Çizginin Dışına Çıkınca

15 Temmuz 2016 Cuma

“Dostları artırma” işinin kör topal gideceği, daha doğrusu savaşı yönetenlerin çizgisine tam uyum politikasına dönüleceği artık bellidir. Bölge ülkeleriyle kavgasız bir Türkiye’nin, Ortadoğu’yu “demokrasi getiriyoruz” masalıyla hallaç pamuğu gibi atanlara her zaman denk düşmeyeceğini bilmekte de yarar var. Körfez’de uğraştılar, olmadı; Irak işgalinde yeniden denediler. AKP’nin üstün gayretine rağmen “kaza” oldu, yine beceremediler. “Arap Baharı” adını verdikleri -ki Irak işgalinin devamıdır- saldırılarda “Libya’da NATO’nun ne işi var” heyheylenmesini çabuk söndürdüler; Suriye’de bir gün içinde “Esad’ı Esed yaptırmayı” başardılar. Ama bu kez de Suriye dişli çıktı. Politikalarını değiştirmek zorunda kaldılar.

***

Bizimkiler o kadar hızlı manevra yapamıyor; Osmanlı rüyaları görmekten o kadar kolay vazgeçemiyorlar; “düzeltme” bugünlere kaldı. Düzelteceklerdir. Ama ağır aksak gidecek, arada Almanya ile dalaşılacak, Suriyelilere vatandaşlık meselesi Batı ile pazarlığı kızıştırma manevrasına dönüşecek, “üstünüze salarım, vatandaş yaparım, kapınızı pasaport verdiğim Suriyelilerle zorlarım” türünden ciddiye alınması mümkün olmayan politikalar denenecek, işin aslı; Batı’nın Ortadoğu politikalarına uyumda mesafe alınacaktır.

***

Batı bölgeyi dizayn etme politikasından vazgeçmiş değildir. Irak’ın toprak bütünlüğü artık masaldır. Kuşkusuz yaratılan Frankensteinlardan, IŞİD benzeri cihatçı belalardan kurtulunması ya da bu çılgınların ehlileştirilmesi gerekiyor. Bu nedenle de Türkiye’den “tam uyum” isteniyor. Görüyor, izliyoruz, ama hak versinler; Türkiye’yi keyfince yönetmenin tadını çıkaran, şımarıklıkta zirve yapmış iktidar partisinin olur olmaz iddialarla hava atmasına, kahramanlıklar yapmasına kim ne diyebilir!

***

Bugün “Suriyelilere vatandaşlık, TOKİ’den ev” olur, yarın başka bir şey. Ahaliye, bu arada medyaya yani bize çekici bir konu çıkmış olur. Olurundan olmazından tartışırız. Konunun ekonomik, politik, sosyal, siyasal olumlu olumsuz sonuçlarını konuşacak değiliz ya; kimileri, fırsat bu fırsat deyip içlerindeki yabancı düşmanlığını, Sarrazinliği serbest bırakıyor, -bu kimileri sözcüğünün altını özellikle çiziyorum, çünkü “vay sen kime ırkçı dedin” diye sual eden, hiç gereksiz üstüne alınan var; isterlerse o kimilerini bir bir sayarım- kimileri de iyi niyet taşlarına basa basa, önünü arkasını düşünmeden, “sıkıysa referandum yap da görelim” demeyi tercih ediyor.

***

HDP Eş Genel Başkanı Sayın Demirtaş çabuk “düzeltti”, Sayın Kılıçdaroğlu ise temel bir insan hakkının referandum konusu yapılamayacağını, yapılmaması gerektiğini unutmuş gibi “hodri meydan” demeyi sürdürüyor. İnsanların savaştan, baskıdan, zulümden kaçıp gitme, daha güvenli bölgelere, ülkelere sığınma hakkı temel insan haklarındandır; ne meclislerde oylanabilir, ne referandum konusu yapılabilir. Bugün Batı devletleri bu temel insan hakkını pazarlık konusu yapıyor, sınırları kapatıyor, insanlık suçu işliyor. Türkiye de buna ortak oluyor. Olmasın; Cenevre Konvansiyonu’na tam uysun, Suriyelilere mülteci olma hakkını tanısın, gereklerini yerine getirsin.
Suriyelinin istediği vatandaşlık falan değildir; o savaşın bitmesini istiyor; ülkesine, kentine, evine, diline dönmek istiyor.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Sondan Bir Önceki 7 Eylül 2018
Hava Tükenmeden 31 Ağustos 2018