Hikmet Çetinkaya

Ülkücü - Nurcu...

06 Mayıs 2018 Pazar

                                                                                                     Tarihe not düşmek için - 47

Cumhuriyet’in dün birinci sayfasından verdiği haber, tarikatların ne denli örgütlü olduklarını, adı açıklanmayan askeri birlikleri kamerayla görüntülediklerini, camilerde Türk Silahlı Kuvvetleri’yle ilgili hutbeleri imamlara okutmadıklarını içeriyordu...
Tarikatlar dün olduğu gibi bugün de örgütlüler...
Değişen bir şey yok!..
Acaba tarikatlar yazılı ve görsel basında ne denli örgütlüler?
Tarikat şeyhleri salt siyasi parti liderleriyle değil, kimi medya patronlarıyla da içli dışlı...
Üstelik bu medya patronları laik demokratik Cumhuriyeti savunmak için birbirleriyle zaman zaman ‘bayrak yarışı’ bile yapıyorlar...
Tarikat şeyhlerinin medyada örgütlü bir gücü var; bu güç köşe başlarını tutmuş, her gün ‘Nurculuk’, ‘Nakşibendilik’ üzerine övgüler düzüyor...
Medyadaki örgütlü ‘kalem gücü’ kimi işadamları ve sanayiciler, politikacılarla da içli dışlı...
Tarikat şeyhleri medya patronunu arayıp şöyle diyebiliyor:
“Şunlar, şunlar Batı Çalışma Grubu’nun adamı, yazı yazdırmayın, televizyonlarda program yaptırmayın...”
Tarikat şeyhleri son günlerde böyle bir yöntem izliyor...
Bir dostum anlattı:
“Tarikat şeyhi, şimdi bu yöntemi izliyor, bazı gazetelerdeki köşe yazarlarını ‘dolarla’ besleyip BÇG’yi eleştiren yazılar yazdırıyor, bu iş çok sistemli yapılıyor; dikkat edin, tarikat şeyhlerine karşı medyada bir suskunluk başladı...”
Tarikat şeyhleri bu yöntemi öteden beri uygularlar...
Dörtbeş yıl önce tarikat şeyhleri benimle uzlaşmak için araya kimleri sokmadılar ki!
Baktılar olmuyor, bu kez haber saldılar:
“Biz çok güçlüyüz, istediğimizi yaptırırız, ayağını denk alsın...”
Ardından Susurluk Çetesi ortaya çıktı...
Abdullah Çatlı ve Haluk Kırcı’nın hangi tarikat şeyhleriyle bağlantılı olduğu anlaşıldı...

***

Dinci vakıflar denetleniyor mu; tarikat okulları, yurtları, dershanelerini denetleyen Milli Eğitim Bakanlığı ne gibi sonuçlar alıyor? Tarikatların mafya bağlantılarının amacıne, çıkar ilişkileri nasıl yürüyor? Ülkücü görüş, tarikat ilişkilerinde siyasetticaret zincirinde önemli birhalkayı oluşturuyor mu?
12 Eylül 1980 sonrası Türkİslam sentezi devlet kadrolarında iyice örgütlendi.Ülkücülerin büyük bir bölümü daha sonraki yıllarda Alparslan Türkeş’ten kopup tarikat şeyhlerinin ve şıhlarının himayesine girdi...
Avrupa DemokratikÜlkücü Türk Dernekleri Federasyonu 1985 yılında ‘şeriatçı görüşü’ benimseyip çalışmalara başladı. Abdullah Çatlı 22 Şubat 1982’de Zürih’te sahte pasaportla yakalandığında serbest bırakılması için yoğun çaba harcadı...
Avrupa DemokratikÜlkücü Türk Dernekleri Federasyonu daha sonraki yıllarda ünlü tarikat şeyhleri ve şıhlarıyla ilişki kurdu, Avrupa Milli Görüş Teşkilatı’na karşı mücadeleye başladı...
O yıllarda özellikle Almanya’daki camiler ve mescitler ülkücü-Nurcular, Süleymancılar, Milli Görüşçüler, Diyanetçiler ve Cemalettin Hocacılar olarak parsellenmişti...
Ülkücü-Nurcular dönemin Başbakanı Turgut Özal ve kimi bakanlarla çok sıkı ilişki içinde olup onlarla yurtdışında buluşuyorlardı...
19841994 yılları ülkücüNurcuların Türkiye’de ekonomik olarak örgütlendiği süreçtir; özellikle hayali ihracattan elde edilen paralar ‘eğitim’ ve ‘medya’ya aktarılmıştır...

***

Abdullah Çatlı ve arkadaşları Avrupa’da yıllarca elini kolunu sallayarak nasıl dolanmışlardır? Avrupa’da Abdi İpekçi cinayetinin kilit adamlarından Kürt ülkücü Mehmet Şener; neden Çatlı ve arkadaşlarıyla kavga etmiştir?
Şener 1982’de Türkiye’ye iade edilmesi gündeme gelince şöyle konuştu:
“Ben Kürt kökenliyim. Kürtlere Türkiye’de baskı yapılıyor, bu yüzden iade talebini kabul etmiyorum...”
Ömer Bağcı, Oral Çelik yurtdışında kaldığı sürede kimlerle ilişki içindeydi? Mahmut İnan pasaportu taşıyan Feridun Akkuzu 1985 yılında ülkücüNurcu hareketin içine girmiş midir? Akkuzu’nun Mehmet Ali Ağca’yla bağlantısı olmuş mudur?
1986 yılı Türkiye’de yoğun türban eylemlerine tanık oluyordu...
Birisi çıktı ve bu eyleme “dur” dedi...
Amaç, Başbakan TurgutÖzal’ı kurtarmaktı...
İşin ilginç yanı Türkiye’de türban eylemine “dur” diyenler Avrupa’da “destek” veriyorlardı...
İşte bir bildiri:
“Günümüzde, Türkiye’de devlet idaresinin en üst makamlarında bulunanlar bile sık sık Kuran’da örtünme emrinin olmadığını, başörtüsünün taklit yoluylaAnadolu’dayaşayaneski Rumlar ve Araplardan geldiğini söylüyorlar. Oysa örtünme ve başörtüsü ile ilgili ilahi emir Kuran’da açıkça yazılıdır...”
Türk-İslam sentezi bugün Nurcuların seçtiği yoldur ve çok sayıda eski ülkücü bu yüzden tarikat şeyhlerinin peşine takılmıştır...
Basında köşe başını tutmuş eski ülkücülerin “dinci örgütlenme” dediğinizde yanıtları bugün şöyle oluyor:
“McCarthy’ciliği bırakın, irticayla yatıp irticayla kalkmayın...”
Evet... Tarikat şeyhlerinin, şıhlarının sermaye gücü, şimdi medya patronlarını sıkıştırıyor, tarikatlara toz kondurulmuyor...
(Bu yazı 25.7.1998’de yayımlanmıştır.) 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Aşklar ve sevinçler... 9 Eylül 2018
Hoşça kal hüzün... 6 Eylül 2018
Bir garip yolcu... 4 Eylül 2018
Sevda düşleri... 2 Eylül 2018