Yayın İlkeleri’ne Uymazsanız Ne Olur?

18 Ocak 2016 Pazartesi

Her şeyden önce çalıştığınız gazeteyi ciddiye almamış olursunuz. İkincisi ilkeleri hazırlayan, Vakıf Yönetim Kurulu tarafından görevlendirmiş arkadaşlarınızı, onay veren Yayın Kurulu’nu ve nihayet ilkeleri genel toplantısında kabul eden, tüm Cumhuriyet çalışanlarına “bu kurallara göre davranacak bu kurallara göre yayın yapacaksınız” diyen Cumhuriyet Gazetesi İmtiyaz sahibi Cumhuriyet Vakfı’nın iradesine aykırı hareket etmiş olursunuz.
Bunları neden yazmak gereksinimi duyuyorum? Yayın İlkeleri’mizin 1/7 maddesi şöyledir:
“1/7-Cumhuriyet gazetesi ve diğer yayınlarda çalışanlar medya davetleri konusunda titiz davranırlar. Muhabirler ve editörler katıldıkları gezilerle ilgili yaptıkları haberlerde davet edenlere özel bir ayrıcalık gösteremez, övgü amaçlı yayın yapmazlar. Gazete ve diğer yayınlarda yönetici konumlarda olanlar konferanslara, bilimsel toplantılara çağrılı olmak dışında bu türden ticari amaçlı gezilere katılamazlar. Temsil amacıyla katıldıkları gezilerin masrafları gazete tarafından ödenir. Üst düzey siyasi gezilerde tarafsızlık ve haberde gerçekçilik ilkesinin zedelenmesine izin verilmez.”
Yayın İlkeleri’mizin 2/17 maddesi ise Okur Temsilcisi’ne ilkelere uygun davranılıp davranılmadığını denetleme görevi verir:
“2/17-Cumhuriyet gazetesi ve diğer yayınlarda açıklık, şeffaflık esastır. Gazete ve diğer yayınların ilkelere uygun olarak çalışıp çalışmadığı, haberciliğin temel unsurlarına uyulup uyulmadığını denetleyebilmek ve okurlara, kamuoyuna hesap verebilmek için Vakıf Yönetim Kurulu’nca Ombudsmanlık oluşturulmuştur. Ombudsman ya da Okur Temsilcisi tüm yapılmış yayınları ilkelere uygunluk açısından gözden geçirmek hak, yetki ve sorumluluğu altında görev yapar. İlkeler dışında editoryal servislerden ve idareden bağımsız olarak görevini yerine getirir. Temsilci, okur eleştiri, istek ve önerilerini gazetenin editoryal ve idari yönetimine iletmek, gerekli durumlarda habere konu olanlarla haberciler arasında hakemlik yapmakla yükümlüdür.”
Gazetemizin internet sitesinde sürekli yer alan, her zaman başvurulabilecek yayın ilkelerimizi, özellikle bu iki maddeyi hatırlattığım için üzgünüm. Ama geçen günlerde gazetemizin bir yöneticisi 1/7. maddedeki açık hükme karşın bir ticari şirketin yol ve konaklama masraflarını üstlendiği bir geziye katılmakta sakınca görmemiştir. Kendisinin uyarıldığından eminim. Ama bu konu uyaran yetkili kurul ile kendisi arasında kalabilecek bir konu değildir. Bu nedenle bu açık ihlali burada kayda geçirmeyi İlkelerin bana verdiği “gazete ve diğer yayınların ilkelere uygun olarak çalışıp çalışmadığını denetleme” görevinin bir gereği sayıyorum.

Magazinde ölçü kaçıyor mu?
Okurlarımızdan sıklıkla gelen eleştiriler arasında birinci sayfada çok sayıda haber başlığına, kısa özete ve fotoğrafa yer veriliyor olması önemli bir yer tutuyor. İkinci ve önemsediğim eleştiri ise “sürmanşet”in yerli yersiz kullanıldığı eleştirisidir. Sürmanşetin manşet haberden daha da önemli bir habere dikkat çekmek ya da önemli bir duyuru yapmak için kullanılması gerektiğini belirten okur eleştirisine katılıyorum. Bir diğer eleştiri magazin haberleriyle ilgilidir. Geçen günlerde sevilen bir oyuncunun düğünü ile ilgili habere neredeyse yarım sayfaya yakın yer ayrılmış olmasını okurlarımız yadırgadılar. Magazine özellikle de siyasi magazine daha çok yer verilmesine hiç kimsenin itirazı, eleştirisi yok, ama eski deyimle “ifratla tefrit” arasında uygun bir yerde durmanın gazetemize daha çok yakışacağını düşünüyor okurlarımız. Ben de yazıişleri yöneticilerinin dikkatine sunuyorum.

