrefoğlu’nun “Halka tan eylemek nemiz, bahçe biziz gül bizdedir” türküsü daha iyidir böyle zamanlarda.
“Bahçe ve gül” olmaya bakmalı en iyisi...  


Yazarın Son Yazıları

Sondan Bir Önceki 7 Eylül 2018
Hava Tükenmeden 31 Ağustos 2018
Burjuvazi Mon Amour! 29 Ağustos 2018
Haftanın Dökümü 27 Ağustos 2018
Hep Biz mi Ödeyeceğiz? 26 Ağustos 2018
Unutma Yarın Cumartesi 24 Ağustos 2018
Geleceği Kurtarmak 22 Ağustos 2018
Gazetecilik ölüyor mu? 17 Ağustos 2018
Kim Kriz İster? 15 Ağustos 2018