İkisi Arasındaki Çatlak

03 Kasım 2012 Cumartesi

Recep Tayyip Erdoğan, Cumhuriyet yürüyüşçülerinin önündeki barikatların kaldırılması konusunda Polise ben talimat vermedimdiyor.

Anlaşılıyor ki, talimatı Abdullah Gül vermiş...

Aynı çelişki açlık grevcileri için de söz konusu. Biri, Yiyip içiyorlar diyor, diğeri Sonlandırılmalıdiyor.

Söylenenlere bakılırsa, iyi polis-kötü polis oyunundan çıktı, bir farklı ayrışmaya doğru gidiyor iki eski MTTBli yakın dostun ilişkisi.

Ankarada dile getirilenlere kulak kabarttığınızda duyuyorsunuz kimi çatırtıları:

- Abdullah Gül istemezse, Erdoğan Çankayaya çıkamaz...

- Tayyip Erdoğandaki bastırılamaz ihtiras, durdurulamaz hırçınlık, daha sakin olan Abdullah Gülün elini güçlendiriyor...

- ABden sonra ABD de, çoğu kez ne yapacağı belli olmaz hale gelen Erdoğandan desteğini çekiyor...

- Bu gidişle AKPde yerel seçimlerden önce, en geç Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi bir bölünme, beklenmedik bir gelişmeden sayılmamalı...

Unutmadan: Ayrışma, kesinlikle dünya görüşünde değil, kişilik özelliklerinde!

Güvenimiz Yerine Geldi

Cumhuriyetin sermayeye de orduya da emanet edilemeyeceği hep söylenir, yazılırdı.

Şimdi yaşayarak öğreniyoruz.

Tarihte örnekleri çok: Aydınlanma yaşamış toplumlar zaman zaman bocalayabilirler ama tümüyle geriye düşmezler.

İçinde bulunduğumuz dönemin bir ortaçağ, Cumhuriyet için bir gerileme devri olduğu kesin...

Bu ortaçağdan; Atatürkün kurduğu Cumhuriyetten, Atatürkün kurduğu partiye değin tüm kurumlar olumsuz etkileniyor.

Ama genimizde saklı bağımsızlık, özgürlük ve eşitlik duygusunun verdiği dirençle bu ortaçağı da aşacağız.

29 Ekimde halk olarak güçlü olduğumuzu gördük, özgüvenimiz yerine geldi. Yakında gerçek öncü ve önderlerimizi de buluruz.

Biz halkız, yeniden doğarız.

İllegal

Ankarada biber gazına, basınçlı suya, polis copuna karşın Cumhuriyetine tüm yüreği ile sahip çıkanlar illegal örgüttenmiş.

Kim söylüyor bunu?

Ülkenin istihbaratının başına oturtacağı yakın adamını, yabancıların hakemliğinde yasadışı ayrılıkçı şiddet örgütü ile görüşmeye gönderen söylüyor... Partisi, Anayasa Mahkemesince laiklik karşıtı eylemlerin odağıolmaktan cezaya çarptırılmış olan söylüyor.

Salla gitsin.

Yoktan Var Etme

 

Belediyeleri toptan AKPli yapma tasarımına ilişkin yazılarımıza bir katkı da Prof. Dr. Sabri Ergüneyden geldi:

Son yerel seçim öncesinde Bahçeşehir belde belediyesi lağvedilip yoktan varedilen Başakşehir Belediyesine (o zamana kadar Küçükçekmece Belediyesine bağlıydı) bağlandı. Başakşehir ile Bahçeşehir arasında coğrafi sınır yok. Arada Avcılar ve K. Çekmece toprakları (!) var. Bahçeşehir Belediyesinin tüm malvarlığı Başakşehire devredildi. Hamdolsun hiç sıkıntı çekmedik, aynı belediye binasına (tabelasında Başakşehir yazmasını hazmederek) başvurabildik! Ama neticede, Madımak sanıklarının avukatlarından biri olan Mevlüt Uysal yönetiminde bir yerel yönetime terk edildik.

O dönemde, bu durumu meşrulaştıran yasayı protesto etmek, bir işe yaramadı. 150-200 kişi, kendi kendimize bağrıştık. Birçok medya köşesine ses gelir ümidiyle başvurdum. Sonunda sesimi kestim.

Bunlarda oyun bitmez!

Bu tür mücadeleler, Fatih Hilmioğlunun neden bir gece evinde kalmasına izin verilmedi?sorgulamasına benziyor! Mesele o değil ki! Mesele, neden Fatih Hoca içeride?

 

Cadde

Boyu

Boy boy reklamlardan biliyoruz, İstanbulun son kalan toprak parçalarına da siteler kuruluyor. Birinin adı da Maslak 1453.

Okurumuz Deniz Banoğlu, merak etmiş, aramış ilgili şirketiNeden 1453?diye. İşte yanıtı:

Efendim, sitenin yapılacağı arazinin önündeki caddeyi ölçmüşler, tamı tamına 1453 metre. Caddenin önceden adı yokmuş, çünkü onu da kendileri döşeyeceklermiş ve boyu metreyle ölçünce ne ilginçtir ki, 1453 metre çıkmış. Ondan 1453.

Banoğlu diyor ki:

Bundan sonra dikilecek bir başka gökdelenli sitenin adı da 2023 olur belki. Caddenin boyuna göre.

Kin

Kindar gençlikten geliyor. Öyle görmüş, öyle büyümüş.

Yüzünden, mimiklerinden, konuşmalarından çok belli:

Toplumun laiklikten, Cumhuriyet ilkelerinden yana kesiminden iğreniyor, hatta onlara kin duyuyor. Gözleri çakmak çakmak. Bıraksalar, bir kaşık suda boğacak.

Ve bu haliyle Cumhurbaşkanı olacak; Türkiye Cumhuriyeti ile Türk ulusunun birliğini temsil edecek!

Yeltsin Örneği

Yurttaşlar biber gazını yerken Kemal Kılıçdaroğlu, korumalarınca Ulus Meydanından kaçırılırcasına çıkarıldı. Anıtkabire de gitmedi.

Bir dostumuz dedi ki:

Hatırla, tankın üzerine çıkan Yeltsin, Rusyaya devlet başkanı olmuştu.

Yükselen

Dalga

Geçen hafta Ulusta 7den 77ye, halk bir barikat aştı.

Geçen hafta Sinan Erdem Spor Salonunda, AKPliler yuhalanırken halk içten gelen tepkisini ilk kez açıktan gösterdi.

Her iki gelişme, yükselen dalganın habercisidir. Kıyıya vurmaya başladı, yakındır, kumdan kaleleri de yıkar.

 


Yazarın Son Yazıları

Çöküşe Doğru 14 Kasım 2020
Olacaksın Şehnameci... 7 Kasım 2020
Yargı Didişmesi 17 Ekim 2020
Kimin Cumhuriyeti? 3 Ekim 2020
İmamın Görevi 26 Eylül 2020
Ekşimiş Sirke Takımı 19 Eylül 2020
Hangi Bağımsızlık? 22 Ağustos 2020