Bilgi ve yazım hataları
Değerli bir okurumuz, kimi önemli bilgi ve yazım hatalarına dikkat çekti. Aslında o hataların sahiplerine duyurmamın yeterli olacağı kanısında okurumuz. Ama ben hepimizin bu türden hatalar yapabildiğini, yapabileceğini dikkate alarak burada yer vermenin daha iyi olacağını düşündüm. 86 yaşındaki emekli öğretmen okurumuzun hatırlatmaları şöyledir: 1. Bir ay kadar önce, bir yazarımız “Giyotin en son 1939’da kullanıldı” diye yazdı. Wiki’ye baktım: 1974’te kullanılmış en son. Bekledim hiçbir düzeltme gelmedi (geldi de ben görmediysem, affedin). Öğrenmek isteyen yanlış öğrendi. 2. Daha yakın bir tarihte, bir başka yazarımız Elias Canetti’den “Çek yazarı” diye söz etti. Kimsenin bir milliyet yakıştırmadığı, sadece Rusçuk doğumlu ve Almanca yazar diye bilinen Canetti -düzeltme geldi de görmediysem affınızı dilerim- birkaç okurun belleğine Çek diye girdi. 3. Bir de gereksiz yere kullanılan Osmanlı kalıntısı tamlamalar var: a) Geçen gün hanım yazarlardan biri “ahvali şerait” yazmış. “Koşulların durumları” demek ki, bunu yazmak istemiyordu herhalde. “Durumlar ve koşullar”ın karşılığı “ahval ü şerait”tir. Ne gereği var? Türkçe yazılsa kıyamet mi kopar? b) Yine bir hanım yazar “Kaddafinin aklıselim olacağını...” diye bir şey yazıyor. “Akl-ı selim” tamlamasını “paltosu kahverengi”, “yazısı okunaksız” gibi niteleyici, sıfatlandırıcı bir takım sanıyor. Yalnız o değil. Pek çok imzanın üzerinde görüyorum. Aklıselim olunmaz, aklıselim sahibi olunur. Sağduyu sahibi gibi. Evin çatısı tutuşmuşken alt katta piyano çalmaya benziyor bu dediklerim, ama yine de yangının bir gün söneceğini düşünmeliyiz.

Cumhuriyet’i tezgâh altına saklayanlar var
Son zamanlarda yaşadığım ilginç bir olayı anlatayım size. Gazete bayisine gittim, dışardaki rafta gazetemi göremeyince satıcıya “Cumhuriyet var mı” diye sordum. Tezgâh altından çıkarıp verdi. “Dışardaki rafa neden koymuyorsun Cumhuriyet’i” dedim, yanıtlayamadı. Gazeteyi saklamanın doğru bir tutum olmadığını biraz da sert bir şekilde hatırlattım. “Bu gazetenin isim babası Mustafa Kemal Atatürk’tür. O olmasa belki sen bile olamazdın” dedim. Bu ilk değil, aynı olayı son 6 ay içinde üç dört kez yaşadım. Malum çeteler Cumhuriyet’in satılmasını engelliyor. Bilginize sunarım... İhsan Erdem Okur
Temsilcisi’nin
notu: Bu türden engellemeler ne yazık ki son günlerde arttı. Ayrıca son günlerde internet sitemiz de “kimliği belirsiz” kişi ya da makamlarca engellendi. Satış servisimiz bayilerdeki engellemelerle uğraşıyor. Sistem servisimiz de internet sitemize bu haksız ve hukuksuz saldırıları önlemeye çalışıyor.

Yabancı sözcükler, kısaltmalar
Cumhuriyet gazetesinin sürekli bir okuruyum. Yabancı sözcükler ve kısaltmalarla ilgili eleştirimi dikkate alabilir misiniz acaba? Otomobil sayfasını hazırlayan Hakan Akarsu Bey’e 3 kez yazdım, yanıt alamadım. Sorduğum suydu: segment, kompakt, SUV, lansman, pick-up ne demek? Yok mu bunların Türkçesi? Neden surekli CEO yazıyorsunuz? Neden kısaltmaların Türkcesi yok ya da neden kısaltmaların İngilizceleri kullanılıyor? IMF yerine (Uluslararası Para fonu) UPF yazmak çok mu zor? Sevgi ve saygıyla. İsmail Kılınç

Reklamlar iyi de...
Eskiden zevkle takip ettiğim WEB sayfanızdaki haberler (özellikle görsel içerikliler), artık çok sık olarak açılan birçok reklam nedeni ile maalesef okunamaz hale geldi. Her ne kadar yazıları takip etmeye çalışsam da sürekli olarak yeni bir reklam çıkması, dikkatimi dağıtıyor açıkçası. Medyadaki birkaç güvenilir haber kaynağından birisi olmanıza rağmen, bu reklamlar nedeni ile artık sayfanızdaki haberleri takip etmek istemez oldum. Bilgilerinize sunar, iyi çalışmalar dilerim. Saygılarımla... Emrah Aksoy  


Yazarın Son Yazıları

Sondan Bir Önceki 7 Eylül 2018
Hava Tükenmeden 31 Ağustos 2018
Burjuvazi Mon Amour! 29 Ağustos 2018
Haftanın Dökümü 27 Ağustos 2018
Hep Biz mi Ödeyeceğiz? 26 Ağustos 2018
Unutma Yarın Cumartesi 24 Ağustos 2018
Geleceği Kurtarmak 22 Ağustos 2018
Gazetecilik ölüyor mu? 17 Ağustos 2018
Kim Kriz İster? 15 Ağustos 2018